|
AVRUPA,
TÜRK,
SİYASET?..
Temel
değerler bir kere yerinden oynatılmayı görsün,
bir daha yerli yerine oturtulana kadar ona bağlı,
onun sayesinde yerinde durarak bir mânâ ifade eden herşey
alt-üst olur. Değişik medeniyetlerin ve kültürlerin
bazı değerleri aynı zamanda insanlığın
da ortak değerleri olmasının yanısıra,
yine her milletin, her medeniyetin başlıca özelliklerini
ortaya koyan, vazgeçilmez temel değerleri vardır.
Bu özellikler, bir milleti diğer milletten ayıran
ana özelliklerdir. Zaman içinde “millet” olmanın
esas özelliğinin değerler bazında cereyan ettiğine
şahit olduk. Bu özellik, ırkî ayniyetten ziyade,
harsî (kültürel) müştereklikten kaynaklanan özelliktir.
Dünya’ya hakim olan medeniyet değerlerinin “Batı
Medeniyeti”ne ait olduğu gerçeğini herhalde
herkes kabul etmektedir. Kendini toparlamaya, yerinden oynatılan
değerlerini yeniden oturtmaya çalışanların
ve İslam Medeniyeti’ne mensubiyet şuuru duyanların
hissedilir derecede mücadele vermeleri ise, şimdilik bu
gerçeği değiştirecek noktada değildir.
Avrupalı siyasetçi, devlet adamı sözde ve icraatta
kendi değerlerini dikkate alarak adım atar. Avrupa
Birliği Anayasası –her ne kadar muhafazakârlar
bazı yerlerine itiraz etseler de- kendi değerleri ölçü
alınarak hazırlanmaktadır. “AB, aynı
zamanda bir değerler birliğidir” cümlesini
yetkili ve etkili ağızlardan vurgulanarak, sık
sık duyarız.
Kültürel kimliğin gözardı edildiği, dikkate
alınmadığı, önemsenmediği ve hatta
hor görüldüğü bir Türkiye gerçeği var gözlerimizin
önünde. Ve hâlâ bu yanlış yönlendirmenin bize
millet olarak ne kadar pahalıya patladığı
hakikatını görmeyen/göremeyen kör beyinler var
yine gözlerimizin önünde...Futbol sahası dahilindeki
kurallarla voleybol sahasındaki kurallar değişiktir:
Futbolda ayakla, voleybolda ise elle topa vurulur. AB’ne
girmek isteyen Türkiye, sınırlarını onların
çizdiği sahada, Roma-Bizans-Hıristiyan kültür değerleri
üzerine inşa edilmiş AB’nin çatısı altında,
siyaset yapmak mecburiyetindedir.
Bu nasıl olacak?.. Mensup olduğu medeniyetin hayati
önem taşıyan değerlerini AB’ne nasıl
kabul ettire(bile)cek? Benim tanıdığım ve
bildiğim Avrupa, vazgeçemiyeceği medeniyet değerleri
üzerinde yükselecek bir Türkiye’yi ne bünyesine alır,
ne de AB sınırları dışında da
olsa, buna tahammül eder.
Gerek Türkiye, gerekse Batı Avrupa Türkleri olarak, yazımızın
başından beri ortaya koymaya çalıştığımız
manzarayla karşı karşıyayız. Avrupa
birliğine girme mücadelesi verirken de, Avrupa’da
siyaset yapmak isteyen azınlık olarak da bu din,
tarih ve kimlik karışımı mevcut siyasi
ortamı görmek ve bilmek mecburiyetindeyiz.
Başkalarına hayranlık duyanlar için geçerli söz:
“Varlığım varlığına armağan
olsun!” gibi olmasa da, “Varlığım sana bağlıdır”
gibi olur. Bu da, kendi varlığını tanımamak
olarak kabul görür. Kendisini tanımayanı tanımaz,
kendisine saygısı, güveni olmayanı da adam
yerine koymazlar!..
Yapılması gereken nedir?
Herşeyden önce gerçekleri görmek: Ne olduğundan aşağıda,
ne de yukarıda durmak. Başkalarını tanımadan
önce kendini tanımak. Gelişen/değişen
hadiseleri hissiyattan ve peşin hükümden uzak
yorumlayabilmek. Talip olduğu işin ehli olmak.
Temsil noktasında kabiliyet ve şahsiyet sahibi olmak.
Siyaseti “şark kurnazlığı”gibi değil,
“garp siyaset ilmi” olarak görmek ve bilmek.
Batı Avrupa Türkü olarak, “alt kimlik”likle
ablukaya alınmış düşünce dünyasını
aşarak, asimile olmadan sosyal ve siyasi hayata uyum sağlayarak,
“arena”ya çıkabilecek cesaret ve basireti gösterebilmek.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|