·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


Bu Günden Korkuyordum

    
Ülke topraklarının işgal edilmesinden bu kadar korkmuyordum. Çünkü biliyordum ki; işgalci ne kadar güçlü olursa olsun, ehl-i vatan kadar yürekli ve cesur olamaz, onun öz yurdu uğruna göğsünü siper etmesi karşısında, işgalci sipere sinecek ve neticede er veya geç, geldiği gibi defolup gidecekti.

     Aman töre elden gider, din elden gider, diyerek yasakların arkasına sığınanlara, başkalarıyla tanışmaya, buluşmaya, yüzleşmeye korkanlara fazla itibar etmez, ürkekliğine, kendine ve kendinden olanlara güvensizliğine ve özünden bihabersizliğine acırdım. Çünkü biliyordum ki; kapalı toplumlar ve kültürler, şayet diğerleriyle tanışır ve karşılaşırsa kendini yeniler, ufku genişler, mukavameti artar, dostu ve düşmanı daha yakından tanımış olur.

     Kendi farklılıklarını görmekten, kabullenmekten, dile getirmekten ürken, onlarla biraraya gelmekten korkanlardan korkuyordum. Çünkü biliyordum ki; aynı tarihi, coğrafyayı ve değerleri paylaşanlar karşılıklı biraraya gelmeseler, günün birinde onları, birileri karşı karşıya getirecekti.

     Şair, “Değmesin mabedimin eline namahrem eli” diyerek zamanında haykırırcasına ikazını yapmış olmasına rağmen, işgalci güçlerin kirli çizmeleriyle mabedimi çiğnemesi de beni  o kadar korkutmadı. Çünkü tarihî tecrübelerime dayanarak biliyordum ki; bu barbarlıklıklar ve çirkeflikler karşısında teslimiyetçi ruhun  yerini hürriyet aşkı, inançsızlığın yerini iman ateşi, gafletin yerini hidâyet alacak, direnç noktamız olan mabedler, namahremin kirli elleri ve emellerinden kurtarılarak, hür vicdanımız ve pak imanımız gibi olacaktı.

     Ölmekten ve öldürülmekten korkmuyor, sadece nahak yere öldürülenlere yüreğim yanıyor, öldürenleri nefretle  lanetliyordum. Her ölenin arkasından mukaddesatını savunacak yeni adayların çıkacağını ve katillerin akıttıkları kanda birgün mutlaka boğulacağını ve zulmün hiçbir zaman payidar olamayacağını da biliyordum. Gelecek nesiller için, “onlar vatanları, hürriyetleri, mukaddesatları ve sizlerin istikbali için işgalçi güçlere karşı kahramanca çarpışarak şehit oldular” diye tarihe not düşecektim.

     Sayfalar dolusu kitaplarda, çarşaf çarşaf gazetelerde dinime hakaretlerden, Peygamberime çizgi çizgi küstahlıklardan rencide oldum ama korkmadım! Bu din, nice hâyâsız saldırılara maruz kalmasına rağmen hâlâ dimdik ayaktadır. Ben, İslâm’ın yok olmasından korkmuyor, müslümanın dize gelmesinden korkuyordum. Çünkü biliyordum ki; Din Gününün Sahibi, o güne kadar onu zaten koruyacaktı.

     Hakaretlere, küstahlıklara ve sömürgeci zihniyete karşı seviyeli protestolardan, şahsiyetli tavırlardan memnun oldum ama elçilik binalarının işgalinden, milletleri temsil eden bayrakların yakılmasından korktum. Çünkü biliyordum ki; provakatörler, dünyaya “Müslümanın Çirkin Yüzü”nü göstermek için bu manzarayı hedeflemişlerdi. Bu gayeye hizmet eden hainleri, gafilleri ve cahilleri lanetledim.

     Batı’nın “Alevi, Sünni, Şii Müslüman” demesinden rahatsız olmuş ama korkmamıştım. Aynı ağız ve zihniyetle müslümanı sınıflandıran “müslümanlar”dan korktum! Düşmanın, müslümana reva gördüğü ne alçakça işkencesinden ve ne de mabed bombalamasından bu kadar korkmamıştım.

      “Müslüman”ın cami bombaladığı, namazda saf saf Allah’a yönelmiş müslümanların kanının akıtıldığı günden korkuyordum. O gün, bugündür! Şimdi ben, tarihe nasıl bir not düşecek, gelecek nesillerime ölenler ve öldürenler için ne diyeceğim?...

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Bu Günden Korkuyordum
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ülkemizden çalınan tarihi eserlerimize sahip çıkalım
Prof. Dr. Ümit Özdağ
12 Eylül Öncesi Hesaplaşması ve Sol Kültürel Terör
Haldun Çancı
Türkiye'nin Batı Sorunu
Yakup Yurt
Kısır Döngü veya Kuyruğunu Isıran Yılan
Fikret Ekin
Oyun İçinde Oyun mu?
Üzeyir Lokman  Çaycı
Yolcular
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Kuş Gribi ve Bilime Verdiğimiz Önem
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Şefik Kantar
Ey Alman, Titre ve Kendine Dön !
Yılmaz Kuzucu
Hacda nefsi Kurban edebilmek 
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Hidayet Kayaalp
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları: İlgi Kalıpları
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Ali Kılıçarslan
Yeni meclis, eski kafa
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç