|
BAŞÖRTÜSÜ
VE
BAŞÖRTÜLÜLER
Başörtüsünden
dolayı Türkiye’de olduğu gibi, Almanya’da da başörtülülerin
başı ağrımaya devam ediyor. Bir metre kumaş
yüzünden koparılan fırtınanın
sebebini anlamakta artık zorlanmıyoruz, çünkü; başörtü
karşıtları, bazen dolaylı, bazen satır
aralarında, bazen de açıkca, gerekçeli tavırlarını
ortaya koyuyorlar.
Federal Almanya Anayasa Mahkemesi, Fereshta Ludin’in başörtülü
oluşu yüzünden uğradığı mağduriyeti,
“kararsız bir karar”la siyasilere havale ettiği
günden beri Alman Kamuoyu’nda “Başörtüsü”
hararetle tartışılmaktadır.
Demokrasi, insan hak ve hukuku, düşünce ve inanç özgürlüğü
ve azınlık hakları gibi birçok konuda Türkiye’ye
dersler veren, örnek olma iddiasında olan Almanya, “Başörtüsü”
konusunda :
1-
Peşinhükümlü
2-
Yeterli bilgiden yoksun
3-
“Müslümanlar geliyor!” korkusuna hakim
4-
Kendisi gibi olmayanlara karşı tahammülsüz
5-
Belli siyasi partiler tarafından istismara müsait
Bütün bunlara rağmen, sadece inançtan kaynaklanan başörtüsü
bağlama meselesinde, bazı eyaletler ve siyasi
partilerin tutumları da taktire şayandır.
Bir metre bez üzerine koparılan fırtına:
Köy
kadını, fabrika işçisi, temizlikçi veya ev
kadının başörtüsü dikkat çekmez, kimseyi
rahatsız etmezken, yeni nesilin başörtüsünden niçin
ürkülüyor, bu bir metre bez yüzünden fırtınalar
koparılıyor?
Almanya’nın haftalık gazetesi “Die Zeit”
25.9.03 tarihli nüshasında: “Başörtüsü eşittir
kadına baskı eşittir İslamcılık
eşittir özgürlük ve demokrasi tehdidi” bu düz formülle
geçerliliğini kaybetmiştir artık. Mesele, örtüyle
ilgili olmaktan ziyade, örtünün altında saklı
olanla ilgilidir.”
Başörtüsünün altında saklı olan, kafadır,
beyindir. Bu kafalar; okuyan, düşünen, ilim ve meslek
sahibi, toplumda şahsiyeti ve fikriyatıyla kendine
yer edinme, kabul görme hedefi olan hanımefendilere
aittir. Bu örtü; birçok art niyetli, önyargılı
ve konunun cahili olanların iddia ettiği gibi, “İslam’ın
sembolü” değildir. Bu örtü; kadınlığı
şehveni arzularının tatmininde kullanan ahlaksızlığın,
tüketim sisteminin mal alımı ve satımında
reklam aracı olarak istismar ettiği, pazara döktürdüğü,
deşifre ettirdiği kadınlık hazinesinin üzerine
çekilen ar perdesidir.
Bu örtünün öncekilerden başka bir tarafı daha
var: Bu örtüde bir zerafet, asalet, estetizm ve şahsiyete
bürünmüş kapasite vardır. Bir ‘öz’e dönüş,
bir şuurlanma, kendini yeniden keşfetme vardır.
“Die Zeit”ın yukarıda verdiğimiz
yorumundan:”Bunun aydınlık tarafı da var, o
da insan haysiyetinin ifadesidir: Kendi hür iradesiyle başörtüsü
bağlayanların sayısı giderek çoğalırken,
başörtüsü; hıristiyanların haç, yahudilerin
takke’yle dinlerine bağlılıklarının
ifade etmeleri gibi değerlendirilebilir. Çünkü, saçları
kapatmak; kimliğin pekişmesini ve kendine saygının
güçlenmesini teşvik ediyor. Müslüman kadınların
çoğu, başörtülü olarak yabancı mekanlarda
daha özgürce hareket edebildiklerine inanıyorlar. Bu ülkedeki
başörtülüler artık uzun zamandan beridir baskı
altında, sindirilmiş, eve kapatılmış
mahluklar değillerdir. Bunların birçoğu
tahsilli, aydın, modern kadınlardırlar. Onlar,
bazen bilgisayar uzmanı, bazen postane veya sigorta
kurumlarında memur, bazen de, eğer müsade edilirse,
öğretmendirler.
Not: Konuya devam edeceğiz.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|