·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de

   
BİZE  BENZEMİYORSUN
Sabahın erken saatinde günlerden beri yaptığı gibi en yakın gişeye gitti, gazeteyi alıp tekrar odasına çıktı. Kiralık evlerin olduğu sayfayı çevirdi ve tam gönlüne göre bir ev gözüne takıldı. Hemen verilen numaraya telefon etti ve ev sahibiyle anlaştıkları saatte kiralık dairenin olduğu adresde buluşmak üzere sözleştiler.
Ali, Almanya`da büyümüş, burada üniversite tahsilini yapıyor. Almanca`yı da mükemmel konuşuyor. Sözleştikleri saatte Ali kiralık dairenin kapısının önüne dikildi, zile basıp yukarı çıktı. Ali´yi merdivenlerde ev sahibi Alman biraz şaşkın bir yüz ifadesiyle karşıladı. Ali, kendisini tekrar tanıttı; sizinle daha önce telefonla görüşmüştük, dedi.
Alman şaşkınlığını gizliyemedi: Nasıl olur, ben bir Alman`la görüştüğümü zannediyordum. Halbuki siz yabancısınız.
Ali, pürüzsüz bir almanca konuştuğu için mülk sahibi onun "yabancı" olma ihtimalini hiç düşünmemişti.
Ali, ev sahibi Alman´ın tedirginliğini daha yeni farketti: Hayır, yanılıyorsunuz, ben de Alman vatandaşıyım.
Cebinden Alman vatandaşı olduğunu belgeleyen pasaportunu çıkarıp adama uzattı. Alman, pasaportu açıp bakmaya bile lüzum görmedi. İnanıyorum, demekle yetindi ve ilave etti: Alman pasaportunuz olabilir ama siz bir Alman`a benzemiyorsunuz. Kusura bakmayın, evi size veremiyeceğim.
Ali, bir adama  bir de elinde tuttuğu pasaportuna baktı, kızardı-bozardı, hiddetlenir gibi oldu; birşeyler söylemek için ağzını doldurdu, sonra vazgeçti. Elindeki pasaporta sahip olmak için az mı koşturmuştu. Onu havaya kaldırdı, yere atıp ezmek istedi. Hiçbirşeye yaramadı, diye mırıldandı. Sonra, saygısızlık olur, dedi ve tekrar cebine sokarak adamın yanından uzaklaştı.
(Yukarıda sizlere aktardığım konu, tarafımdan uydurulmuş bir senaryo değildir. Tanıdığım birTürk gencinin, daha doğrusu; Türk kökenli, Alman uyruklu, bir üniversite talebesinin başından geçen bir vakıadır.
Ben, sadece isim değiştirdim, o kadar.)

ARKASIZLIK
Anadolu insanının yanlızlığı, sahipsizliği, kimsesizliği dile getiren küçük bir hikâyesi vardır: Adamın karnına tekmeyle vurmuşlar; vay arkam.. vay arkam.., diye inleyince vuran adam da şaşırmış: Ben senin karnına vurdum, sen, arkam, diye iniliyorsun. Bu neyin nesi olur?
Dövülen adam: Benim arkam olsaydı sen benim karnıma böyle vurabilirmiydin?
Tabiki vuramazdı. Arkası (taraftarı, sahip çıkanı) olsaydı vurabilirmiydi? Vuramazdı.
Mazlûm miletlerin (haklı olup da zayıf olanların, sahipsiz olanların) arkaları olsaydı zalimler tarafından bu kadar ezilir, sömürülür, katledilebilirleymiydi? Diye de konuyu dağıtmak istemiyorum.
Konumuza dönüyorum: Alman vatandaşı Ali`ye reva görülen bu muamele acaba hiç de Alman olmayı düşünmeyen ve hatta doğru dürüst Almanca bile konuşamayan bir Amerikalı Mike yapılabilirmiydi? Alilerin arkasında ne onlara sahip çıkabilecek güçlü bir Türk Devleti ve ne de yeni vatandaşına önyargısız ve samimi olarak kucak açan bir Alman Devleti var.
Aliler fakirlikten buralara geldiler. Bu yeni dünya düzeninde, sadece zenginler ve fakirler, sarışınlar ve esmerler, iyiler ve kötüler, onlardan olanlar ve olmayanlar var. Daha açıkcası (onlara göre), medeni-hıristiyanlar ve bedevi-müslümanlar var. Siz akıllı olsaydınız bize muhtaç olmaz, buralara kadar ekmek paranızı kazanmak için gelmezdiniz, demeğe getiriyorlar.
Almanya´da otuz seneyi aşkın bir süredir yaşayan  insan olarak, yetkili yetkisiz ağızlarda çiğnene çiğnene çürüyen sakız haline gelen "entegrasyon"(uyum) kelimesinden kına getirdiğimi itiraf etmeliyim.
--Almanya`da ikibuçuk milyon Türk yaşıyor:
--Alman vatandaşlığı için müracaat edenlerin oranı: %6.4
--Alman vatandaşı olmayı düşünenlerin oranı: %14.8
--Alman vatandaşlığına geçmeye karar verenlerin oranı: %20.5
--Alman vatandaşlığını düşünmeyenlerin oranı ise: %57.1
(Kaynak: Der Spiegel, 10/2002)
Aslında yukarıya aktardığım bu istatistiki verileri ayrı ayrı yorumlamak gerekir, fakat şu andaki yerimiz buna müsait değildir. Yine de bilginiz dahilinde olmasını istedim.
Gerek yukarıdaki rakamlardan ve gerekse Almanya´da ikâmet eden 2.5 milyon Türk azınlığa mensub olan bir insan olarak çıkardığım netice özet olarak şudur:
1. Alman vatandaşlığına yanaşmayanların büyük çoğunluğu 1. ve 2. nesile aittir.
2. Bu nesilin Alman devleti ve halkıyla bir problemi olmamıştır. Sessiz sedasız, sahipsiz ve gariban, ağzı olup dili olmayan, bu ülkenin şimdiki seviyeye gelmesinde büyük payı olan, kahvesine, derneğine veya camisine gidip gelen bu nesil gurbette kendi değerlerini küçük dünyası olan evinde yaşamaya ve yaşatmaya çalışırken Alman televizyon kanallarının ve yazılı basının gündeminden düşmemiştir. Kadının başörtülüsü, erkeğinin sakallısı, konu "yabancılar" olunca hep ön plana çıkmış, göze batmıştır.
3. Bilhassa ekonomik şartların ortaya koyduğu zorunluluktan dolayı burada kalmaya karar verenlerde bile bir huzursuzluk hakim. Siyasilerin seçim malzemesi olan, yerli halk tarafından daima üçüncü sınıf insan muamelesi gören, hor görülen, alay konusu olan, her hareketi göze batan, taşındığı apartmandan Alman komşuları ,"buraya Türk taşındı" diyerek binadan taşınmayla onları getolaşmaya iten bir azınlığı ne yerli halkın sevmesi ve nede o azınlığın yerlileri sevmesi beklenemez. Bunun aksini iddia edenler ya yalan söyler ya da gerçekleri görme ferasetine sahip değildir.
4. Alman devletinin başına ciddi sosyal ve ekonomik problemler çıkaranlar büyük çapta burada doğup büyüyen, Almanca´yı Türkçe´den daha iyi konuşan, mensub olduğu kültürün milli-manevi değerlerinden yoksun kalmış veya bırakılmış, Alman Devleti´nin yanlış ve entegrasyondan ziyade asimilasyona yönelik politikalarının ürünü olan nesillerdir.
5. Uyum için güdülen politika, koyulan teşhis, söz konusu olan nesillerin köklerini sökerek şahsiyetsizleştirmiştir. Bu nesil, -büyük çapta- hem Türk azınlığın hem de Alman Devleti`nin başına -tabiri caizse- belâ olmuştur.
Bu mesele, ne Türk derneklerinin ve Türk Devleti´nin DİTİP`li, Atatürkçü`lü yaklaşımlarıyla ve ne de Alman Devleti`nin şu andaki geçerli yabancılar politikasıyla çözülemez. Aksi mümkün olsaydı biz de aynı konuyu tekrar -şimdiki acı haliyle- kaleme almazdık.
Aksi olsaydı şayet; üniversite talebesi, Alman vatandaşı Ali´ye kiralık olan evi verirlerdi.

SAYFA BASI

Yazarın diğer yazıları:
Korkak
Modern zamanların vatanseverliği
Çıplak 
Tufan'daki "Tufan"
Hayatı yaşamak
İbret
Yolun neresindesiniz?
Tadını çıkarmak
Gençlerim eyvah!
Düşmansız Yaşamak
"Enternasyonal  terörizme  karşı  savaş"
Sahipsiz Toplum
Meydan Okumak
Afganistan bombalanıyor
Medeniyetler çatışması veya tekerrür eden tarih
Dünyanın gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11 eylül ve sonrası
Gönlünüz rahat mı?
Dibe Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar 
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU DOĞUM" VE İNSANLIK 
Dilimiz - Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına Özel"
Odak Noktamızdaki İnsan
Hasbihal - 2
Toplumun Aynası

Hasbihal
Okuyormusunuz?

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Editör'den

Hedef

Mahmut Aşkar
Bize benzemiyorsun
Fikret Ekin
Dünden Bugüne Değişen Bir Şey Yok
Latif Çelik
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…
Ismail Tüysüz
Düşen Ecyad kalesi ile birlikte aklıma düşenler
İsmail Altıntaş
Aile ve toplumsal işlevi
Muhsin Ceylan
Çay, zeytin, helva, kurufasulye ve rakı
Sizden Biri
Uyarı
Şefik Kantar
Önemli bir başarı !
Ali Kılıçarslan
40 yıl önce 40 yıl sonra
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı
Abdullah Güler
Toprak Ana