|
BİZİMKİLER
Geçenlerde
bir arkadaşı iş yerinde ziyaret ettim. Siyasi görüşlerimizde
epey farklılıklar olmasına rağmen iyi bir
dostluğumuz var. Bazen ben ona takılırdım
ama bu sefer o erken davrandı:
-Sizinkilerden ne haber?
Biraz
alaylı bir soruş şekliydi bu. Ne kastettiğini
anladım. Doğrusu biraz da zoruma gitti.
Derken, ağırlığını Türkiye`deki
gelişmeler teşkil etmek üzere, görüşmemizi
tamamladıktan sonra ayrıldım. Ama "sizinkiler"
kelimesine ve onun yaptığı çağrışıma
takıldım:
Arkadaşın "sizinkiler" dediği
bizimkilerdi. Bizimkiler de acaba bizler için "bizimkiler"
diyebiliyormuydu?
Kimdi
bu "Bizimkiler" ?:
Sevdalandığımız
yola kırık-dökük bir arabayla devam ederken bir
"12 Eylül" sabahı U.S.A markalı bir tanka
tosladık. Daha doğrusu tank bize tosladı.
Kazaya (!) sebebiyet veren biz olmadığımız
halde suçlu görüldük. Ölenlerimiz, yaralananlarımızın
yanı sıra ayılıp-bayılanlarımız
derken aklımız başımıza ancak beş-altı
sene sonra geldi. Durum değerlendirmesi yapalım
dedik. Kimse bizi dinlemedi. Daha türkçesi, adam yerine
koyulmadık. Bildiğiniz gibi o günden sonra
bizimkiler burunları doğrultusunda yollarına
devam ederken beyni ve gönlüyle bu yola sevdalanmışların
büyük bir kısmının samimi feryatları,
varlıklarını başkalarının var
oluşuna borçlu olan bir takım "dava adamları"
tarafından bastırıldı.
Bizimkiler,
herşeye rağmen hiç de bizimkilere yakıştıramadığımız,
bir kurultaydan sonra yeni liderlerini seçerek yollarına
devam ettiler. Çok uzun bir zaman geçmeden "tarihi bir
fırsat" yakaladılar. Bizi, hele o saatten sonra
hiç kendilerinden saymadıkları halde reyimizi de
duamızı da kendilerinden esirgemedik. Bunu
bizimkiler bilmez, Halık bilir.
Biz
onlara, yine bizimkiler diye baktık. Bazen; hadi
arslanlarım Cenab-ı Allah bir imkân tanıdı,
gösterin kendinizi! Bu milletin yüzünü güldürün!
Vallahi biz de sizinle gurur duyacağız, diyecektik
ki, hevesimiz kursağımızda kaldı. Nerdeyse
bizimkileri tanıyamayacak hale geldik. Gördüklerimize gözlerimiz,
duyduklarımıza kulaklarımız şahitlik
yapıyordu .
Yıllarımızı,
o yıllarla beraber verilebilecek herşeyimizi verdiğimiz,
bir harekâtın lider kadrosu ve "dava" mührünü
elinden bırakmayanlar, hakiki dostu düşman gibi görenler
ve yılların birikimini, emeğini ve
beklentilerini böylesine çar-çur edenler mi -ihanete dilim
varmıyor- "dava"ya kötülük yapıyor
yoksa "hain" ilan ettik leriniz mi? Diye sorası
geliyor insanın. Velhasılı bizimkilere hem acıyor
hem de kızıyorum, çünkü:
Bizimkiler, ehilin elindeki emaneti alıp cahile verdiler.
Dostu görmezlikten gelip düşmanı tanıyamadılar.
Devlet idaresine talip olanlar, hele hele uzun yıllara
yayılan bir mücadelenin neticesinde, iç ve dış
dengeleri iyice tarttıktan sonra bir de kendilerini
tartmalıdırlar, tartmalıydılar. Anlaşılan
odur ki, bizimkiler ne tartmış ve ne de tartılmışlar.
Her hal-ü kârda bu hezimetin bedelini , yeri gelince felan dönemin
milletvekilleri veya bakanları olarak Türk siyasi
tarihine geçecek olanlar değil, bu davanın hiçbir
dünyevi menfaat beklemeden hizmetkârlığını
yapmış olan isimsizler ödeyecek.
Bizimkiler!...Düzene çekidüzen verecektiniz.....Yamulmadık
yeriniz kalmadı. Hangi "değer"i
koruyabildiniz? Taviz vermediğiniz ne kaldı?.. Siz,
gerçekten bizimkilermisiniz?
Siz,
yerden mantar biter gibi bitmediniz. Sizin oraya gelişinizden
evvel bizim o yollarda harcadığımız
gecemiz gündüzümüz, canlarımız, gençliğimiz
var..
Düşlerimiz,
ümitlerimiz, ülkülerimiz var. Yaratan`ın huzurunda iki
elimiz yakanızda olacaktır bilesiniz, bizimkiler!
Yazarın
diğer
yazıları:
Dünyanın
gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11
eylül ve sonrası
Gönlünüz
rahat mı?
Dibe
Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU
DOĞUM" VE İNSANLIK
Dilimiz
- Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına
Özel"
Odak
Noktamızdaki İnsan
Hasbihal
- 2
Toplumun
Aynası
Hasbihal
Okuyormusunuz?
|