|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|
BUGÜN
DEĞİLSE NE ZAMAN?
Gülmek, ağlamak,
korkmak ve hiddetlenmek gibi özellikler insanın fıtratında
vardır. Bu insani özelliklerini, daha bebeklik çağlarında
gayriihtiyari gösteren insanoğluna bugünlerde birşeyler
mi oldu acaba? Sindirim sistemlerinde, aşırı
açlıktan ve aşırı beslenmeden
kaynaklanan bozukluğunu bildiğımiz 21.asır
insanının sinir sistemleri de mi tahribata uğradı
dersiniz?..Ar damarlarının çatladığını
bildiğimiz günümüz insanı, daha yetmişli yıllarda
Kamboçya, Vietnam, Nikaragua, Filistin ve daha nice ezilmiş
ülkeler için sokağa dökülür, yumruklar sıkılır,
anti emperyalist sloganlarla yer-gök inletilirken,
sempatisini, öfkesini, tavrını ortaya koyar, hiç
olmasa kendi ideolojisine göre birilerinin lehine,
birilerinin de aleyhine tepki gösterirdi.
Neredeyse dünya entellektüelinin ve üniversiteli gençliğinin
ezici çoğunluğunun sempatisiyle beraber, dayanışmasını
da kazanmış Filistin Davası ile ilgili gelişmeler;
geçmişle kıyaslanamayacak kadar, Filistin Halkı'nın
aleyhine tezahür etmesine rağmen, o taraftar, o duyarlılık
ve o tepki nerede? "Efendim, komünizmin çökmesinden
sonra o gençlik de kalmadı, şimdi tek kutuplu bir
dünyada yaşıyoruz." şeklinde bir
savunmayı duyar gibi oluyorum.
Eğer, düşünmeden iddia edildiği gibi, dünya
tek kutuplu olsaydı; İslam Coğrafyası
bugün ateşler içinde yanmaz, kanlar içinde boğulmazdı.
Demekki, iki kutuplu bir dünyada yaşamaya devam
ediyoruz: Sömürgeci Batı ve onun karşısına,
komünizmin yerine (yine Batılılar tarafından
biçilen rol) İslam.
Batı'nın tepkisizliğini, taraf olmaya, bağlayalım.
Yurdu-yuvası işgal edilen, ekmeği elinden alınan,
ocağı söndürülenler, dövülen, öldürülenler?..
Ve bu nahak yere akıtılan kanları seyreden,
kulakları tırmalayan, yürekleri parçalayan bu
feryat seslerini duymayanlar, ve şahsiyetsiz, ve yalaka,
ve köle ruhlu insanlar!.. Ağlasanız, "korkudan
veya üzüntüden", çarpışarak düşseniz,
"yiğitliğin şanından", haykırsanız,
"hiç yoktansa..." diyeceğim.
İşgal
altındaki sadece topraklar mı? Ya beyinler?...
"Fetva"yla beraber, kalıplar da başka
diyarlardan geliyor; "Radikal İslam", "Ilımlı
İslam", "Modern İslam", "Şii
İslam", "Sünni İslam", "Alevi
İslam", "Terörist İslam", "Fundamantalist
İslam"... Hangi İslam'a talipsiniz?
"Ben hiçbirisinden değilim, veya bu
isimlendirme-sıfatlandırmalara karşıyım."
diyemezsiniz, dedirtmezler!.. Siz, verilen rolü üstlenmek
ve oynamakla görevlisiniz. Siz, sadece, senaryoda sizin için
yazılmış rolü oynarken; 'iyi adam', 'kötü
adam', 'kahraman' veya 'korkak' sınıflandırmasına
bile müdahale edemezsiniz, ettirmezler! Tıpkı, 'iyi
müslüman', 'kötü müslüman' gibi. Çünkü, siz
yönetmen değil, figüransınız!
Nice "dost" dediklerini günün birinde "düşman"
ilan ettiler ve nice yükseklere
çıkarttıkları "kahraman"ları
da günün birinde alaşağı ettilerse, sizi de
bugün tepeye çıkaranlar, yarın çukura
atabilirler.
En azından kendi "senaryo"nuzu ne zaman
yazacak, "yönetmen"liğe ne zaman başlayacaksınız?
Bugün değilse, ne
zaman?
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|