|
DOĞU
GERÇEĞİ
Güneşin doğuşu gibi medeniyetlerin de doğduğu,
eski Roma topraklarının (Rumeli) atalarımız
tarafından fethedilerek yurt edinildiği bu diyarı
yeniden keşfetmeğe çalışıyorum. Çetin
tabiat şartları, iklimi gibi çetin meselelerle Türkiye
gündemini meşgul eden, Ankara'nın devamlı başını
ağrıtan doğu, aynı zamanda Anadolu'daki
bin yıllık medeniyetimizin de başlangıç
yeri, giriş kapısıdır. Doğu; geri
kalmışlığın, feodol (aşiret)
hayat tarzının, hor görülmüşlüğün, sürgünlerin
adresi, başkaldırının, isyanların,
terörün eksik olmadığı, adaletsizliğin,
ezilmişliğin, cehaletin hem mevcut olduğu hem
de istismar edildiği bir vatan parçası. Türkiye'de
nüfus artışını yeni doğumlarla
devamlı beslemesine rağmen habire batıya göç
vererek bölge nüfusunun geriye gittiği doğu bölgemiz,
ülke için istikbal vaad eden
insanlara ne yazık ki gelecek vaad etmemektedir.
Başka ve özet bir ifadeyle; Türkiye'nin sosyal, siyasi
ve iktisadi meselelerinin çözümü doğuyla endekslidir.
Bu meselelere yerinde hal çareleri bulunmadan ülke
meselelerini çözmek mümkün değildir. Çünkü, doğulu
kendi meselesini doğup büyüdüğü bölgede
halledemediği takdirde ülkenin batısına doğru
taşıyarak "Bölgeye Ait Sorunlar" ülke
geneline yayılarak "Türkiye'nin Sorunları"
haline geliyor ve tüm ülke insanı bundan menfi olarak
etkileniyor. Doğuyu tanımayan Türk vatandaşı,
Türkiye'yi hakkıyla tanımış sayılmaz
kanaatindeyim. Doğu'yu Batılı ülkelerin görmek
istediği gözle görürseniz, hem bölge gerçeklerini ve
altında yatan sebepleri kavrayamaz hem de etnik milliyetçilerin
bölücü ve terörist hareketlerine katkıda bulunmuş
olursunuz. Bu da ülkeye sadece zarar verir, iç barışı
dinamitlemeğe devam
eder. Bu bölgenin bir insanı olarak, Kürt ve Türk kökenli
vatandaşın arasındaki aile, akrabalık
dostluk, hatta vatandaşlık bağlarını
asırlardan beri nasıl pekiştirerek yaşatıldığını
ben bilirim ama Avrupa Birliği ülkesinin bilmem hangi
parlamenteri bize özgü bu meziyetimizi hem anlamaz,
anlayamaz, hem de anlamak ve bilmek istemez. Çünkü onların
geçmişlerinde kendilerinden olmayanlara karşı
sadece kan ve gözyaşı vardır. Biz onların
ilmi ve teknolojik gelişmelerine talip olduğumuz
gibi onlar da bizim bu vasfımıza talip olsalardı
dün olduğu gibi bugün de dünyanın birçok yerinde
mazlumlara kan ve gözyaşını reva görmezlerdi.
Insanlık ve adalet konusunda Batılıların
bu toprakların insanlarından öğrenecekleri pek
çok şey vardır.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Meselesi, önceleri
iktisadi iken zamanla siyasileştirilmiştir. A.B.D ve
AB gibi Batılı güçlerin öteden beri dünyanın
kilit noktasında bulunan ülkemiz üzerinde emperiyal (sömürgeci)
emelleri herkes tarafından zaten bilinmektedir. Almanya,
Fransa, Ingiltere ve Hollanda gibi ülkeler "Ben Kürt'üm"
diyen binlerce insana siyasi iltica
hakkı tanırken, bu insanları sevdiği için
bunu yaptıklarına inananların aklından
şüphe ederim. Aynı ülkeler diğer taraftan Türk
ve Müslüman unsurları ya asimile etmek veya geri göndermek
için binbir baskı ve taktik uygulamaktadır. Tüm bu
bilinen dış etkenlere rağmen, ülkemizin bu bölgesinin
terörün, yoksulluğun ve dış güçlerin
ellerinde Türkiye'ye karşı koz olarak kullanılmasının
asıl sebebi ve müsebbibi yine kendi gerçeklerine sırtını
dönen kendimiziz. Hayat kaynağımız olan kültürel
ve ekonomik potansiyelimizin bulunduğu kendi coğrafyamıza
sırtımızı dönmeyerek kıymetini bilmiş
olsaydık, saygı ve muhabbetle muamele görür, gücümüze
güç katardık. Halbuki biz yüz yıldan bu yana kapıdan
kovulduğumuz, tepeden bakıldığımız
Batı'ya yüzümüzü döndürdük. Batı, bu coğrafyanın
nimetlerini talan etmek için kan akıtmaya, ocaklar söndürmeğe
devam ederken biz bu nimeti yıllar
yılı geri teptik.
Kendi coğrafyasında bir bolluk bereket ve istikrar
adası olan Türkiye, aynı zamanda Balkanların
ve Ortadoğu'nun en güçlü ülkesidir. Sadece doğudaki
sınır komşularımızla ticari münasebetlerimizi
Avrupa ülkelerinin kendi aralarındaki seviyeye yakın
bir düzeye getirebilsek, Türkiye bırakın yurt dışına
işçi göçü veren ülke konumunda olmayı, çevre
ülkelerden çalışmak için göç alan ülke
durumuna gelir. Aradan birkaç yüzyıl geçmesine rağmen,
"Zenci" muamelesi görmeğe devam eden dünün köleleri
Amerikalılar herşeye rağmen gururla "Ben
bir Amerikalıyım" diyebiliyor çünkü bu
"Süper Güç"ün vatandaşı olmanın
avantajlarını yaşıyorlar. Her yönüyle
kalkınmış bir Türkiye'nin insanları (hangi
etnik, siyasi veya mezhebi inanca ait olursa olsun) teröriste,
bölücüye ve ülkemiz üzerinde hain emeller besleyenlere
pabuç bırakır, onların oyunlarına alet
olur mu? Işi ve aşı olan insanlar alt
kimliği öne çıkarmak isteyenlerin heveslerini
kursaklarında bırakırlar. Hele
hele bu insanlar bir de eğitilmiş ve aydınlatılmış
insanlar olurlarsa.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|