·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


DOĞU GERÇEĞİ

Güneşin doğuşu gibi medeniyetlerin de doğduğu, eski Roma topraklarının (Rumeli) atalarımız tarafından fethedilerek yurt edinildiği bu diyarı yeniden keşfetmeğe çalışıyorum. Çetin tabiat şartları, iklimi gibi çetin meselelerle Türkiye gündemini meşgul eden, Ankara'nın devamlı başını ağrıtan doğu, aynı zamanda Anadolu'daki bin yıllık medeniyetimizin de başlangıç yeri, giriş kapısıdır. Doğu; geri kalmışlığın, feodol (aşiret) hayat tarzının, hor görülmüşlüğün, sürgünlerin adresi, başkaldırının, isyanların, terörün eksik olmadığı, adaletsizliğin, ezilmişliğin, cehaletin hem mevcut olduğu hem de istismar edildiği bir vatan parçası. Türkiye'de nüfus artışını yeni doğumlarla devamlı beslemesine rağmen habire batıya göç vererek bölge nüfusunun geriye gittiği doğu bölgemiz, ülke için istikbal vaad eden
insanlara ne yazık ki gelecek vaad etmemektedir.

Başka ve özet bir ifadeyle; Türkiye'nin sosyal, siyasi ve iktisadi meselelerinin çözümü doğuyla endekslidir. Bu meselelere yerinde hal çareleri bulunmadan ülke meselelerini çözmek mümkün değildir. Çünkü, doğulu kendi meselesini doğup büyüdüğü bölgede halledemediği takdirde ülkenin batısına doğru taşıyarak "Bölgeye Ait Sorunlar" ülke geneline yayılarak "Türkiye'nin Sorunları" haline geliyor ve tüm ülke insanı bundan menfi olarak etkileniyor. Doğuyu tanımayan Türk vatandaşı, Türkiye'yi hakkıyla tanımış sayılmaz kanaatindeyim. Doğu'yu Batılı ülkelerin görmek istediği gözle görürseniz, hem bölge gerçeklerini ve altında yatan sebepleri kavrayamaz hem de etnik milliyetçilerin bölücü ve terörist hareketlerine katkıda bulunmuş olursunuz. Bu da ülkeye sadece zarar verir, iç barışı dinamitlemeğe devam
eder. Bu bölgenin bir insanı olarak, Kürt ve Türk kökenli vatandaşın arasındaki aile, akrabalık dostluk, hatta vatandaşlık bağlarını asırlardan beri nasıl pekiştirerek yaşatıldığını ben bilirim ama Avrupa Birliği ülkesinin bilmem hangi parlamenteri bize özgü bu meziyetimizi hem anlamaz, anlayamaz, hem de anlamak ve bilmek istemez. Çünkü onların geçmişlerinde kendilerinden olmayanlara karşı sadece kan ve gözyaşı vardır. Biz onların ilmi ve teknolojik gelişmelerine talip olduğumuz gibi onlar da bizim bu vasfımıza talip olsalardı dün olduğu gibi bugün de dünyanın birçok yerinde mazlumlara kan ve gözyaşını reva görmezlerdi. Insanlık ve adalet konusunda Batılıların bu toprakların insanlarından öğrenecekleri pek çok şey vardır.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Meselesi, önceleri iktisadi iken zamanla siyasileştirilmiştir. A.B.D ve AB gibi Batılı güçlerin öteden beri dünyanın kilit noktasında bulunan ülkemiz üzerinde emperiyal (sömürgeci) emelleri herkes tarafından zaten bilinmektedir. Almanya, Fransa, Ingiltere ve Hollanda gibi ülkeler "Ben Kürt'üm" diyen binlerce insana siyasi iltica
hakkı tanırken, bu insanları sevdiği için bunu yaptıklarına inananların aklından şüphe ederim. Aynı ülkeler diğer taraftan Türk ve Müslüman unsurları ya asimile etmek veya geri göndermek için binbir baskı ve taktik uygulamaktadır. Tüm bu bilinen dış etkenlere rağmen, ülkemizin bu bölgesinin terörün, yoksulluğun ve dış güçlerin ellerinde Türkiye'ye karşı koz olarak kullanılmasının asıl sebebi ve müsebbibi yine kendi gerçeklerine sırtını dönen kendimiziz. Hayat kaynağımız olan kültürel ve ekonomik potansiyelimizin bulunduğu kendi coğrafyamıza sırtımızı dönmeyerek kıymetini bilmiş olsaydık, saygı ve muhabbetle muamele görür, gücümüze güç katardık. Halbuki biz yüz yıldan bu yana kapıdan kovulduğumuz, tepeden bakıldığımız Batı'ya yüzümüzü döndürdük. Batı, bu coğrafyanın nimetlerini talan etmek için kan akıtmaya, ocaklar söndürmeğe devam ederken biz bu nimeti yıllar
yılı geri teptik.

Kendi coğrafyasında bir bolluk bereket ve istikrar adası olan Türkiye, aynı zamanda Balkanların ve Ortadoğu'nun en güçlü ülkesidir. Sadece doğudaki sınır komşularımızla ticari münasebetlerimizi Avrupa ülkelerinin kendi aralarındaki seviyeye yakın bir düzeye getirebilsek, Türkiye bırakın yurt dışına işçi göçü veren ülke konumunda olmayı, çevre ülkelerden çalışmak için göç alan ülke durumuna gelir. Aradan birkaç yüzyıl geçmesine rağmen, "Zenci" muamelesi görmeğe devam eden dünün köleleri Amerikalılar herşeye rağmen gururla "Ben bir Amerikalıyım" diyebiliyor çünkü bu "Süper Güç"ün vatandaşı olmanın avantajlarını yaşıyorlar.  Her yönüyle kalkınmış bir Türkiye'nin insanları (hangi etnik, siyasi veya mezhebi inanca ait olursa olsun) teröriste, bölücüye ve ülkemiz üzerinde hain emeller besleyenlere pabuç bırakır, onların oyunlarına alet olur mu?  Işi ve aşı olan insanlar alt kimliği öne çıkarmak isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakırlar. Hele
hele bu insanlar bir de eğitilmiş ve aydınlatılmış insanlar olurlarsa.


YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Doğu Gerçeği
Fikret Ekin
Arılardan İnsanlara...
M. Ali Aladağ
Türk de Olmasa.....
Üzeyir Lokman  Çaycı
Dilde Bozulmalar 
ve Kültür Yozlaşmas
ı
Yakup Yurt
Gurbetten Gelmişim...
Nuran Yelkenci
Kilitli Kapıların Ardındaki Sonsuz Hayat
Yılmaz Kuzucu
Röttingen deki „İslam Projesi“ tüm okullara örnekti
Mustafa Can
Sen de Yalnızım mı Diyorsun....
Ayten Kılıçarslan
Göçelim, ancak göçen olmayalım!
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Orhan Aras
Komplo Teorisi Yok-3
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Hasan Kayıhan
Avrupa Türkçesi veya Eurotürkisch
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Sebahattin Çelebi
İstanbul, hiçbir şeyim...
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç