|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|
BEN
DEĞİŞİYORUM, TÜRKİYE DEĞİŞİYOR
Uzun zaman görüşmediğiniz bir dostunuz size; Çok
değişmişsin, veya, hiç de değişmemişsin,
dese üzülürmüsünüz, yoksa memnun mu olursunuz?
Eğer, değişim ile ilgili teşhis,
bünyenizin dışa yansıyan kısmı
ile ilgili ise, "çok değişmişsin"e
genelde üzülür, "hiç değişmemişsin"e
de sevinir, memnun oluruz. Çünkü, birisi genç kaldığımıza,
yıllara kafa tuttuğmuza, diğeri ise bunun tam
tersi yani, yaşlandığımıza işarettir.
Yine, sizi yıllar sonra gören aynı dostunuz, -düşünce
alanınız, kafa yapınızı kastederek- :
Seneler önceki düşüncelerinden hiç sapmammış,
taviz vermemişsin, şeklindeki tesbiti ile,
hayret ne kadar da değişmişsin, tesbiti arasında
ne hisseder, kendinizi bundan dolayı hangi kategoriye
dahil edersiniz?...
Değişmediğiniz için, davanızın sadık
neferi, olmaktan dolayı "dava adamı"sınız.
Değiştiğiniz için de, davaya ihanet edenlerden,
"hain"lerdensiniz.
Türk solu kendisini -büyük çapta- sorgulayarak siyasi/ideolojik
arenada yerini aldı: Kemalist, sosyalist, sosyal demokrat,
milli sol, -az da olsa hâlâ-
marksist.
Türk sağı, siyasi sahadaki en labil (oynak, değişken),
en şahsiyetsiz, ürkek ve silik bir görünüm sergiliyor.
Geniş bir yelpazeye sahip olma hedefi hem "merkez sağ"ın
ve hem de Türkiye`nin işini zorlaştırıyor.
Kendini zihniyet olarak yeniliyememesinden dolayı hem büyük
bir vebal hem de
töhmet altında kalarak -en azından şimdilik-
siyaset meydanının kenarına itildiler.
1970´li yıllardan itibaren bütün engellemere rağmen,
giderek gelişen ve seksenli/doksanlı yıllarda
siyasi hayatımıza hareket ve dinamizm kazandıran
"Milli Görüş"
ve "Ülkücü Hareket" kendini yeniliyemediği,
gereken tedbirleri önceden almadığı için :
a) Milli Görüş/Refah Partisi hareketinden
değişimci AKP doğdu.
b) Ülkü Ocakları/MHP hareketinden "küskünler",
"hainler", "satılmışlar"ın
yanısıra pasifize edilenler, kendi kabuğuna çekilenleri
bir kenara bırakırsak, yılların birikimi
ve umudunu üç sene içinde bitiren bir "yorgun savaşçılar"
ordusu geride kaldı.
Memleket adına yazık oldu! Potansiyel
enerjiyi MHP kinetik enerjiye dönüştüremedi. Yenilenme
ve değişim isteyenler "hain"likle suçlanınca
ortaya çıkan neticede bu olacaktı elbette.
Türkiye´nin çağı yakalama mücadelesindeki en büyük
engel, hazırlopcu
"Atatürkçülük"tür.
Hiçbir zahmete katlanmadan, Türk askeri ve siyasi tarihinde
kendine layık
olduğu yeri edinmiş bir ismin arkasına sığınarak,
bedavadan mirasa konmak!.... Ve Atatürk dokunulmazlığını kendi dünyevi
dokunulmazlıkları halina getirerek suistimal etmek,
kendisi gibi olmayan ve düşünmeyenlerin üzerinde
"devlet", "laiklik"; "milli çıkarlar"
adına baskı uygulamak!
Dünya ve Türkiye gerçeklerini kafasındaki şablona
uymuyorsa reddederek, halkın seçtiklerine hep aşağılayıcı
ve şüpheci yaklaşımı bazen beynimize
vurulan bir pranga, bazen elimizi kolumuzu bağlayan kelepçe
olmuşlardır.
Atatürk´e ve samimi Atatürkçülere en büyük kötülüğü
yapanlar, dolayısıyla aynı derecede memlekete
de kötülük yapanlar yukarıdaki gibi Atatürkçülük
maskesinin arkasına saklananlardır.
İslamın gerçek düşmanları yine bu dine
mensup olup da din adına zulmeden, nefret tohumları
saçan, gerçekten yobaz, cahil, Allah´tan hakkıyla
korkmayan ilimden alimden bihaber, ilmi gelişmelerden
yoksun, hazırlopcu müslümanlardır. Bunlar, Kuran-ı
Kerim´i anlama noktasından çok uzaktırlar.
Müslümanların ilk ihtilafları; din adına
birbirlerini katletmeleri, hemen ilk halifeler döneminde baş
gösterir. Önyargısız, doğruları öğrenmek
isteyenler Hz. Ali dönemini ve O´nu iyi tetkik etmelidirler. Hz. Ali,
ilim ağırlıklı, ileri görüşlü, Hz.
Peygamber´den sonra dini en iyi yorumlayandır. İmam
Ali´yi de -bildiğiniz gibi- "müslümanım"
diyenler ve din adına şehit ettiler. Hz. Osaman´ın
da şehadeti yine aynı doğrultuda olmuştur.
Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Kuran yeniden
yorumlanmalıdır, diyor. Çok isabetli bir yaklaşım! İlmin geldiği son noktayı
kavrayamayan tefsirci, bu istikametteki ayetleri hakkıyla
izah edebilir mi?
Memleketin sosyal/siyasi şartları değişiyor,
Dünya´nın gidişatı değişiyor,
insanlarımın kafası değişiyor ve ben
de değişiyorum.
"Değişme"den
asıl kastım; gelişiyorum. Yanlışlarımı,
içimdeki "put"larımı, hatalarımı
yıkarak gelişiyor ve değişiyorum.
Türkiye de değişiyor.....değişecek! Gelişiyor....gelişecek!
Engeller, tabular teker teker yıkılacak! Yıkılmak
mecburiyetindedir.
SAYFA BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Ben
değişiyorum, Türkiye değişiyor
Ayak
bağı olmayın!
Bu
bayrak rüzgar bekliyordu
Avrupalı
olmak; niçin?
Türk
siyasi tarihinde yeni bir dönem
Bir
millet kurtarıcısını arıyor
Aman
ehliyetsizin elinden
Bir
"Vassiyetname" ve Ben
AB
üyeliği çıkmaz ayın başında
Almanya
siyasi hayatında Türklerin yeri
Ülküler
öldü mü
Ölmesini
de bilmek
Kerbela
yahut Filistin
Bize
benzemiyorsun
Korkak
Modern
zamanların vatanseverliği
Çıplak
Tufan'daki
"Tufan"
Hayatı
yaşamak
İbret
Yolun
neresindesiniz?
Tadını
çıkarmak
Gençlerim
eyvah!
Düşmansız
Yaşamak
"Enternasyonal
terörizme karşı savaş"
Sahipsiz
Toplum
Meydan
Okumak
Afganistan
bombalanıyor
Medeniyetler
çatışması
veya tekerrür eden tarih
Dünyanın
gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11
eylül ve sonrası
Gönlünüz
rahat mı?
Dibe
Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU
DOĞUM" VE İNSANLIK
Dilimiz
- Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına
Özel"
Odak
Noktamızdaki İnsan
Hasbihal
- 2
Toplumun
Aynası
Hasbihal
Okuyormusunuz?
SAYFA
BASI
|