A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de





Dirilin Artık...

Önce kendimizden başlayacağız. İnsanlığın gidişatını beğenmiyorsak, taşıdığı değerler itibariyle ‘bizden’ bildiğimiz ve dediğimiz insanların da mevcut vaziyetleri bizi kara kara düşündürüyorsa, evvela ‘biz’den başlayacağız. Bunun için; ben, sen ve o da düzelirse biz düzelmiş olacağız. Biz’i oluşturan tekil şahısların düzelip düzelmediğini gözden geçirmeden önce herkes özü yani ‘ben’i sigaya çekmelidir.

Şayet insanlığı kurtarmak gibi büyük bir gayeniz, ülkünüz varsa,  bu işi önce kendinizden başlatmak gibi bir de gayretiniz olmalıdır. Halkımın, milletimin ve nihayetinde bütün insanlığın selamete ermesi için, önce fert bazında bu düzelme gerçekleşmesi, zuhur etmesi lazım. Burada iki önemli ayrıntı var ki gözardı edilmemelidir: Birincisi; vahşi kapitalizmin ben merkezli bir hayat tarzı, dünyayı algılama biçimine saplanmamak ve ikincisi de; bizim kuşağımızın yaptığı, “ hele önce dünyayı veya milleti kurtaralım, sonra da bize sıra gelirse” gibi asla netice vermeyecek bir metot ve zihniyet hatası tekerrür etmemelidir.

“Eğer her fert kendini kurtarırsa bütün dünya kurtulur” sözü, bugünkü hâkim dünya düzeni mantığıyla son derece çelişdiğinden, insanlığı düzlüğe çıkarmaktan ziyade felâketlere sürüklediği için geçerliliğini ve inanırlığını kaybetmiştir.

Benim düzlüğe çıkmam için senin batman gerekiyorsa, bu mantık neticede önce seni sonra da beni batırır. Nitekim dünya çaplı malî krizin, insanlığı nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya getirdiği gözler önündedir.

Biz tekrar kendi tezimize dönüyor ve iddia ediyoruz ki; toplumun, halkın, milletin, ümmetin ve nihayetinde insanlığın huzura, refaha kavuşması önce fert olan ben ile başlar.Çünkü o ben, kendisini âlemin bir parçası olarak görür ve bütünü düzeltmeğe önce kendisinden başlar.

“Dünya bir yana ben bir yana” mantığıyla hareket edenler, kısa vadede kazanabilirler fakat uzun vadede kaybetmeye mahkûmdurlar. Nihaî hedefi sadece kendini kurtarmak olan bir zihniyetin, toplumumuzda açtığı ahlâkî ve ruhî yaralar gün geçtikçe biraz daha derinleşiyor. Bu manâda Türkiye, hâkim dünya düzeninin asimilasyon kıskacına itilmiştir. İnsanlığı huzura götürecek olan yolun önünü tıkayanlardan kendimizi kurtaramazsak, ne mensubu olduğumuz halka ne de diğer halklara faydamız olur.

İşte tam da bu noktada; dünyaya “Adem” gözüyle bakan ve kendini âlemin bir parçası görenler; köhnemiş, cazibesini ve geçerliliğini yitirmiş, hakkaniyet ölçüsünden uzak, zorba dünya düzenine karşı, âleme nizam ülküsü için yeniden ayağa kalkmalıdırlar.

Buna dudak büken, kendine olan güveni yitirmiş, başkalarının büyüklüğünü kabullenmiş, arasıra aykırı sesler çıkarsa da, asimile olmadan yana tercihini kullanmış, icraatı ve fikriyatıyla küçülmüş insanlarla aramızdaki fark burada başlar!

Bizim farkımız; büyük düşünmek, küçükten başlamaktır. Biz, “Kınayanların kınamasına aldırmadan” bir ömrü bu istikamette feda etmeyi kendimize şiar edinmişlerdeniz.

Ben merkezli bir dünya tasavvur edenle, âlemin merkezinde “Adem”i gören arasındaki fark gibidir bizim ötekilerle olan farkımız.

Büyük hayâllerden büyük düşünceler doğar ve bir milletin büyüklüğü de muhayyilesiyle orantılıdır. Düşüncelerimize duvar örenleri, ışığımıza perde gerenleri, hafızalarımıza sünger çekenleri görün... görün... görün artık!

Görün de dirilin, sahiplenin, davanıza sarılın artık... Sarılın da büyüklüğünü unutmuş bir milletin hafızası olun! Küllenmiş sevdalarımızı yeniden ateşleyin...  

Yüce Yaradan’dan niyazım odur ki; üzerime ölü toprağı atılmadan, dünya gözüyle senin dirilişini görmek isterim. Bir başka bahara kalmasın ümitlerimiz, yine bir başka bahara bırakılmasın ülkülerimiz...

 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Dirilin Artık...
Toplumun Kemâle Ermesi
Bu Parantez Açılmalıdır
Ebuzer: Sürgündeki Ülküdaşım
 

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
Dirilin Artık...
Yakup Yurt
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
İbrahim Selamet
İHH İnsani Yardım Vakfı
Muhsin Ceylan
Zirveden görünenler
 ve bir istifa
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç