|

Dirilin Artık...
Önce kendimizden başlayacağız. İnsanlığın gidişatını
beğenmiyorsak, taşıdığı değerler itibariyle ‘bizden’
bildiğimiz ve dediğimiz insanların da mevcut vaziyetleri
bizi kara kara düşündürüyorsa, evvela ‘biz’den başlayacağız.
Bunun için; ben, sen ve o da düzelirse biz düzelmiş
olacağız. Biz’i oluşturan tekil şahısların düzelip
düzelmediğini gözden geçirmeden önce herkes özü yani ‘ben’i
sigaya çekmelidir.
Şayet insanlığı kurtarmak gibi büyük bir gayeniz, ülkünüz
varsa, bu işi önce kendinizden başlatmak gibi bir de
gayretiniz olmalıdır. Halkımın, milletimin ve nihayetinde
bütün insanlığın selamete ermesi için, önce fert bazında bu
düzelme gerçekleşmesi, zuhur etmesi lazım. Burada iki önemli
ayrıntı var ki gözardı edilmemelidir: Birincisi; vahşi
kapitalizmin ben merkezli bir hayat tarzı, dünyayı algılama
biçimine saplanmamak ve ikincisi de; bizim kuşağımızın
yaptığı, “ hele önce dünyayı veya milleti kurtaralım, sonra
da bize sıra gelirse” gibi asla netice vermeyecek bir metot
ve zihniyet hatası tekerrür etmemelidir.
“Eğer her fert kendini kurtarırsa bütün dünya kurtulur”
sözü, bugünkü hâkim dünya düzeni mantığıyla son derece
çelişdiğinden, insanlığı düzlüğe çıkarmaktan ziyade
felâketlere sürüklediği için geçerliliğini ve inanırlığını
kaybetmiştir.
Benim düzlüğe çıkmam için senin batman gerekiyorsa, bu
mantık neticede önce seni sonra da beni batırır. Nitekim
dünya çaplı malî krizin, insanlığı nasıl bir tehlikeyle
karşı karşıya getirdiği gözler önündedir.
Biz tekrar kendi tezimize dönüyor ve iddia ediyoruz ki;
toplumun, halkın, milletin, ümmetin ve nihayetinde
insanlığın huzura, refaha kavuşması önce fert olan ben ile
başlar.Çünkü o ben, kendisini âlemin bir parçası olarak
görür ve bütünü düzeltmeğe önce kendisinden başlar.
“Dünya bir yana ben bir yana” mantığıyla hareket edenler,
kısa vadede kazanabilirler fakat uzun vadede kaybetmeye
mahkûmdurlar. Nihaî hedefi sadece kendini kurtarmak olan bir
zihniyetin, toplumumuzda açtığı ahlâkî ve ruhî yaralar gün
geçtikçe biraz daha derinleşiyor. Bu manâda Türkiye, hâkim
dünya düzeninin asimilasyon kıskacına itilmiştir. İnsanlığı
huzura götürecek olan yolun önünü tıkayanlardan kendimizi
kurtaramazsak, ne mensubu olduğumuz halka ne de diğer
halklara faydamız olur.
İşte tam da bu noktada; dünyaya “Adem” gözüyle bakan ve
kendini âlemin bir parçası görenler; köhnemiş, cazibesini ve
geçerliliğini yitirmiş, hakkaniyet ölçüsünden uzak, zorba
dünya düzenine karşı, âleme nizam ülküsü için yeniden ayağa
kalkmalıdırlar.
Buna dudak büken, kendine olan güveni yitirmiş, başkalarının
büyüklüğünü kabullenmiş, arasıra aykırı sesler çıkarsa da,
asimile olmadan yana tercihini kullanmış, icraatı ve
fikriyatıyla küçülmüş insanlarla aramızdaki fark burada
başlar!
Bizim farkımız; büyük düşünmek, küçükten başlamaktır. Biz,
“Kınayanların kınamasına aldırmadan” bir ömrü bu istikamette
feda etmeyi kendimize şiar edinmişlerdeniz.
Ben merkezli bir dünya tasavvur edenle, âlemin merkezinde
“Adem”i gören arasındaki fark gibidir bizim ötekilerle olan
farkımız.
Büyük hayâllerden büyük düşünceler doğar ve bir milletin
büyüklüğü de muhayyilesiyle orantılıdır. Düşüncelerimize
duvar örenleri, ışığımıza perde gerenleri, hafızalarımıza
sünger çekenleri görün... görün... görün artık!
Görün de dirilin, sahiplenin, davanıza sarılın artık...
Sarılın da büyüklüğünü unutmuş bir milletin hafızası olun!
Küllenmiş sevdalarımızı yeniden ateşleyin...
Yüce Yaradan’dan niyazım odur ki; üzerime ölü toprağı
atılmadan, dünya gözüyle senin dirilişini görmek isterim.
Bir başka bahara kalmasın ümitlerimiz, yine bir başka bahara
bırakılmasın ülkülerimiz...
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Dirilin
Artık...
Toplumun
Kemâle Ermesi
Bu
Parantez Açılmalıdır
Ebuzer:
Sürgündeki Ülküdaşım
SAYFA
BASI
|