|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|

Eğrisine Doğrusuna Sarrazin
“Thilo Sarrazin hep başkalarının ifade etmeğe cesaret
edemedikleri şeyleri söyleyebiliyor.”
(Constanze von Buulion, SZ)
Siz, bir yanlışı, hatayı veya eksikliği nezaketen veya
siyaseten açıkca söylemiyor, veyahutta söyleyecek medenî
cesareti kendinizde göremiyorsanız; bu suskunluk, o durumun
yokluğuna delâlet sayılmaz. Noksanlığı, çirkinliği veya
doğru olmayanı dile getirmek, hem dostça hem de düşmanca bir
niyet veya üslûpla söylenmiş olsa dahi; neticede bir
hakikata parmak basılmış olur.
Bazen insanlar bazen de toplumlararası münasebetlerde bu tür
yanlışlıklar umumiyetle dolaylı ifadelerle, ima yoluyla
telafuz edilir. Çevresindeki olup bitenleri gözetleyebilen
herkes bilir ki, âlenen söylenmese de, Almanya’daki Türk
azınlığa yerli (Alman) halkın bakışı hiç de içaçıcı değil!
Alman halkının önyargılarla dolu bu dışlayıcı tavrı, zaten
zaman zaman yapılan kamuoyu araştırmalarına da
yansımaktadır.
SPD’nin Berlin Eski Maliye Senatörü, Alman Merkez
Bankası’nın Yönetim Kurulu Üyesi, Türk ve Arap kökenli
azınlığı aşağılayan Thilo Sarrazin’i, aslında
açıkyürekliliğinden ve cesaretinden dolayı tebrik etmek
lazım. Onun düşüncelerini abartılı, ifadelerini keskin,
aşağılayıcı veya hakaret düzeyinde bulabilirsiniz; ki zaten
öyeldir! Fakat Alman vatandaşı Türklerin çokca rağbet
ettikleri bir siyasî partiden de olsa, Thilo Sarrazin
yaptığı açıklamayla, yerli-çoğulcu toplumun; genelde
müslüman, özelde Türk azınlığa bakışını yansıtmaktadır.
Bizim tabirle; adam baklayı ağzından çıkarmıştır. Zaten bir
gazetenin yaptığı kamuoyu araştırmasının neticesine
bakılırsa; Almanların %84’ü T. Sarrazin’e, Türkleri ve
Arapları aşağılayan ifadesine rağmen destek veriyorlar. Yine
aynı gazetenin (Bild) internet sayfasındaki Almanya’nın elit
kesimiyle yapılan görüntülü söyleşiler de aynı
doğrultudaydı.
Sarrazi susturuldu ama görevinden alınmadı. Sarrazi
kınanırken, dünya kamuoyu baskısı, kendi içinde yaptırım
gücü olmayan Türk azınlığın bağırıp çağırmasından daha etkin
oldu.
Günlerce yazılı ve sözlü medyada Almanların ve Türk
azınlığın konuyla ilgili görüşlerini toparlayıp ortalamasını
aldığımızda, Almanlar;
-Thilo Sarrazin’in Türkler ve Araplarla ilgili söyledikleri
doğrudur, fakat biraz yumuşak bir tonla söyeyebilirdi,
Türkler ise;
-Bu adam Türk düşmanıdır, derhal özür dilemeli ve görevinden
istifa etmelidir, gibisinden tepkilerini ortaya koydular.
Bardağın yarısı da dolu...
Alman halkının %80’ler civarında Sarrazin’e destek
vermesi kadar vahim önyargılı kanaatin, aynı derecede vahim
ve yanlış olan diğer versiyonu ise; Türk kamuoyu, böylesi
yüksek oranlara varan yerli-çoğulcu toplumun, Türk/Müslüman
azınlığa karşı bu menfî tavrını geçmişte olduğu gibi, bugün
de iyi okuyamamasıdır: Almanya kendi Türk azınlığına
bakarken; bardağın yarısını hep boş görmüştür. Doğrudur;
bardağın yarısı boştur ama yarısı da dolu... Türkler de
bardağa bakarken yarısını hep dolu görmüş, boş olan yarısını
da görmemezlikten gelmiş veya görmek istemememişler.
Sarrazi gibiler, kaldırımlarda sadece başörtülülere
baktıklarından, bütün Türk veya müslüman kadınları başörtülü
zanneder, kabul eder ve diğerlerini görmezler! O diğerleri
ki, işsiz kalmamak, devletin muhtaçlar kapısını çalmamak
için binbir meşakkatle kendi işyerlerini kuruyor ve devlete
vergilerini ödüyorlar. O diğerleri ki, doğru dürüst
okur-yazar bile olmayan babalarına, “İşçisin sen işçi kal!”
diyenlere inat, çığ gibi bir akademisyen ordusuyla arkadan
geliyorlar.
Almanya’yı fethedecek Türkler
Demek ki Almanya, biz Türk azınlık hakkında Sarrazi gibi
düşünüyor fakat açığa vuramıyordu. Bu adamın dedikleri
üzerine çok şey yazıldığı ve söylendiğinden dolayı
bilinenleri tekrarlamak istemiyorum. Beceriksiz, tembel,
üretgen olamayan, kafası da çalışmaz, topluma da karışmaz bu
Türk’den nasıl olur da Sarrazi bey, “Kosovolalıların
Kosovo’yu fethettikleri gibi...” Almanya’yı fethedecek
fatihler çıkarabiliyor, diye sormaya hazırlanırken;
demecinin devamında kafama takılan sorunun cevabı
kendiliğinden verilmiş: Üremeyle!
Türkler çok çocuk yaparak Almanya’yı fethedeceklermiş....
Nerdesin ey akıl? Hesap, kitap, istatistikler ülkesi,
feylezoflar diyarı Almanya ayağa kalk! Almanya Merkez
Bankası Yönetim Kurulu Üyesi, SPD’li Berlin Eski Maliye
Senatörü sıfatlarına sahip birisi, “Türkler üreyerek
Almanya’yı fethedecekler” diyor ve kimse de ses
çıkarmıyorsa... Evet, şayet ne Türkünden ne de Almanından
ses çıkmıyorsa.... Hem Alman, hem Türk otursunlar
Almanya’nın gelmiş olduğu bu haline ağlasınlar! Bari burada,
yani ağlaşırken belki birlik sağlanır, koro halinde
ağlaşırsak şayet, uyumu da böylece gerçekleştirmiş oluruz.
Bu, ‘Türklerin Almanya’yı Fethi” meselesi, bana tarihin
derinliklerinden gelen, daha doğrusu diriltilen, hortlatılan
bir sloganı hatırlatıyor: Die Türken kommen! (Türkler
Geliyor!)
Sigaya çekilen, sorgulanan hep Türklerdir. Bir de Alman
vatandaşlara sorsalar; evinize Türk bir damat veya gelin
ister misiniz, diye... Almanya menşeli ve milletlerarası
kamuoyu araştırmalarında, yapılan istatistiklerde,
Almanya’daki yabancıların, özellikle Türk/Müslüman
göçmenlerin dışlandıkları, ayırımcılığa tabi tutuldukları,
yerlilerle, hatta Avrupa’nın başka ülkelerinden gelen
hıristiyan yabancılarla, aynı (meslekî) özelliklere sahip
olsalar da, eşit muamele görmedikleri ve aynı haklara sahip
olamadıkları belgelerle ortadayken, Türkler arasındaki
işsizliğin ve eğitim düşüklüğünün vebali (sadece) Türklere
mi ait?
Bugün, “Devletin sırtından geçiniyor, üretgen değiller”
denilen Türkler, bu ülkenin en ağır, en pis işlerinde en az
ücretle çalıştırıldılar. Gösterilen işi, verilen görevi
harfiyen yerine getirirken itiraz haklarını kullanamadıkları
gibi, verilen ücretin azlığına da itiraz edemediler. Bu
ülkenin yeniden imarına yüzbinlerce Türk emek harcadı,
alınteri akıttı ve nihayetinde bir ömrü tüketti. Şimdi
onların burada yetişen evlatlarının bir kısmı başıboş
geziyorsa, bunun vebali, kime aittir?
Türkler elbetteki sütten çıkmış kaşık değiller... Türkler
arasındaki eğitim düzeyinin düşüklüğü, vasıfsız işçi
oranının yüksekliği ve ailelerin okul çocuklarına gereği
kadar ihtimam göstermemelerinden kaynaklanan olumsuzluklar
buradaki Türklerin görüntüsünü daha da kötüleştirmektedir.
Alman halkına tercüman Sarrazi
Bu kötü durumu etkileyen, ona zemin hazırlayan sebepler
ve çareleri herkesten önce Alman devletinin ele alması elzem
bir meseledir. Siyasî, dinî, meslekî ve sosyal yelpazenin
neresinde olursa olsunlar, bütün Türk kuruluşlarının en
öncelikli görevlerinden birisi, mevcut durumun analizini
yaparak çözüm yolları aramak ve özellikle Alman yetkili
mercilerinin kapısını çalmak olmalıdır.
Her türünden dernek yetkilileri önce kendi üyelerinin
meslek, iş ve diplomalı oranını yükseltmekden başlayarak
bunu Türk azınlığın geneline yaymayı hedeflemelidirler. Önce
mesuliyetini yerine getirmeyenlerimizin yakasına yapışmalı,
onu silkelemeliyiz ki, sonra da bizi adam yerine koymayan,
hakkımızı gasp eden, dışlayanların yakasına bilâhare
yapışabilme hakkımız olsun. Sarrazi, Almanya’da Türklere
karşı yerli toplumun beyninde içten içe fokurdayan
ithamları, töhmetleri, önyargıları, bazen de objektif
değerlendirmeleri açığa çıkardı, dışa vurulmasına vesile
oldu.
Göçmen Türk kuruluşlarının şimdi kabiliyetlerini,
kapasitelerini ve samimiyetlerini ispat etme, önceliklerini
sıralama zamanıdır! Bu son durum rapor edilmeli ve gereği
yaplımalıdır. Türk kuruluşlarının varlık sebebi olan
unsurlar günün birinde bitim noktasına gelmesi; kendilerinin
de bitişi demektir.
Slogan; “Kendisine Hayrı olmayandan Topluma Hayr Gelmez!”
olmalıdır.
Sarrazi gibileri, dünyaya gözünü burada açıp, bu ülkenin
eğitim ve öğretim çarklarından geçen, meslekli, eğitimli,
üniversite diplomalı gençlerin; aşağılanan, hor görülen
babalarından daha mesafeli yerli halka duruşlarını asıl
onlar izah etmeli, görmelidirler!
Sarrazi gibilerine, Türk kökenli Alman vatandaşı genç
akademisyenlerin Almanya’yı niçin terk ettiklerini sen
göstermeli, sen anlatmalı, sen sormalı ve sen
sorgulamalısın! Uzatılan mikrofun karşısında kekelemene,
binbir dereden su getirmene, acıyı bal gibi yutar görünmene,
kameralar karşısında ezilip büzülmene ne hacet!... Eğrine
eğri, doğruna doğru de! Eğrisine eğri, doğrusuna doğru söyle
adamın gözünün içine bakarak!
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Eğrisine
Doğrusuna Sarrazi
Müslümanı
İslâmîleştirmek
İslâmcı
Açılış, Milliyetçi Kapanış (3):
‘Armani Milliyetçileri’ ve ‘Cardin Müslümanları’
İslamcı
Açılış, Milliyetçi Kapanış (2)
İslâmcı
Açılış, Milliyetçi Kapanış (1)
SAYFA
BASI
|