A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de



Divan Sohbetleri
Her Pazar
Saat: 20.00

"türkshow'da"



Emin Marketin Yahyası
                                                                                                 Mahmut Aşkar

Ben her sabah bir telâşayla trene yetişmek için koştururken, sen de o günkü rızkı kazanmanın temennisiyle tezgâhı  hazırlıyordun. Ne sen bilmem kaç on yıl önceki sendin, ne de ben... En azından senin kafandaki saçların rengi, benimkinin de sayısı bizim geçen yüzyıldan kalma olduğumuzu ele veriyordu zaten.

Köşede Emin Market, karşıda istasyon... Sen sabah açar akşam kapatırdın. Ben sabah gider akşam gelirdim. Ben treni kaçırırdım bazen. Zaten hayatım hep “tren kaçırmak”la geçmişti. Ama sen alimallah müşteri kaçırmazdın.

 ‘Dünyaya kafa tuttuğumuz günler’den kalma bir özelliğimiz vardı bizim: Gerçi ölen bizdik ve ağlayanımız da yoktu ama memleketin nezle olmasına bile yüreğimiz parçalanırdı. Sözkonusu vatan ise, gerisi gerçekten teferruattı! Bazı günler, hani şu yalan dünyanın bitmeyen telâşası yüzünden sana görünmemek için kaldırım değiştirdiğimde bile, “Abi nereye?” diye karşıdan karşıya haykırdığın anlar vardı ya... Keşke yine o köşedeki “Emin Market”in önüne dikelsen ve bir ayak divanında yine memleket meselesini konuşmak üzere kaldırımda yuvarlanıp giden bana haykırsan...

Bir sabah yine oradan geçerken bir de baktım caddenin orası, tam da o köşe ölmüş! O köşede artık alışveriş de yok, selâm-sabah da, muhabbet de...  O köşe insanların gözgöze geldiği, yüzyüze baktığı yerdi.

Kepenkleri inmişti Emin Market’in; dediler, kapandı!... İnsanlar şimdi birbirine  değmeden, birbirini görmeden, duymadan geçiyorlardı oradan, ölü sessizliğiyle... Halbuki Yahya?... Yahya’da Akdeniz sıcaklığı, Şark esnaflığı vardı. Makinalaşan, robotlaşan toplumda Yahya insandı! Dökülen, azalan, dağılan dostlardan, gençlik yıllarımızdan geriye kalanlardandı Yahya. Yahya’yı sordum; gören yok, bilen yok... Tekrar “Emin Market”in köşesine döndüm: Oradan geçen her milliyetten ve dinden insanlara selâm veren, hal-hatır soran yok, gülümseyen yoktu artık!...

“Emin Market” yalancı dünyamız kadar hakikattı: Dün vardı bugün yok!

Emin Market, kâr ile zararın ikizkardeş olduğu, haram ile helâlın teraziye vurulduğu yerdi: Bazen biraz kâr bazen biraz zararla kapattığımız günler gibiydi Emin Market.

Yahya ise Hakk’ın tecellisiydi, insandı, o halde hakikattı! Hakikatlar bazen görülmese, ulaşılmasa de hakikattır.

Hakikkatla yüzleşmek; geçici dünyada kalıcılığa şartlanmışlar için dehşet verici bir karşılaşmadır. Yahya için ben, benim için Yahya, ölmeden ölmeği hissetmek, tadmaktır: Bir anda gördüğünü artık görememek, duyduğunu duyamamak, dokunduğuna artık dokunamamak, ulaşamamaktır.

Emin Marketin Yahyası, “bugün var, yarın yok”la çerçevesi çizilmiş hayatın sonu fakat hakikatın başlangıcıdır.  

 
 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Emin Marketin Yahyası
Çarpıtılan, Kirletilen Değerler
Ahlâk Kirlenmesi
Göç Sürecinde Kültürel Kimliğin Oluşumu
Türk Olmasın da....
İslâm’ı Avrupalılaştırmak ya da...
Seçkinler ve Halk
Hüseyinleşmek (3):
Haktan ve Halktan Yana Olmak

Hüseyinleşmek (2):
Hayatın İki Tezatı

Hüseyinleşmek
Dinamiklerimizi Dinamitlemek
Treni Yine Kaçırdık
Görmemişin Oğlu
Aşk Medeniyeti
Türk Olabilmek ve Türk Kalabilmek
Nasıl Bir Türkiye?
Bölünen Benim, Memleket Değil!
Yeni Bir Dönem Başlarken
Savunma Hattındaki Türkler
 

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
Emin Marketin Yahyası
Yakup Yurt
1968- 2008 : 40 YILDA NEREDEN NEREYE ?
İbrahim Selamet
İHH İnsani Yardım Vakfı
Muhsin Ceylan
Zirveden görünenler
 ve bir istifa
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç