·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


Facia!..

Ali Seferoğlu (Azerbaycanlı Şair) günün birinde şair ve aşıklardan oluşan bir sohbet toplantısındayken, seyircilerden birisi kendisine laf dokundurur:
-Şairliğine ve ilmine bir diyeceğim yok ama sende bir facia var.
Ali Seferoğlu hayretle adama yönelir:
-Senin o facia dediğin nedir?
Biraz da şairi tahrik etmek isteyen seyirci:
-Saçların dökülmüş, kafan kel olmuş...

Hazırcevaplılığıyla tanınan Ali Seferoğlu oracıkta bu sataşmaya cevap olarak söylediği üç kıtalık şiirinin birinci kıtasında şöyle diyor:

Hayatta herşeye facia deme!
Facia, gözlerin yaş olmasıdır.
Saçın dökülmesi facia değil!
Facia, kellenin boş olmasıdır.

Şaire iştirak ediyor ve hayatta herşeye “facia” demiyoruz. İzin mevsiminde Türkiye’nin birçok bölgesinden geçiyor, bazen de oralarda konaklıyoruz. Ülkemizin insanını, akıp giden hayatı, gelişen şehirleri, değişen değer yargılarını seyrediyor, anlamaya çalışıyoruz. Dostları, ahbapları dinliyor, anlamakta zorlanıyoruz. Bir yaşanılan hayata bir de anlatılanlara kulak veriyor, şaşırıyoruz. Her bölgesinin değişik töresi, tabiatı ve nimeti olan ülkemiz, kendi coğrafyasında (herşeye rağmen) bir istikrar adası, bolluk ve bereket diyarı olmasına rağmen, her vatandaşın gözü dışarıdadır. Oldum olası yağmalanan ve yağmalatılan devlet, cazibe merkezi olmaya devam ediyor. Her devrin devletçileri gibi bugünün devletçileri de devleşmeye devam ediyorlar. Günübirlik yaşanan hayatta herkes “köşelik” olma çabasında... Bütün bunlara “facia” demiyoruz.

Facia; Allah-Kuran yemin-billahla “zararına veriyorum” diyerek müşteri kazıklayan esnafla başlar. Benim helâl parama, sağlamı gösterip çürük dometesi torbaya dolduran pazarcıyla, “eğer sahte balsa haramım olsun” diyerek bana şekerden bal satan haramzadeyle facia başlar.

Facia; devletin malını ganimet bilen domuz iştahlı ve domuz ahlaklı insanla başlar. Millettin ortak malı, devletin denizini bile parselleyenlerin domuzlukları aslında bu ülkede facia değil!.. Asıl facia; “devletin malı deniz, yemeyen domuz”un kabul görmesidir.

Değişik inançtan ve ırktan olmak, bu ülkede hiçbir zaman horlanmadı, facia olarak telakki edilmedi... Şimdi ise facia; Türkiye’de Türk’ün horlanmasıdır.

Sahilleri dolduran üstsüz ve yüzsüzlere ağzı sulanarak hayranlıkla bakılırken, örtülülerimize nefret ve kin dolu bakışlarla hayat hakkı tanımamaktır facia...

Bir dil bilmemek, eksikliktir fakat facia değil!.. Facia; turistin hatırına benim ülkemde Türkçe konuşmaktan utanmaktır.

Türkiye’nin her köşesinde “Nescafe” içebilmek elbette facia değil!.. Facia; Türkiye’de Türk Kahvesi’nden mahrum bırakılmak, ona hasret kalmaktır.

İnsanın ölmesi facia değil! Bir millet, bir ülke ve devlet adına facia, yüzlerce kilometre uzaklıktaki hasteneye yetiştirilmek üzere yola çıkan hastanın yolda can vermesidir. Düşmanla çarpışarak vatan uğruna ölmek, ölümlerin en şereflisidir. Fakat, öz ülkende şerefsizce yola döşenen mayın, bir kaya dibinden sıkılan kurşun, akıtılan kanla karışan gözyaşı ve feryat, faciadır!... Evet, “facia, gözlerin yaş olmasıdır”.

Karısına kızına yan bakanın güya gözünü oyanların, sahillerde karılı-erkekli et ete, sere serpe deşifreleridir facia... Malını, mülkünü yitirmek facia değil! Facia, kendini yitirmektir...  Facia; haramın rağbet görmesi, paranın âlimi satın alması; dolu başın ayak, boş kellenin baş olmasıdır.

Velhasılı; “Facia, nadanın baş olmasıdır.”


YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Facia!..
Sebahattin Çelebi
Zamansız
Nuran Yelkenci
Kuran’da selamlaşmanın önemi
Fikret Ekin
Arılardan İnsanlara...
M. Ali Aladağ
Türk de Olmasa.....
Üzeyir Lokman  Çaycı
Dilde Bozulmalar 
ve Kültür Yozlaşmas
ı
Yakup Yurt
Gurbetten Gelmişim...
Yılmaz Kuzucu
Röttingen deki „İslam Projesi“ tüm okullara örnekti
Mustafa Can
Sen de Yalnızım mı Diyorsun....
Ayten Kılıçarslan
Göçelim, ancak göçen olmayalım!
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Orhan Aras
Komplo Teorisi Yok-3
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Hasan Kayıhan
Avrupa Türkçesi veya Eurotürkisch
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç