|
GELECEĞİMİZ--TEMİNATIMIZ
Eğer bu yazıdan hareketle
geleceğimizin teminatı çocuklarımızdır
,. diyeceğimi zannediyorsanız
yanılıyorsunuz. Niçin yanıldığınızı
da izah etmeğe çalışacağım
Yanlız ondan önce bir açıklama daha
yapmak istiyorum; Bizim hedef kitlemiz
Türkiye dışında yaşayan
insanlarımızdır.
Şimdi konumuza dönüyoruz.
Siz önce köyünüzde-kasabanızda mülk aldınız
mı? Aldınız!
Aradan epey bir zaman geçtikten sonra Türkiye`nin
büyük şehirlerinden de daire.-apartman-dükkan
v.s. aldınız mı? Aldınız!
Yine epey bir zaman sonra gözünüz taşa
toprağa doymadığı için bu sefer
yaşa-
dığınız Avrupa ülkelerinden de
aynı "ölü yatırımları"
yapmaya devam ettiniz mi? Ettiniz!
Ucuz
yiyip, ucuz giyerek
artırdıklarınızın bir
kısmını da bankalara vadeli olarak
yatırdınız mı?
Yatırdınız!
Ve derken çocuklarınız büyümeğe
başladı, okullu oldular. Siz işe gidip
gelirken
çocuklar da okula gidip gelmeğe devam
ettiler.
Bir de baktınız ki okul yolunda ve çağındaki
yavrular armutun daldan düştüğü gibi
şapur şapur dökülmeğe
başladılar. Bununla da kalmadı;
Yavruların bazıları sizi takmamaya
başladı.
"Allah Allah!"
dediniz, bir mana veremediniz. Bu da yetmedi, bu sefer polis
bir gün kapınıza dayanıverdi. Çocuğunuz
bir haltlar
karıştırmıştı. Bir
başka
çocuğunuz, o çok zeki dediğiniz
çocuk,
günün birinde normal okulundan alınıp
"Geri Zekâlılar Okulu"na
verilince,
"Olamaz!" dediniz.
Ama olan olmuştu artık.....
O pırıl pırıl, zeki , kabiliyet
ve şahsiyet sahibi olması gereken
yavruların büyük bir kısmının
gelecekleri daha şimdiden
kararmıştı.
Şahsiyetsiz ve kimliksiz bir nesil
yetişiyordu: Ne ailye, ne de
yaşadığı ülkeye ve
onun düzenine yaranamamıştı.
Zaten kendisine de pek yaranamadıki.......
Evet, olan olmuştu artık. Çünkü, yapılan
yatırım "ölü" yatırımdı.
Yani , "diri" yatırım veya diri
yatırımı
yapılmamıştı.
Hal böyle iken, geleceğimizin teminatı
çocuklarımızdır, diyebilirmiyiz?
Diyemeyiz!
Çünkü, biz çocuklarımızı
zamanında teminat altına almadık ki,
onlar da gele-
ceğin teminatı olabilsinler.
Bu saatten sonra ne yabılabilir?
Hiç olmazsa bu saatten sonra evladınıza
"yatırım" yapın:
Bulunduğunuz şehirde muhakkak bir veya
birden fazla Türk kuruluşları vardır.
Onların kapılarını çalın;
Vatan, din elden gitmiyor ama benim yavrum gidiyor,
diye haykırın! Asli vazifelerinin
idrakine varsınlar.
Bulunduğunuz yerde veya oraya yakın bir Türk
Konsolosluğu muhakkak vardır.
Kapılarını çalın!
Yavrularımız için ne yaptıklarını
sorun. Asli görevlerini hatırlatın.
Hatırlamazlarsa bir üstlerine şikâyetinizi
bildirin. Birazcık medeni
cesaretiniz olsun. Çekinmeyin!
Bulunduğunuz yerin resmi ve sorumlu
makamlarına gidin. Kapılarını çalın!
Sizi kapıdan kovmazlar, korkmayın. Tam
tersine, ciddiye alınır, eğer
şimdiye
kadar adam yerine konulmadıysanız veya
öyle hissettiyseniz, hiç olmaz ise
bu medeni cesaretiniz ve nihayet kendi evladınızın
meselesine sahip çıktığınız
için bu sefer dikkatle dinlenir kabul
görürsünüz.
Şimdiye kadar hakları gasp edilmiş,
toprakları ellerinden alınmış, hür
yaşamala-
rına imkân verilmemiş bir çok mazlum
milletler için ve siyasi hareketler için
sokaklara dökülüp yürüdünüz.
Gerekiyorsa eğer bu sefer de nihayet
kendinizden olan fakat ne size ve ne de
yaşadığı ülkeye yaranabilen,
kimliksiz ve kişiliksiz nesillerinizin
meselelerine dikkat çekmek için yürüyün...
Belki bu vesileyle hem dünyanız ve hem de
ahiretiniz için ilk defa hayırlı bir
yatırımın temelini atmış
olacaksınız.
Yazarın
diğer
yazıları:
Dünyanın
gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11
eylül ve sonrası
Gönlünüz
rahat mı?
Dibe
Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU
DOĞUM" VE İNSANLIK
Dilimiz
- Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına
Özel"
Odak
Noktamızdaki İnsan
Hasbihal
- 2
Toplumun
Aynası
Hasbihal
Okuyormusunuz?
|