|
AZ
GELIŞMİŞLİĞİN ÖZELLİKLERİ
Dünyadaki ülkeler; geri kalmış, az gelişmiş,
gelişmekte olan veya gelişmiş ülkeler diye sınıflandırılmaktadırlar.
Bir geri kalmış ülkede
zekâ seviyesi çok ileri düzeyde gelişmiş
insan/insanlar olduğu gibi, gelişmiş herhangi
bir ülkede de geri zekâlı insan/insanlar elbette vardır,
olmaya da devam edecektir.
Konumuz fertlerin dışında; idareci kesim,
toplumu yönlendirebilecek kadar elinde güç bulunduran, özel
veya tüzel müesseseler, kuruluşlarla ilgilidir.
Gelişmiş bir ülkenin idareci kadrosu az gelişmiş
bir beyin kapasitesine sahip olamaz:
Çünkü, bu işin tabiatına aykırıdır.
Gelişmekte olan, veya az gelişmiş bir ülkenin
idareci kadrosunun beyin kapasitesi ise ileri seviyede, yani,
gelişmiş olması beklenen, olması gereken
bir özelliktir: Çünkü, ülke ancak bu beyinler sayesinde
ilerleme sağlayabilir. Bu da işin tabiatı gereğidir.
Eğer, az gelişmiş bir ülkenin idareci kesimi
de aynı seviyede kalmaya devam ederse, o ülke az gelişmişlikten
ömrü billah kurtulamaz, gelişmiş olan ülkelerle
aradaki seviyeyi mevcut kadrolarla kapatamaz.
Türkiye, malesef gelişmekte olan bir ülke
kategorisindedir. Gelişmiş ülkeler seviyesine
gelebilmesi için, çok gelişmiş beyinlerden oluşan
idareci kadrolara ihtiyacı vardır.
Devletin kaderini tayin eden kadrolarda görünen genel
manzara ise; (iyimser bir değerlendirmeyle), herşeyiyle
az gelişmiş, fazla gelişmeye de niyeti olmayan,
hantal ekip gerçeğini ortaya koyuyor.
Bu gerçeği, siyasi partilerimizden tutun da, devletin bütün
müesselerinde, üniversitelerimiz, TRT-kurumu gibi kamu
kuruluşlarında da görmek mümkündür.
Hayatımızın her zerresinde az gelişmişlik:
Devletin yapısındaki bu kronik hastalık bize de
sirayet etmiş durumdadır;
a) Basında az gelişmişlik: 69 milyon nüfusa
sahip ülkenin toplam gazete basımı 4 milyon civarında.
Gazeteler,
resimli roman gibi. "Köşe yazarları"nın
çoğunluğu, siyasi dedikodunun ötesinde okuyucuya
verebileceği birşeyi yok.
b) Üniversitelerimizde az gelişmişlik: Bir "YÖK"
saltanatı ilim yuvaları üzerinde terör estirmeğe
devamediyor. Moda evleri gibi, öğrencilerin kılık
kıyafetiyle ilmi seviyede(!) meşgul olmak asli
gayeleri gibi görünüyor.
c) Siyasi partilerimizde az gelişmişlik: Lider ve çevresi
herşeyi bilen, düşünen, karar verendir. Gerisi,
emir kuludur. Aksisi, partiye ve "dava"ya, dolayısıyle
lidere ihanettir.
d) Vatandaşta az gelişmişlik: Sırtını
devlete dayayan memur, hizmet bekleyen vatandaşın
karşısında aslan kesilir. Aynı memur, bir
üstünün karşısında ise emir kuludur. Yukarıdan
aşağıya doğru uygulanan baskıcı
sistem, vatandaşın medeni cesaretini kırmış,
hakkını hukukunu arayamaz seviyeye getirmiştir.
e) İnançta az gelişmişlik: Devlet yapısındaki
statükoculuk, inanç alanında da ön plana çıkar.
Devlet, hem laiktir; vatandaşa inanç hürriyetini vermiştir.
Hem de camilerde din görevlilerinin neyi konuşup konuşamıyacağına
o karar verir. Aynı
şekilde, çeşitli dini cemaatler ve onların
liderleri de alışılmışın dışına
çıkacak kadar ne bilgi, ne de cesaret sahibidirler.
f) Sistemdeki az gelişmişlik: Gelişmiş
sistemler kendilerini hizmet, güven, şeffaflık ve
halkına verdiği değer ölçüsünde kabul
ettirir. Vatandaşına güvenip değer verdiği
için, aynı şekilde halkından karşılık
görür.
Ogunluk çağına erememiş sistemler ise, kendi
şablonuna uymayan herkes ve herşeye şüpheyle
bakar. Güvenmezlik özelliğinden dolayı, güvenilmez
de...Cezalandırma yoluyla kendisini savunurken vatandaşıyla
arasında bir soğukluk
meydana gelir.
Neticede, çaresiz kalan vatandaş, sistem içinde kendi
sistemini kurar: Kendi çıkarları doğrultusunda,
fırsatını yakaladığında devlete
kazık atmayı artık mübah sayar.
Yüksek kapasiteli beyinler, imkânını buldukları
taktirde yurtdışına göç ederler. Bürokrasiden
bıkan yatırımcı, ya taş üstüne taş
koymaz, veya, o da kapitalini yurtdışına kaydırır.
Ve Türkiye gibi kabına sığmayan, enerji dolu,
dünyaya açılmaktan korkmayan yetişmiş insan gücüne
sahip bir ülkenin önündeki en büyük engel; demode olmuş
sistem ve hâlâ onu savunmaya devam eden "az gelişmiş"
beyinlerdir.
SAYFA BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Az
gelişmişliğin özellikleri
Bizim
savaşımız
“Muhteşem
Osmanlı Çadırı“
Ortadoğu
liderini arıyor
İrticacılar
yine hortluyor
Yol
ayrımındaki Türkiye
Avrupa
şeffaflaşıyor mu?
AB
ne kadar samimi?
Karl
ödülünün düşündürdükleri
Ben
değişiyorum, Türkiye değişiyor
Ayak
bağı olmayın!
Bu
bayrak rüzgar bekliyordu
Avrupalı
olmak; niçin?
Türk
siyasi tarihinde yeni bir dönem
Bir
millet kurtarıcısını arıyor
Aman
ehliyetsizin elinden
Bir
"Vassiyetname" ve Ben
AB
üyeliği çıkmaz ayın başında
Almanya
siyasi hayatında Türklerin yeri
Ülküler
öldü mü
Ölmesini
de bilmek
Kerbela
yahut Filistin
Bize
benzemiyorsun
Korkak
Modern
zamanların vatanseverliği
Çıplak
Tufan'daki
"Tufan"
Hayatı
yaşamak
İbret
Yolun
neresindesiniz?
Tadını
çıkarmak
Gençlerim
eyvah!
Düşmansız
Yaşamak
"Enternasyonal
terörizme karşı savaş"
Sahipsiz
Toplum
Meydan
Okumak
Afganistan
bombalanıyor
Medeniyetler
çatışması
veya tekerrür eden tarih
Dünyanın
gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11
eylül ve sonrası
Gönlünüz
rahat mı?
Dibe
Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU
DOĞUM" VE İNSANLIK
Dilimiz
- Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına
Özel"
Odak
Noktamızdaki İnsan
Hasbihal
- 2
Toplumun
Aynası
Hasbihal
Okuyormusunuz?
SAYFA
BASI
|