·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BAKIŞ

                   Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de

                      GENÇLERİM  EYVAH!

İnsana, öğüt vermek, öğüt almaktan daha kolay geliyor. Tıpkı, kendi eksik ve yanlışlarını görmeyip de başkalarını haklı veya haksız eleştirmek gibi. Tıpkı, "Batı Gençliği"nin bir çıkmaza doğru sürüklendiğinin iddiasında bulunup da kendi neslinin sahipsizlik batağında boğulmak üzere olduğunu görememek gibi. Sanki, bu işin "doğu"su, "batı"sı kalmış gibi.

Felâket tellâllığı yapmıyorum: Almanya`ya başlayan iş gücü göçü aynı zamanda Türk insanının Avrupa´ya göçünün başlangıç tarihidir ve o gün bu gündür aralıksız devam ediyor.
Avrupa coğrafyasında doğup büyüyen nesillerimizin genel durumu hiç ama hiç içaçıcı değil.
Ne demek istediğimi, çocuk sahibi ebeveyinler, gençlik meselesiyle ilgilenenler ve bizatihi bu gruba dahil olup da işin vehametini kavrayanlar, anlamışlardır. Gözünüzün önünde cereyan eden hadiseleri görmüyor, göremiyor veya  -işinize gelmediği için- görmek istemiyor iseniz;
işçilikten, gecesini gündüzüne katarak aile boyu seferber olmuş bakkal-manav katagorisindeki
Türkleri büyük iş adamları diye takdim eder, şu veya bu üniversitede okuma şansını hiçbir yardım görmeden  yakalamış çocuklarımızın da toplam sayılarını vererek, Avrupa üniversitelerinde  bilmem şu kadar gencimiz de yüksek tahsil yaptığını söyleyerek, hem kendiniz hem de milletiniz adına tatmin olur, kendinizi kandırır, başkalarını kandırır ama beni kandıramazsınız.

Ezici çoğunluğa sahip çıkmadıkca, onların meselelerine çözüm aramadıkca, onların "yardım!"
sesine kulak tıkadıkca, ben, seni ciddiye almam.
Sen ey dindar! Sen ey milliyetçi! Sen ey Atatürkçü! Sen ey ana-baba!
Çocuğun okulda başarısız, çocuğun esrarkeş, çocuğun hırsız, çocuğun huysuz.
Çocuğundan haberdar fakat problemlerinden bihabersin.
Dernekler, camiler, federasyonlar, "prof." başkanlı kuruluşlar! Türkler´in Almanya`da ne kadar ciro yaptığı, kaç işçi çalıştırdığının istatiği, kaç dernek, kaç camimizin olduğu beni hiç mi, hiç ilgilendirmiyor. Bana, evden kaçan ve kaçırılan yavrularımın, uyuşturucu bağımlısı olmuş gençlerimin, sokaklara, disko kapısı önlerine terkedilmişlerimin, gençlik ceza ve islâh evlerini dolduranlarımın, kabiliyetli olmasına rağmen, sahipsizlik ve ilgisizliğin yüzünden meslek sahibi olamayanlarımın, yüksek tahsil yapamayanlarımın sayılarını verin! Verin ki,
benim uykularımın kaçtığı gibi, sahiplerin, sorumluların, resmi kuruluşların, öğretmen, imam,
bakan, başbakanların da uykuları kaçsın! Gerekirse, toplumun tamamının uykusu kaçsın!

İtilip kakılan, hor görülen, varlığına tahammül edilemeyen, başarısı kıskançlığı, başarısızlığı ise kendisi ve beraber yaşadığı toplumla geçimsizliğe zemin hazırlayan bir neslin kurtuluşuna
çareler aramak, bunun için mücadele etmek, ilk evvelâ bizim boynumuzun borcudur.
-Başarıya götüren yol: İlgilenmek, yardımcı olmak, kimliğini ve kişiliğini kazandıracak ortamı hazırlamak, gereken bilgiyi vermekle başlar.
-Uyum içinde yaşamanın yolu: Şayet, "uyum"dan kastımız gerçekten asimile olmak değil ise;
değişik bir kültür değerlerine sahip insanın içinde yaşadığı toplumla uyum sağlaybilmesi için herşeyden önce o insanın bunun şuurunda olması lazım. Bu şuurda olabilmesi için de yukarıda belirttiğimiz, "kimlik ve kişiliği" önceden kazanmış olması gerekir. İkincisi ise, yerli toplumun(milletin) o insanı kendisi gibi birisi olmadığı ve zorlamayla da olsa yine olamayacağını kabullenmesinin yanısıra, ondan, yerli toplumun sosyal ve hukuki düzenine uymasını beklemek de en tabii hakkıdır.
-Türk kuruluşlarının esas görevi: Bundan önceki yazılarımızın birinde aynı konuya temas etmiştim. Yine, tekrar ediyorum: Camiler, emekli olmuşların hoşca vakit geçirecekleri, adeta
çok sevdikleri hobileri haline getirtikleri "ibadet" etmenin ötesinde -bilhassa- genç nesillerin problemlerine ağırlık veren kuruluşlar haline getirilmelidir. Caminin içindeki manevi düyaya saklanarak gerçekleri gömezlikten gelemezsiniz. Cami imamları gençlik meselesine vakıf olmalı ve en azından kendi cemaatıni yönlendirebilmelidir. Çocuklarımızla ilgili konuları yerli resmi ve fahri çalışan kuruluşlarla koordineli bir şekilde yürütmelidir. Diğer dernekler, siyasi, dini görüşü ne olursa olsun, kendi evlatlarının meselelerini gündemin en başına oturtmaları gerekir. Doğru teşhis, ancak konunun uzmanı ve samimi insanlar tarafından konabilir.
Bu, bir insanlık, bir dindarlık, bir vatanseverlik örneğidir. Bu , faziletli bir fahri görev, sizi
ve neslinizi yüceltecek ulvi bir mesuliyet duygusudur. Huzurlu bir dünya ancak huzurlu nesiller arafından kurulabilir, korunabilir. Bizim çocuklarımız hırsız, esrarkeş, kavgacı olarak doğmadılar.
Biz de öyle değildik. Onları bu duruma getiren sebepleri ortadan kaldırmak bizim boynumuzun borcudur.
Birdaha, "Gençlerim eyvah!" diye feryat etmek istemiyorum.

 


SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

Düşmansız Yaşamak
"Enternasyonal  terörizme  karşı  savaş"
Sahipsiz Toplum
Meydan Okumak
Afganistan bombalanıyor
Medeniyetler çatışması veya tekerrür eden tarih
Dünyanın gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11 eylül ve sonrası
Gönlünüz rahat mı?
Dibe Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar 
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU DOĞUM" VE İNSANLIK 
Dilimiz - Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına Özel"
Odak Noktamızdaki İnsan
Hasbihal - 2
Toplumun Aynası

Hasbihal
Okuyormusunuz?

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Editör'den

Selam

Mahmut Aşkar
Düşmansız yaşamak
Muhsin Ceylan
Göç Kanunu ve terör
Şefik Kantar
ABD Hamburg’ u bombalar mı?
Ali Kılıçarslan
Uyum mu, Kıyım mı?
Ismail Tüysüz
Türkiye'nin orkideleri koruma altına alınmalı 
Euro Zerr
Fikirler Bayatlar mı?
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı
Abdullah Güler
Toprak Ana