|
GÖNLÜNÜZ
RAHAT MI?
Herhangi
bir konuda yazmak istediğimde önce yazımın başlığını
atıyorum. Yani, önce adını koyuyor sonra da
yazmaya başlıyorum. Bazen, başlıktan
hareketle konu kendiliğinden
akarak geliyor. Bazen de attığım başlık
beni, ele almak istediğim konuya girişimde oldukca
zorluyor.
Bu
sefer de öyle oldu: Bir konuya ayıracağım
zaman kadar ekranın başında giriş
yapabilmek için düşündüm. Çünkü, gönül rahatlığı
çok elastiki bir konu ve birçok faktöre bağlı
olduğu gibi insandan insana da değişiyor.
Niyetim; bu yazıyı okuyanımıza kendi
penceremden görebildiklerimi –bilhassa bu konuyla ilgili-
aktarırken gönüllerin ferah tutulmasına bir nebze
katkıta bulunmaktır. Gönlü ferah olmayanın iç
dünyası bir yanardağ gibidir. Gönlü ferah olmayanın
kafası allak-bullaktır. Huzursuz ve hırçındır.
Maddi ve nefsi doyumsuzluk insanı huzursuz kılmaktadır.
Bunun önüne ancak man eviyatınızla geçebilirsiniz.
Yani, inancınız. Şayet inanç yok veya zayıf
ise günün birinde hayatın bir sürpriziyle karşılaştığınızda
bu eksikliğiniz bir zaafiyet olarak ortaya çıkar.
Bu zaafiyetiniz bazen meşru olmayan yoldan para kazanmak,
kendi çıkarları için başkalarını
tahakkûm altına almak, bir uyuşturucu bağımlısı
haline gelmek, teselli veya huzuru alkolde aramak, evli olunduğu
halde hayata başka kadınları sokmak, katil
olmak, bunalıma girmek, işin özeti; meşru ve
ahlâki olmayan her yolu artık bu saatten sonra
kabullenmek şeklinde kendini baş gösterir.
Bu
ve benzeri menfi gelişmeler sizin şahsiyetinizi zayıflattığı
gibi vicdani bir huzursuzluğu da beraberinde getirir.
Netice itibariyle yaptıklarınızdan dolayı
gönlünüz rahat değildir. Halbuki şu üç-beş
günlük dünyada daha güzel, doğru ve faydalı
şeyler yapmak var iken böyle "eften-püften"
işlerle kendinizi mahvetmeğe gerek varmıdır?
Şayet, otomobiliniz yok, veya varsa daha iyisini alamıyorsanız
diye, bilmem hangi marka ayakkabı veya pantolonu
giyemediniz diye yahutta komşunun mobilyasından
benim niye yok, veya onun yazlık evi gibi benim de olsun
diye yırtınıyor ve bunun için huzursuz iseniz,
bir çok genç gibi sizin de cep telefonunuz yok diye veya
varsa en son modeli alamadınız diye bu sizde bir
problem haline gelmişse, bu yazı size göre değildir,
sizi geçiyorum. Her insanda kıskançlık
duyguları vardır. Bunu bilerek kıskanmanın
size hiçbir şey kazandırmayacağına
kendinizi inanarak şartlandırın.
Herşeye sinirlenerek sağlığınızı
bozmayın. Tolerans(müsamaha) gösterin, gülümseyin. Bağıran
değil susan, asık surat değil, gülümseyen
kazanır. En büyük "silah"ınız
sevmektir. Saygı duyar, insan gibi davranır,
severseniz karşılığını da görürsünüz.
Doğrunun ve güzelin kaynağına inin. Var oluşu
ve buna bağlı olarak hayatı kavramaya çalışın.
Çevrenin "yönlendirme"sine karşı
dikkatli olun. Teferruatta boğulup kalmamak için neyin
"teferruat" olduğunu anlamaya ve öğrenmeğe
çalışın. Yaptığınız işi
aklınız ve vicdanınıza danışın.
Kapasitenizi aşan girişimler sizin başarısız
olmanıza sebebiyet verebilir dikkatli olun. Dostlarınız
muhakkak olmalıdır. Onlarla zaman zaman görüşün
ve istişarede bulunun. Kurnazlık size birşey
kazandırmaz. Samimi ve açık olun. Hayat engebeli
bir koşu gibidir. Engelin birini aşınca bir müddet
sonra bir diğeri önünüze çıkacaktır, bunu
da hesaba katın. Her "engel"i aşışınız
size biraz daha güven ve rahatlık sağlayacaktır.
İhtiraslarınızın esiri oldukça mevkiniz,
makamınız, imkânlarınız ne kadar büyük
olursa olsun, siz esaretten kurtulamazsınız. Arzularınız
sizi "eşek" gibi kullanır.
Ve artık kendinize lütfen biraz çeki-düzen verin.
Rahat olun!
Hiç olmasa şimdi birazcık da olsa gönlünüz
rahatladı mı?
Yazarın
diğer
yazıları:
Medeniyetler
çatışması
veya tekerrür eden tarih
Dünyanın
gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11
eylül ve sonrası
Gönlünüz
rahat mı?
Dibe
Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU
DOĞUM" VE İNSANLIK
Dilimiz
- Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına
Özel"
Odak
Noktamızdaki İnsan
Hasbihal
- 2
Toplumun
Aynası
Hasbihal
Okuyormusunuz?
|