|
BÜTÜN
HESAPLARI ALTÜST EDEN GÜÇ
Herkes
gibi ben de gazeteleri okuyor, televizyon kanallarını
seyrediyorum. 2.Dünya Savaşı (Rusya'yı da
Batı olarak kabul edersek) Batılı ülkeler
arasında cereyan etti. 1.Dünya Savaşı'nda
ise, Osmanlı İmparatorluğu olarak savaşan
taraflardan biriydik. İmparatorluk parçalanmasına,
Anadolu toprakları düşman kuvvetlerinin işgaline
uğramasına rağmen, göğsümüzü
kabartacak derecede bir kahramanlık örneği gösterilerek
düşman hezimete uğratılmıştır.
Genellikle İngiliz ve Fransızlarla beraber hareket
eden Arap alemi ise, bize göre yanlış,
kendilerine göre doğru bir tercihte bulunarak, Osmanlı'ya
karşı "bağımsızlık"
savaşı vermişti.
Ne o zamanın işgalci güçleri bukadar çirkefleşmiş
ve ne de işgale uğrayanlar bu kadar basiretsizleşmisti.
Vuran taraf sadece hıristiyan Batı, vurulan da
sadece müslüman Doğu değildi. 2.Dünya Savaşı'nda
olduğu gibi, 1.Dünya Savaşı da siyasi
bloklaşmalardan oluşmaktaydı.
Medeniyetler veya dinler savaşını çağrışım
yaptıracak emareler ön plana çıkmamıştı.
Bugünkü durum dün ve evvelki günden daha farklı:
Amerika ve destekçileri 21.Yüzyıl Sömürgecilik Savaşı'na
siyaseten hürriyet, demokrasi ve medeniyet götürme gibi kılıf
isimler uydursalar da, müslüman ülkeler (Türkiye dahil)
şahsiyetsizlik, uşaklık, korkaklık ve bağımlılıklarından
ötürü ses çıkaramasalar da, bu savaş; tek
taraflı ilan edilmiş, din/medeniyet/kültürler
savaşıdır.
Mazlumun yanında yer almak için aynı ırktan
ve dinden olmak şart değil, herşeyden önce
insan olmak yeterdi. Bu en tabii ve en asgari özelliği
bile -insan olarak- gösteremiyoruz. Filistin ve Irak'ta
uygulanan mezalime karşı, herkesten önce benim ülkemin
insanları tavrını ortaya koymalı, yer
yerinden oynamalıydı. Olmadı!..Olmayacak
da!...Yıllar yılı labaratuar faresi olduk:
İslamiyet'ten uzaklaştırılma uğruna
üzerimizde denenmedik reçete kalmadı. Netice ortada:
Ülküsüz, ruhsuz, bencil, cinselci, takımcı,
bilgisiz nesiller, çıkarcı, ahireti dünyaya taşıyan
felancı, filancı "İslamcı"lardan
oluşan kuru kalabalıklar...
Bütün bunlara, "onlar dışarıdan biz içeriden"e
rağmen, Arap dünyasındaki Amerika-İsrail-İngiliz
ve kısmen Fransız baskılarına rağmen,
Ebu Hurayib zindanlarından, Filistin topraklarından,
Kerbela'dan, Necef'ten kulakları tırmalayan, yürekleri
sızlatan bir ses arşın arşın yükselirken,
dalga dalga yayılıyor.
En büyük hesapcıların hesaplarını altüst
eden, kimilerini ürküten, telaşalandıran,
kimilerine ümit, cesaret, hürriyet muştuları
veren bir ses: Düşünebildiği bütün
sistemlerini denemesine rağmen, insanlığı
(neticede kendisiyle beraber) ateşe sürükleyenlerin
şerrinden kurtaracak, bütün sırlarıyla
beraber kainatı adalet ve merhametle kuşatan ses,
Allah!
Ve en "süper güç"lerin hesaplarıyla
beraber güçlerini de tarümar edebilecek, bütün hesapların
üstünde bir hesabı olan Allah, zulüm mağduru hürriyet
savaşçılarının zaferle neticelenecek mücadelelerinde
tek referanları, destek aldıkları, güçlerin
üstündeki güç sahibidir.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|