A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de




Benden Sana Düşman Olmaz (3):

IQ’su Düşükler ve Müslüman Avrupa


    Ülkede ve dünyadaki gelişmelere duyarlı olan bir Alman vatandaşı olarak sabahleyin işe giderken yol üstündeki gazete bayisinden olaylara ayna tutan meşhur haftalık derginizi aldınız. Derginin kapağındaki motifler kombinasyonunu görünce, aslında nefret ettiğiniz Nazilerin, “Almanya Almanların!” veya “Türkler Defolun!” türünden sloganlarını hatırladınız, milliyetçilik duygularınız kabardı... Kapakta, Federal Almanya Cumhuriyeti’nin Başkenti Berlin’in sembolu meşhur Brandenburg Kapısı’nın üzerinde, Berlin semalarında bütün müslümanların mı, yoksa sadece Türklerin mi olduğunu pek ayırt edemediğiniz ay ile yıldızı görüyorsunuz... Kapak üstbaşlığı; “Mekke Almanya” ve altbaşlık ondan daha provakatif: “Gizlice İslamlaştırma (9)”. Almanya’nın Türkler tarafından ele geçirildiğini ve gizliden gizliye, sinsice Almanya’yı İslamlaştırma faaliyetlerinin de doruk noktasına ulaştığını haber veren, belgeleyen(!) bundan daha somut ne olabilirdi...

Zaten asırlardan beri tarih kitaplarında, romanlar, hikâyeler ve filimlerde “öcü” gibi gösterilen bir Türk imajı vardı. Türklerin misafirperver olduğunu bildiklerin olsa gerek; sağolsunlar bizi ameleliğe çağırırken de, “misafir” demeyi ihmal etmediler. “Barbar Türkler” ilk defa 1960’lı yılların başında davete icabet ederek Almanya’ya gelince, Türke karşı bu önyargı büyük ölçüde yerini hakikatlere bırakmış ve o zamana kadar anlatılanların aksine, verilen her görevi itirazsız yerine getiren, dilsiz ve ağızsız Türklerle tanış olunmuştu.

Şimdi son zamanlarda Alman yazılı ve görüntülü medyasında bu ve benzeri haberleri gördükçe, Viyana Kapılarına kadar dayanan Türklerin tekrar hortladığı hissine kapılmaz mıydınız, siz sıradan bir Alman vatandaşı olsaydınız?...

İslâmlaştırılan Avrupa

Hele hele müslümanların, Hıristiyan Avrupa’yı İslamlaştırma projesini deşifre eden (!), bunu yazdığı kitaplar, yaptığı söyleşiler ve medyada verdiği demeçlerle mütemadiyen Alman halkını uyaran aydınlardan birisi Arap-Müslüman kökenli olur ve; “Eğer İslâm’ı Avrupalılaştıramazsanız, İslâm Avrupa’yı islâmlaştıracak (10).” gibi çok iddialı bir söz söylerse... Bu “uyarı” yabana atılmaz, bu uyarı hiçbir zaman unutulmaz ve bu uyarı yerli-hıristiyan halkın zihninde bir daha kolay kolay silinmeyecek “Düşman”ın adını, sıfatını, şekli şemalini belirler!

Türk ve müslümanları hedef alan, Batı’nın düşmanı ilân eden haber, yorum, araştırmaların ve yazılan kitapların haddi hesabı yok... Aralık 2008 sayısında, “ADAC” gibi milyonlarca üyesi bulunan bir Alman otomobil kuruluşunun yayın organındaki bir kitap reklâmı özellikle Türklerin tepkisini çekti ve o kadarla kaldı. Eğer dedikleri doğruysa, üç ay içinde dördüncü baskısını yapan bu kitap da benzerleri gibi, “Gizlice İslâmlaştırılan Avrupa”nın imdat sinyalleri verdiğini konu ediniyor.

Batı Avrupa müslüman ve Türk azınlığı üzerine sık sık kamuoyu araştırmaları yapılır. Belli aralıklarla yapılan bu nabız ölçümlerinde, sosyal gidişatımızın hangi kültürel değerler üzerine oturtulduğunu tesbit ve ona göre de tedbir içindir. Almanya İçişleri Bakanlığı’nın kamuoyunda epey tartışmalara vesile olan 500 sayfalık araştırmayı ihtiva eden kitabında, bir araştırmaya göre Türk gençlerinin %85’i dindar (11) iken, bir başka araştırmada müslüman gençlerin %46’sı koyu dindar (12) imiş. Bu kamuoyu araştırmasına göre Almanya müslümanlarının %40’ı köktenci (fundemantal) eğilimliymiş (13). Hangi gayeye hizmet için bu araştırmanın yapıldığını mutalka İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble daha iyi bilmektedir lakin; “Şiddete meyilli ne kadar müslümanın olduğunun sayısını veren  İçişleri Bakanlığı’nın bu araştırması, aslında müslümanlara karşı bütün önyargıları teyit etmiştir (14).”

“Dindarlık”tan kimin ne anladığı ve dindarlık kavramından yola çıkarak, her camiye gidene neredeyse “potensiyel terörist” gözüyle bakıldığını da gözardı etmemek lazım. Yani işe isterseniz özel, isterseniz resmî açıdan bakın; hedef gösterilen kitle, yaratılan yeni “düşman”ın adresi hep aynı yere çıkıyor.

IQ’su düşük Türkler

Berlin Hür Üniversitesi Rektörü profesör, “Türk göçmenlerin ‘IQ’sunun Almanlardan düşük olduğunu (15)” ilim adına iddia ettiği hâlde, bir-iki kem-kümün dışında fazlaca itiraz da olmadı ve bu adam hâlâ ilim adamı, akademisyen sıfatıyla görevine devam edebiliyorsa, en yüksek “ilmî” ağızlardan “Türklerin aptallığı” böylece tescil ve tasdik edilmiştir... Bu yakıştırma Türklerin dışında herhangi bir Avrupalı azınlık için söylenmiş olsaydı, Almanya’da yer yerinden oynar ve o Prof. etiketli adama aynı günüsü işinden elçektirirlerdi.

Şimdi dönüp sormak gerekir: Zekâ seviyesi (size göre) düşük, yani aptal bir azınlık toplum nasıl olur da, sizin gibi üstün medeniyet ve üstün zekâ sahibi Almanları hatta bütünüyle Avrupa’yı İslâmlaştırabiliyor?...

Artan işsizliğin, boşalan kiliselerin, seviyesi düşen millî eğitimin müsebbibi hep şu “IQ’su düşük Türkler” bugünden yarına Almanya’dan kovulursa birçok yazar-çizer, uzman, şarkiyatçı takımı işsiz kalcak. “Türk Düşmanlığı”ından şan-şöhret sahibi olmuş, hergün sayfa sayfa yazılar döktürenler; romancı, filimci, televizyoncu, gazeteci ve de siyasetçiler, aslında “velinimet”lerine minnettar olmaları gerekir.

İradeniz dışında, sizden kendileri için yeni bir düşman yaratanlar, olması gereken bütün menfilikleri size yakıştırmada da pek mahirdirler: Batı’ya ve Batılı değerle düşman, potensiyel terörist, kadına köle muamelesi yapan, camilerde yerli halka kin kusan ve düşük zekâlı...

Olaylar farklı, netice aynı

Münih metrosunda biri Türk diğeri Yunan iki gencin 20.12.2007 tarihinde yaşlı bir Alman’ı dövdüklerini mutlaka hatırlayanlarınız vardır. O olaydı Yunanlı genç hiçbir zaman gündeme gelmedi ve Serkan adlı Türk gencinin şahsında üç milyona yakın Almanya Türk azınlık parmakla gösterilirken, bize doğru uzanan parmaklar o derece yaklaştı ki az daha gözümüzü oyacaktı. İki serseriden birisi gözlerden ve zihinlerden uzak tutulurken diğeri, yani “öteki” yani 20 yaşındaki Türk üzerinden milyonlarca Türke yapılmadık hakaret kalmadı ve bu olaydan bile bir kültürler savaşı seneryosunu çıkarmaya çalışanlar, kamuoyuna bunun; “...hâkim hıristiyan değerlerine açılmış bir kültür savaşı (16)” olduğunu yazmaktan çekinmediler.

Buna karşılık bir de, 2007 ilkbaharında Antalya’da tatildeyken İngiliz kıza cinsî tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklanan Alman Marco olayını hatırlayınız: Alman medyası Antalya’dan hergün Marco haberlerini geçiyor, gerektiğinde canlı tv yayınları yapılıyor, kilisede Marco için dualar ediliyordu. Nerdeyse bir hükümet krizine dönüştürülecekti bu ırza tecavüz olayında, Federal Almanya Başbakanı’ndan, Dışişleri Bakanı’na kadar devreye girmeyen kalmadı. Hıristiyan Birlik Federal Meclis Grup Başkanı Volker Kauder; “Eğer Türkiye delikanlıyı hemen serbest bırakmazsa, Avrupa’ya çok uzak düştüğünü görmelidir (17) ” diyordu. Suç işleyen Serkanlar için “Gençlik İslah Kampları” gündeme getirenler, Marcolar için, “derhal serbest yoksa....” diye tehditler savuruyorlardı.  Almanya hapishanelerindeki Serkanlar cezalarını çekmeğe, çilelerini tamamlamaya dursunlar; Türkiye hapishanelerine girip çıkan Marcolar yazar oluyor, yazar...

Durum ne olursa olsun; size “kötü adam” rolünü biçenler, karşınıza geçip “iyi adam” rolünü oynamaya devam ediyorlar.

Devam edecek.

 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

IQ’su Düşükler ve Müslüman Avrupa
Savulun Türkler Geliyor...
Benden Sana “Düşman” Olmaz!
Gazze veya Kerbela
Kalabalıkların Yalnızlığı (2): Bizim Yalnızlığımız
Kalabalıkların Yalnızlığı
Hangi İnsanın Hakları?
Medeniyetin Utanç Tablosu
Dinine Değil Dindarlığına İtirazım Var (2)
Dinine Değil Dindarlığına İtirazım Var
Ana!
Batı’nın Şarklısı veya Şark’ın Batılısı
Ahlâkî Kodlarımız
“Globallaşmanın Pezevenkleri”
Modernizmle Gelen Devrimler (3)
Modernizmle Gelen Devrimler (2)
Modernizmle Gelen Devrimler
Derdimiz de var dermanımız da...
“Allahsız Komünizm” ile “Allahlı Kapitalizm” Arasında
“Türkiye sadece Türklerin değil”
 

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
IQ’su Düşükler ve Müslüman Avrupa
Yakup Yurt
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
İbrahim Selamet
İHH İnsani Yardım Vakfı
Muhsin Ceylan
Zirveden görünenler
 ve bir istifa
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç