|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|

Benden Sana Düşman Olmaz (3):
IQ’su Düşükler ve Müslüman Avrupa
Ülkede ve dünyadaki gelişmelere duyarlı olan bir Alman
vatandaşı olarak sabahleyin işe giderken yol üstündeki
gazete bayisinden olaylara ayna tutan meşhur haftalık
derginizi aldınız. Derginin kapağındaki motifler
kombinasyonunu görünce, aslında nefret ettiğiniz Nazilerin,
“Almanya Almanların!” veya “Türkler Defolun!” türünden
sloganlarını hatırladınız, milliyetçilik duygularınız
kabardı... Kapakta, Federal Almanya Cumhuriyeti’nin Başkenti
Berlin’in sembolu meşhur Brandenburg Kapısı’nın üzerinde,
Berlin semalarında bütün müslümanların mı, yoksa sadece
Türklerin mi olduğunu pek ayırt edemediğiniz ay ile yıldızı
görüyorsunuz... Kapak üstbaşlığı; “Mekke Almanya” ve
altbaşlık ondan daha provakatif: “Gizlice İslamlaştırma
(9)”. Almanya’nın Türkler tarafından ele geçirildiğini ve
gizliden gizliye, sinsice Almanya’yı İslamlaştırma
faaliyetlerinin de doruk noktasına ulaştığını haber veren,
belgeleyen(!) bundan daha somut ne olabilirdi...
Zaten asırlardan beri tarih kitaplarında, romanlar,
hikâyeler ve filimlerde “öcü” gibi gösterilen bir Türk imajı
vardı. Türklerin misafirperver olduğunu bildiklerin olsa
gerek; sağolsunlar bizi ameleliğe çağırırken de, “misafir”
demeyi ihmal etmediler. “Barbar Türkler” ilk defa 1960’lı
yılların başında davete icabet ederek Almanya’ya gelince,
Türke karşı bu önyargı büyük ölçüde yerini hakikatlere
bırakmış ve o zamana kadar anlatılanların aksine, verilen
her görevi itirazsız yerine getiren, dilsiz ve ağızsız
Türklerle tanış olunmuştu.
Şimdi son zamanlarda Alman yazılı ve görüntülü medyasında bu
ve benzeri haberleri gördükçe, Viyana Kapılarına kadar
dayanan Türklerin tekrar hortladığı hissine kapılmaz
mıydınız, siz sıradan bir Alman vatandaşı olsaydınız?...
İslâmlaştırılan Avrupa
Hele hele müslümanların, Hıristiyan Avrupa’yı
İslamlaştırma projesini deşifre eden (!), bunu yazdığı
kitaplar, yaptığı söyleşiler ve medyada verdiği demeçlerle
mütemadiyen Alman halkını uyaran aydınlardan birisi
Arap-Müslüman kökenli olur ve; “Eğer İslâm’ı
Avrupalılaştıramazsanız, İslâm Avrupa’yı islâmlaştıracak
(10).” gibi çok iddialı bir söz söylerse... Bu “uyarı”
yabana atılmaz, bu uyarı hiçbir zaman unutulmaz ve bu uyarı
yerli-hıristiyan halkın zihninde bir daha kolay kolay
silinmeyecek “Düşman”ın adını, sıfatını, şekli şemalini
belirler!
Türk ve müslümanları hedef alan, Batı’nın düşmanı ilân eden
haber, yorum, araştırmaların ve yazılan kitapların haddi
hesabı yok... Aralık 2008 sayısında, “ADAC” gibi milyonlarca
üyesi bulunan bir Alman otomobil kuruluşunun yayın
organındaki bir kitap reklâmı özellikle Türklerin tepkisini
çekti ve o kadarla kaldı. Eğer dedikleri doğruysa, üç ay
içinde dördüncü baskısını yapan bu kitap da benzerleri gibi,
“Gizlice İslâmlaştırılan Avrupa”nın imdat sinyalleri
verdiğini konu ediniyor.
Batı Avrupa müslüman ve Türk azınlığı üzerine sık sık
kamuoyu araştırmaları yapılır. Belli aralıklarla yapılan bu
nabız ölçümlerinde, sosyal gidişatımızın hangi kültürel
değerler üzerine oturtulduğunu tesbit ve ona göre de tedbir
içindir. Almanya İçişleri Bakanlığı’nın kamuoyunda epey
tartışmalara vesile olan 500 sayfalık araştırmayı ihtiva
eden kitabında, bir araştırmaya göre Türk gençlerinin %85’i
dindar (11) iken, bir başka araştırmada müslüman gençlerin
%46’sı koyu dindar (12) imiş. Bu kamuoyu araştırmasına göre
Almanya müslümanlarının %40’ı köktenci (fundemantal)
eğilimliymiş (13). Hangi gayeye hizmet için bu araştırmanın
yapıldığını mutalka İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble daha
iyi bilmektedir lakin; “Şiddete meyilli ne kadar müslümanın
olduğunun sayısını veren İçişleri Bakanlığı’nın bu
araştırması, aslında müslümanlara karşı bütün önyargıları
teyit etmiştir (14).”
“Dindarlık”tan kimin ne anladığı ve dindarlık kavramından
yola çıkarak, her camiye gidene neredeyse “potensiyel
terörist” gözüyle bakıldığını da gözardı etmemek lazım. Yani
işe isterseniz özel, isterseniz resmî açıdan bakın; hedef
gösterilen kitle, yaratılan yeni “düşman”ın adresi hep aynı
yere çıkıyor.
IQ’su düşük Türkler
Berlin Hür Üniversitesi Rektörü profesör, “Türk
göçmenlerin ‘IQ’sunun Almanlardan düşük olduğunu (15)” ilim
adına iddia ettiği hâlde, bir-iki kem-kümün dışında fazlaca
itiraz da olmadı ve bu adam hâlâ ilim adamı, akademisyen
sıfatıyla görevine devam edebiliyorsa, en yüksek “ilmî”
ağızlardan “Türklerin aptallığı” böylece tescil ve tasdik
edilmiştir... Bu yakıştırma Türklerin dışında herhangi bir
Avrupalı azınlık için söylenmiş olsaydı, Almanya’da yer
yerinden oynar ve o Prof. etiketli adama aynı günüsü işinden
elçektirirlerdi.
Şimdi dönüp sormak gerekir: Zekâ seviyesi (size göre) düşük,
yani aptal bir azınlık toplum nasıl olur da, sizin gibi
üstün medeniyet ve üstün zekâ sahibi Almanları hatta
bütünüyle Avrupa’yı İslâmlaştırabiliyor?...
Artan işsizliğin, boşalan kiliselerin, seviyesi düşen millî
eğitimin müsebbibi hep şu “IQ’su düşük Türkler” bugünden
yarına Almanya’dan kovulursa birçok yazar-çizer, uzman,
şarkiyatçı takımı işsiz kalcak. “Türk Düşmanlığı”ından
şan-şöhret sahibi olmuş, hergün sayfa sayfa yazılar
döktürenler; romancı, filimci, televizyoncu, gazeteci ve de
siyasetçiler, aslında “velinimet”lerine minnettar olmaları
gerekir.
İradeniz dışında, sizden kendileri için yeni bir düşman
yaratanlar, olması gereken bütün menfilikleri size
yakıştırmada da pek mahirdirler: Batı’ya ve Batılı değerle
düşman, potensiyel terörist, kadına köle muamelesi yapan,
camilerde yerli halka kin kusan ve düşük zekâlı...
Olaylar farklı, netice aynı
Münih metrosunda biri Türk diğeri Yunan iki gencin
20.12.2007 tarihinde yaşlı bir Alman’ı dövdüklerini mutlaka
hatırlayanlarınız vardır. O olaydı Yunanlı genç hiçbir zaman
gündeme gelmedi ve Serkan adlı Türk gencinin şahsında üç
milyona yakın Almanya Türk azınlık parmakla gösterilirken,
bize doğru uzanan parmaklar o derece yaklaştı ki az daha
gözümüzü oyacaktı. İki serseriden birisi gözlerden ve
zihinlerden uzak tutulurken diğeri, yani “öteki” yani 20
yaşındaki Türk üzerinden milyonlarca Türke yapılmadık
hakaret kalmadı ve bu olaydan bile bir kültürler savaşı
seneryosunu çıkarmaya çalışanlar, kamuoyuna bunun; “...hâkim
hıristiyan değerlerine açılmış bir kültür savaşı (16)”
olduğunu yazmaktan çekinmediler.
Buna karşılık bir de, 2007 ilkbaharında Antalya’da
tatildeyken İngiliz kıza cinsî tacizde bulunduğu iddiasıyla
tutuklanan Alman Marco olayını hatırlayınız: Alman medyası
Antalya’dan hergün Marco haberlerini geçiyor, gerektiğinde
canlı tv yayınları yapılıyor, kilisede Marco için dualar
ediliyordu. Nerdeyse bir hükümet krizine dönüştürülecekti bu
ırza tecavüz olayında, Federal Almanya Başbakanı’ndan,
Dışişleri Bakanı’na kadar devreye girmeyen kalmadı.
Hıristiyan Birlik Federal Meclis Grup Başkanı Volker Kauder;
“Eğer Türkiye delikanlıyı hemen serbest bırakmazsa,
Avrupa’ya çok uzak düştüğünü görmelidir (17) ” diyordu. Suç
işleyen Serkanlar için “Gençlik İslah Kampları” gündeme
getirenler, Marcolar için, “derhal serbest yoksa....” diye
tehditler savuruyorlardı. Almanya hapishanelerindeki
Serkanlar cezalarını çekmeğe, çilelerini tamamlamaya
dursunlar; Türkiye hapishanelerine girip çıkan Marcolar
yazar oluyor, yazar...
Durum ne olursa olsun; size “kötü adam” rolünü biçenler,
karşınıza geçip “iyi adam” rolünü oynamaya devam ediyorlar.
Devam edecek.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
IQ’su
Düşükler ve Müslüman Avrupa
Savulun
Türkler Geliyor...
Benden
Sana “Düşman” Olmaz!
Gazze
veya Kerbela
Kalabalıkların
Yalnızlığı (2): Bizim Yalnızlığımız
Kalabalıkların
Yalnızlığı
Hangi
İnsanın Hakları?
Medeniyetin
Utanç Tablosu
Dinine
Değil Dindarlığına İtirazım Var (2)
Dinine Değil
Dindarlığına İtirazım Var
Ana!
Batı’nın
Şarklısı veya Şark’ın Batılısı
Ahlâkî
Kodlarımız
“Globallaşmanın
Pezevenkleri”
Modernizmle Gelen Devrimler
(3)
Modernizmle Gelen Devrimler
(2)
Modernizmle
Gelen Devrimler
Derdimiz
de var dermanımız da...
“Allahsız
Komünizm” ile “Allahlı Kapitalizm” Arasında
“Türkiye
sadece Türklerin değil”
SAYFA
BASI
|