|

İhtiyaç, İhtiras, Sapkınlık
Fakirdiniz; bir zamanlar karnınızı doyuracak kadar
ekmeğiniz, yazın sıcağına kışın soğuğuna uygun kıyafetiniz
yoktu. Mahalledeki Hacer’le gözgöze gelerek, konuşmaya bile
ihtiyaç duymadan, birbirinize aşık olmuş ve neticede
evlenmiştiniz. Başınızı sokacak iki gözlü kerpiç evinize
kavuştuğunuzda, kendinizi Seba Melikesi Belkıs’ın sarayında
gibi hissetmiştiniz.
Karı koca didindiniz, çırpındınız; çok çalışıp az harcadınız
ve yavaş yavaş sofranızdaki yiyeceğiniz de, sırtınızdaki
giyeceğiniz de çoğalmaya başladı. Artık taşradan büyük
şehire göçme zamanı gelmişti. Orada da işiniz iyi gitti;
kazandıkça kazandınız. Dünya malı arttıkça dünyalık
ihtiyaçlarınız da artmaya başladı. Kışlık, yazlık
daireleriniz, arabanız, ünlü markalardan kıyafetleriniz ve
mücevherleriniz gün geçtikçe çoğalıyordu.
Eskiden bulduğunuza şükreder, aza kanaat getirir, dünyanın
neresinde olursa olsun, Allah’ın size verdiği nimetlerden
açlar, yoksullar için de niyaz ederdiniz. Şimdilerde gözünüz
o kadar aç ve o kadar açık ki, eğer verseler dünyayı tek
başınıza yutar ve doydum bile demez, daha doğrusu
diyemezsiniz. Artık siz doymayı unuttunuz.
Eskiden can dostlarınız, bir lokma kuru ekmeği paylaştığınız
arkadaşlarınız vardı. Yavan lokması boğazına tıkananlardan
şimdilerde sıyrılarak, lokması yağlı olanlar sınıfına terfi
ettiniz. Toplantılar, işyemekleri, görüşmeler, seyahatler,
davetler, takdimler, iltifatlar, alkışlar, yiyecek ve
içeceklerle donatılmış masalar ve etrafında her boydan ve
yaştan şuh dilberler...
İmkânlarınız nisbetinde ihtiyaçlarınızın arttığını, doğrusu;
daha ne türden ihtiyaçlarınızın olduğunu yeni yeni
farkediyorsunuz: Kırmızı etin kuzulusu, beyazın piliçlisi ve
hele balık eti gibisi... Bir de üstüne şarabın kırmızısı,
bilemedin beyazı... Kadın dediğin de öyle olmalı!
-Lakin bizimki kartlaştı artık. Ulan saki, doldur badeyi!
Serbest piyasada müsteriniz değiştiği gibi dostlarınız,
ahbaplarınız da, arabalarınız gibi zevkleriniz de değişiyor.
Zevkleriniz değişince; eski aşklarla meşk olmuyor! Yenisine
bakıyor, ona takılıyorsunuz.
Fakirlik dönemine ait sadakat, kanaat ve itaat kültürünü,
hatta din anlayışını, mukaddeslerinizi, gerçi ayaklar altına
almadınız, fakat yeniden ölçüp biçtiniz, içinde bulunduğunuz
duruma göre yorumlayıp, kendinize göre uyarladınız.
Dün önlerinde ceket ilikledikleriniz bugün size selama
durmuş, sizden bahsederken kelimelerin kifayetsiz kaldığını
itiraf ediyor ve sizi alkışlamayan ellere beddua, size ise,
onları nimetlendireceğiniz umuduyla dua ediyorlar. Sizi,
arttıkça dağıtmayıp yığdığınız para ve bir de dalkavukların
alkışı kadar hiçbir şey tahrik etmedi; başınızı döndürmedi,
raydan çıkarmadı.
Siz bundan sonra, alçakların yücelttikleri mertebedesiniz.
Orası; ihtiyaçlarını ihtirasa, ihtiraslarını da sapkınlığa
dönüştürenlerin yeridir.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
İhtiyaç,
İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu
Vebal Kimin?
Vicdan
Ayaklanması
Bir
İnsan İnşa Etmek
İhanetlik
Bizdedir
İmam
Hüseyin
SAYFA
BASI
|