|
Şiddet İmalathanesi
Herhangi bir millete veya dine iradesi dışında mensup olan
bir insanın veya grubun yaptığı yanlışlar, kötü hareketler,
topyekün bir milleti veya dini karalamak için propaganda
malzemesi olarak kullanılırsa, dünyada var olan milletler ve
dinlere mensup ümmetlerin tamamı ya hırsız, ya cani, ya da
ırz düşmanı olarak ilan edilmeleri gerekir. Çünkü, her
milliyetten ve dinden iyilerin yanısıra, her türlüsünden
kötüler de mevcuttur.
Şayet komünizm çökmeseydi bugün Ortadoğu`daki teröristlerin
-geçmişte olduğu gibi- büyük çoğunluğu Marksist/Leninist
olarak eylemlerine devam edeceklerdi. Dün komünizmi düşman
ilan eden güçler ve onların uzantıları bugün İslam'ı
kendilerine yeni düşman olarak ilan ettiler. 1.Dünya
Savaşı'ndan beri müslüman ülkelerdeki kolonyalist sömürü
düzeni bilhassa Amerika'nın liderliğinde bütün şiddetiyle
devam etmektedir. Müslüman ülkedeki işgalcilere karşı
verilen mücadele Amerika veya Avrupa'daki hıristiyanlardan
beklenemiyeceğine göre, inansa da inanmasa da, "müslüman"lar
tarafından yürütülecektir. Bu "İslamcı Teröristler" ise,
"neo kolonyalistler"lerin, hammaddesi genelde Ortadoğu İslam
Coğrafyası'ndaki insan kanı, insan canı ve müslüman petrolü
olan "şiddet imalathanesi"nin ürünüdürler.
Öyle hayasız, zorba, hırsız ve yalancı bir "dünya
jandarması", "medenilerin temsilcisi"yle karşı karşıyayız
ki, yağmalarken, "hırsızlaar!..", öldürürken,
"teröristleer!.." diye basbas bağırıyor. Öyle bir yalan
propaganda sistemi ki, ne Musevi Shoranlar öldürünce“
siyonist terörist“ ve ne de İsevi Bushlar öldürünce
„hıristiyan terörist“ oluyorlarmış...Öldürmek ve öldürtmek
hakkı sadece onlara aitmiş.. Hangi dine veya milliyete
mensup olursa olsun, suçsuz bir insanı öldüreni bütün
insanları öldürmüş gibi katil olarak kabul eden bir dinin
mensubu olarak, her türlü terörü, katliamı ve katilleri
lanetliyoruz!
İşgalci güçlere karşı olduklarını kem-küm ederek ortaya
koymaya çalışanlar; toprakları, yeraltı ve yerüstü
zenginlikleriyle beraber istikballeri de ipotek altına
alınmış milletlerle dayanışma içerisinde olduklarından
dolayı değil, ganimetten pay alamadıkları için ağabeyleri
„neo kolonyalistler“e karşıdırlar. Aynı şekilde, „Yeni Dünya
Düzeni“nin jandarmalarıyla beraber hareket eden, „Türki
Cumhuriyetler“den „Arabi Devletler“e kadar, 21.Asır
mandacılığını kabullenmiş „müslümanlar“ın efendilerinin
„Efendileri“ne karşı diyet borcu olduğu için ses
çıkarmamakta, görmezlikten ve duymazlıktan gelmektedirler.
İlahi dinler suistimal edilirken, mazlumların ahı arşa
yükselirken, insanlık değerleri ayaklar altında çiğnenirken,
farklılıklardan doğan kültürel zenginlikler vahşi
kapitalizmin ürettiği „mono kültür“ün tahakkümü altına
alınırken, gözlerini kapayan, kulaklarını tıkayanlar ve
vicdanı taşlaşanlar, günün birinde kendi ihtiraslarının
kurbanı olarak tarihin çukuruna atılarak, lanetle
anılacaklardır. Tıpkı, Firavunlar ve Neronlar gibi.
Şimdilik kapital ve teknolojik üstünlüğü ellerinde
bulunduranlar, hegemonyacı siyasetlerinin neticesi olan
terörün çıkış sebeplerini, işgal ederek sömürmekten ve
müslümanları potensiyel terörist olarak görmekten
vazgeçmedikleri müddetçe ne kendileri ve ne de diğerleri
huzur bulamayacaklardır. İnsanlık hergün yeni bir korku ve
dehşet paranoyasıyla yatıp kalkacak, Batı ile Doğu
arasındaki düşmanlık giderek artacaktır.
Batılı’sı ve Doğulu’suyla, müslümanı ve hıristiyanıyla akl-ı
selimler, bu önyargı ve ihtirasla mayalanmış çok endişe
verici gidişata beraberce „dur!“ demedikleri taktirde,
insanlığın felaketlerle bitecek sonunu hazırlayanlardan
olacaklardır.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|