|

İmam Hüseyin
Aralık ayının bendenizde bıraktığı ve hiç eksilmeden
ömrümün son nefesine kadar taşıyacağım acıdan bağımsız
olarak, bu yıl da Hicrî takvimin ilk ayı Muharrem, Aralık’a
denk geldi. Anlayanlar ve bilenler için Muharrem,
Kerbela’yla özdeşleştiğinden bir matem ayıdır. Aralık, aynı
zamanda Türk-İslâm düşünce hayatının çok önemli abide
şahsiyetlerinden Hz. Mevlana’nın ve Mehmet Akif Ersoy’un
ölüm yıldönümlerinin olduğu aydır. Her birini saygı, hürmet
ve Fatihalarla anıyoruz. “Ölü”süyle irtibatı koparmış,
diyaloğu kesmişlerin istikbâlleri karanlık, gidecekleri yol
müphemdir.
“Hüseyinleşmek” adlı kitabımızın okuyucuyla buluşmasından
sonra değişik kesimlerden gelen tepkilerden çıkardığımız
netice; din adına ilân edilen “yasak bölgeler”e olan
ilginin, muhafazakâr kesimde bile artış gösterdiği
yönündeydi. Başka bir ifadeyle; 10 Muharrem’i neredeyse bir
aşure şölenine dönüştüren “Dini Bütün Müslümanlar”ın aksine,
o günü Hz. Hüseyin’in Kerbela’da verdiği şanlı mücadeleyle
hatırlayan, anan ve anlamaya çalışan yeni bir kol, ya da
ekol müslümanların varlığı da, Kerbela çölünde susuzluktan
yanan ciğerlere inen bir yudum su kadar insanın içini
serinletiyor.
Davaların rafa kaldırıldığı, dava adamlarının ya zamaneye,
ya da nefislerine yenik düştükleri bir devirde; Hz. Hüseyin
gibi bir imama, bir lidere, bir dava erine mazlumlar,
mağdurlar, yetimler, hakları gasp edilmiş, ülkeleri
yağmalanmışlar adına ve öksüz davalar adına şiddetle ihtiyaç
var!
Şu beli bükük, boynu düşük, omurgasız müslümana, İmam
Hüseyin gerek...
“Ah O Cennet Gençlerinin Efendisi”ydiyle avunan ve
avutanlar, “Ah Hüseyin, Vah Hüseyin”ci ağlayan ve ağlatan
anlamazlar elinden ya Hüseyin!... Ya Hüseyin!
İmanı çöle, fikir bahçesi hara dönmüş, merhamet pınarları
kurumuşların, kanımızı Zemzem niyetine içenlerin elinden
medet ya Hüseyin!
Aşura’mız (*) aşurelendi; sürgündeki Abuzerler geri dönmedi;
sağım Kerbela, solum Rebeze...
Kufelileşen insanlık, Yezidleşen bir dünya...
Gel İmam’ım ol artık... Sen, benim mukaddes davamın ete
kemiğe bürünmüşüsün...
Herkes kendi Hüseyin’ine ağlar, kendi Kerbela’sında
kavrulur... Yeniden diriliş seninle; bizi Kerbala’mızdan
çıkaracak, Hüseyinlerimize kavuşturacak da yine sensin!
(*): “10 Muharrem”in başka bir adı da Aşura’dır. O güne
atfen pişirilen tatlının adı ise, aşure’dir.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
İmam
Hüseyin
Soğuk
Savaşın Kültürel Boyutu (2):
Korku kültürü; korkutma metodu
Soğuk
Savaşın Kültürel Boyutu
Akültürasyon
Çığlık
Anti-Müslüman
İdeoloji (2):
Toplumun Ortak Temayülleri
Anti-Müslüman
İdeoloji
Eğrisine
Doğrusuna Sarrazi
Müslümanı
İslâmîleştirmek
İslâmcı
Açılış, Milliyetçi Kapanış (3):
‘Armani Milliyetçileri’ ve ‘Cardin Müslümanları’
İslamcı
Açılış, Milliyetçi Kapanış (2)
İslâmcı
Açılış, Milliyetçi Kapanış (1)
SAYFA
BASI
|