A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de






İslâmcı Açılış, Milliyetçi Kapanış (3):
‘Armani Milliyetçileri’ ve ‘Cardin Müslümanları’



Halbuki fiiliyatta ve fikriyatta hakkıyla temsil edilmeyen, yerini bulmayan din; günlük yaşantıda göstermelikten, düşüncede ise sloganvarilikten öte bir değer kazanmaz. Yüksek perdelerden milliyetperverliği seslendirenler, aynı seviyede dini ve dindarlığı da sahiplenebilmeldirler. Mensubu olduğu milletin ve dinin aynı derecede aşığı olmak; birbirine aykırılık teşkil etmez. Fakat: Türk dindarının “düşük profilli millî” olmasının müsebbibi milliyetçiler, Türk milliyetçisinin “az dindar” olmasının sebebi de, dindarlığı kimseye kaptırmayan “dindarlar” dır, gibi bir tesbit aslında bizim gerçeğimizi yansıtmıyor mu?

Bir kesimin öne çıkardığı değerler, diğer kesimde arka plana itilmiştir. “İslâmcı”mızın Türk olmaktan dolayı utanmasına, “Milliyetçi”mizin de kibirlenmesine gerek yok! Aslında ne İslâm’ın böylesi müslümana, ne de Türkiye’nin de böylesi milliyetçiye ihtiyacı var...

Son yıllarda yapılan kamuoyu araştırmalarına ve siyasî tercihlere bakıldığında, Türkiye’nin ezici çoğunluğu dindar ve milliyetçidir. Dinî ve millî hassasiyetlerini açık farkla ortaya koyan Türk toplumunun genel gidişatını İslâmî ve millî değerler bazında ölçüye vurduğumuzda, bu sefer hedefinden saptırılmış, erozyona uğratılmış bir dindarlık ve milliyetçilik anlayışıyla yüzyüze geliyoruz. İşte tam da burada kendimizle yüzyüze gelmekten korktuğumuzdan veya cesaret edemediğimizden, içi boşaltılmış millî ve manevî değerlerle avunduğumuzu ve övündüğümüzü kabullenmekte zorlanıyoruz.

Globalizmin getirdiği açılımlara çok ihtiyatlı yaklaşanların “cumhuriyet muhafazakârları”  ve çok taraf olanların “dinî muhafazakârlar” olması, başlıbaşına yeni bir Türkiye gerçeğidir. Kendisine ait olan bu kavrama açıklık getiriken Prof. N. Göle, şöyle diyor: “Cumhuriyet muhafazakârlığı derken, siyasi bir muhafazakârlıktan söz etmiyorum. Cumhuriyet’in kendi klasiğini yaratmaya başladığını düşünüyorum. Burada ilginç olan da şu:  Biz İslâmcılar’ın daha ahlâklı bir yapı getireceğini düşünüyorduk. Oysa Cumhuriyet, bu liberal yanılgı karşısında neredeyse münzevi, dünya nimetlerine karşı mesafeli ve nefsine yenik düşmemiş kişiler üretti. Cumhuriyet’in hiçbir ahlâki yapı yaratamadığını söylemenin yanlış olduğunu görüyoruz bugün.”.

Prof. Göle’ye göre, taban değiştiren milliyetçiliğin yeni kitlesi, lüks tüketim malları ve Batılı hayat tarzlarıyla dikkat çeken ve aynı zamanda (özellikle son yıllarda) Batı’ya oldukça mesafeli duran, “Armani Türkleri” idi.

Bazı kamuoyu araştırmaları, İslâmî burjuvanın marka düşkünü olduğunu tesbit ettiğine göre biz de artık, “Armani Türkleri“ne karşı „Pierre Cardin Müslümanları“nı, onu da beğenmeyenlerimiz olursa, “Christian Dior Muhafazakârları“nı, Made in Turkey’in diğer yüzü olarak takdim edebiliriz.

Ülkemizdeki içtimaî ve siyasî değişimi doğru okuyabilen ilim adamlarımız ve aydınlarımız, şayet yeni nesil milliyetçileri ve dindarları, kapitalizmin önde gelen lüks tüketim markalarıyla sıfatlandırıyorlarsa, bendenizin; ‘içi boşaltılmış’ veya ‘erozyana uğratılmış’ bir milliyetçilik ve dindarlık anlayışı tanımlaması da, yeni durumun yerinde tesbitidir!

Bütün bunlardan bağımsız olarak, globalleşme çağında değişim rüzgârlarına karşı yelkenleri indiren milliyetçi/ulusalcı kesim kadar, değişim rüzgârlarına (neredeyse) sonuna kadar yelkenleri açan muhafazakâr/İslâmcı kesimin de duruşu, tahlile ve yorumlanmaya muhtaç iki önemli noktadır.

“Kol kırılır yen içinde” düsturundan hareketle, ülke içi ihtilaflarını ülke dışına taşımayı veya yabancılarla paylaşmayı ihanet gibi algılayan ve kendince bir millî duruş sergileyen kesimin aksine, karşısındaki iç dinamiklerin direncini kırabilmek için dindar-muhafazakâr kesim doğrudan veya dolaylı yollardan enternasyonalist duruş sergilemekte bir beis görmüyor. Bir taraf, “Türkün Türkden başka dostu yoktur” sloganıyla mütmain olurken; diğer taraf, İslâm’ın evrenselliğini arkasına alarak açılıyor.

Görünen o ki; referansı Türk Milliyetçiliği olan siyasî-ideolojik akımın ve din merkezli siyasî muhafazakârlığın henüz daha ülke ve dünya gerçeklerine cevap verebilecek evfsafta projesi yoktur! Ötedenberi bildik tutumun devamı kadar, bugünden sabaha mevcut dengeleri altüst eden bir tutum da millî menfaatlerimiz açısından son derece tehlikeli olabilir.

İmparatorluk tecrübesi ve birikimden Milliyetçiliğin de, İslâmîciliğin de yerinde ve doğru ders çıkarması durumunda, hem birbirlerinin tamamlayıcısı, yerine göre destekçisi olur, hem de ülkemizi gelecek yüzyıllara daha hazırlıklı ve güçlü olarak taşıma görevini hakkıyla yerine getirmiş olurlar.


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

İslâmcı Açılış, Milliyetçi Kapanış (3):
‘Armani Milliyetçileri’ ve ‘Cardin Müslümanları’

İslamcı Açılış, Milliyetçi Kapanış (2)
İslâmcı Açılış, Milliyetçi Kapanış (1)
Kötüler ve İyiler
Tesadüflere terkedilmiş bir azınlık
Ruhu çalınmış Türk
Yol haritamız
Göçmen Türkün Çağdaşlık Meselesi
Kendi Modernitesini Gerçekleştiremeyen Toplumlar
Müslüman, Milliyetçi ve Demokrat Olmak...
Kendi Eksenine Dönüş
Dirilin Artık...
Toplumun Kemâle Ermesi
Bu Parantez Açılmalıdır
Ebuzer: Sürgündeki Ülküdaşım
 

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
İslâmcı Açılış, Milliyetçi Kapanış (3):
‘Armani Milliyetçileri’ ve ‘Cardin Müslümanları’
Yakup Yurt
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
İbrahim Selamet
İHH İnsani Yardım Vakfı
Muhsin Ceylan
Zirveden görünenler
 ve bir istifa
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç