·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


İslâm’ı Hıristiyanlaştırmak

     Batı’nın fikrî sermayesi artık tükenme noktasına geldi; düşünce üretemiyor! Batı, teknoloji üretimi ve ihracatı (eski hızı kesilmesine rağmen) yapmaya devam ediyor ama, geride bıraktığımız yüzyıldaki gibi ideoloji ihracatı yapamıyor artık! Batı’nın faşizmi, sosyalizmi, komünizmi tarih çöplüğüne atıldı. Kapitalizmi ise hem kendi içinde hem de uygulanan ülkelerde çoktan beridir sorgulanıyor.

     Dünyanın en büyük kapitalist ülkesi Amerika, tarihinin hiçbir döneminde şimdiki kadar müslüman ülkelere yönelik olarak hırçınlaşmamış ve o ülkeler tarafından nefret edilecek derecede gözden düşmemişti. Bilindiği gibi kıta Avrupası da büyük kardeşi Amerika’yla çıkar kavgası yüzünden pek barışık değil. Son müslüman cihan devleti Osmanlı’nın çöküşünden beri Batı teknolojik üstünlüğünü kullanarak buralara sistem ihracatı yapıyordu. Bunların hiçbiri taban tutmadı, başarılı olamadı ve insanlara vaadedilen refah ve huzuru getiremedi. Batı karşısında hezimete uğramış müslüman ülkelerin aydınları, Batılı düşünce ve değerlere sımsıkı sarılmalarına rağmen, gelinen nokta gözler önündedir. Batı’nın sömürgeci niyetini anladıktan sonra düş kırıklığı yaşayan yeni nesil aydınlar, kendi değerlerine dönüş yaptılar.

     Ancak İslâm’la özdeşleşen bir beşerî, iktisadî ve hukukî sistem onlara adaletli maddî kalkınmayı ve manevî huzuru yeniden kazandırabilirdi. Bu, maddeci dünya görüşü için ölüm demekti. Dinin kiliseye hapsedildiği, ancak bir “kültür dini” seviyesine indirgendiği, bu dünyayala ilgili hiçbir iddiası kalmamış, kapitalist hayat tarzına göre bilmem kaçıncı defa dizayn edilmiş bir Hıristiyanlık gibi İslâm da reforme edilmeliydi. Bu hâyâsız akımın karşısında her geçen gün biraz daha şuurlanarak, kendine güven duygusunu tazelemiş müslümanların ayak diremesi, karşı tarafın yeni stratejiler geliştirmesine vesile oldu.

     İnsanlığı, sonu felâketle neticelenecek bir istikamete sürüklerken üstünlük psikolojisinin verdiği bir dürtüyle, dünyanın tek hâkimi olduğuna ve olması gereketiğine kendini inandırmış Batı, bizim gibi müslüman ülkeler ve toplumlara yeni bir din formatı getirmeğe çalışıyor. Size dininizden vazgeçin demiyoruz, ama biz hıristiyanlar gibi siz de dininizi bir gözden geçirin, meâlinde masumane (!) tekliflerle  yaklaşıyorlar.

     Bu projelerine uygun zaman zaman bazı “din âlimleri”ni, bazı siyasileri ve bazen de yazar-konuşur sınıfından aydınları proğramlayarak piyasaya sürüyorlar. Kale içeriden fethedilmesi lazım: Hıristiyanlık gibi İslâm’ın da, Martin-Lutherlere, John Calvinlere ihtiyacı olduğunu, Hıristiyan-Batı’yı tanıdığı kadar İslâm-Doğu’yu tanımayan bizimkilere söylettiriyorlar.

     İnsanlık varoldukça tamamlanmış olan Allah dini İslâm’ın tabii ki gelişen ve değişen şartlara göre yorumlanmasına ihtiyaç vardır, fakat işin bu tarafı diğeriyle karıştırılmamalıdır. Kuran çizgisinden saptırılmadan yorumlanacak İslâm,  çaresizlik içinde kıvranan insanlık tarafından biraz daha cezbedici olacak ve herkesden önce arayış içinde olan Batılı insanın kurtuluşuna vesile olacaktır. Bu sefer planlar alt-üst olacak ve Batı Kalesi içeridekiler tarafından düşürülmüş olacak ki, zaten bütün korkuları da bu önüne geçemeyecekleri gidişattan kaynaklanmaktadır.

     Kuran çizgisindeki dini, ne sözde müslümanlar ve ne de Hz. İsa (a.s)’dan 300 sene sonra insanlar tarafından kaleme alınmış dinin “Süper Güç” temsilcileri kendilerininkine benzetmeğe güçleri yetmeyecektir!

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
İslâm’ı Hıristiyanlaştırmak
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Toplumun Yeniden İnşası
Yakup Yurt
Mozart Bugün 250 Yaşında
Üzeyir Lokman  Çaycı
Yolcular
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Kuş Gribi ve Bilime Verdiğimiz Önem
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
Şefik Kantar
Ey Alman, Titre ve Kendine Dön !
Yılmaz Kuzucu
Hacda nefsi Kurban edebilmek 
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Enerjimizi Ulusal Sorunlarımızın Çözümüne Harcayalım
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Hidayet Kayaalp
İletişim Kavşağının İşaret Levhaları: İlgi Kalıpları
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Ali Kılıçarslan
Yeni meclis, eski kafa
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç