·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


Kapak Olmayın Yeter!

   
Bir toplantıda değerli dostum Hidayet Kayaalp kısa konuşmasında toplumumuzun çok önemli çıkmazlarından birine parmak basarken, böcekler üzerinde yapılan bir ilmî araaştırmadan söz etti: İlim adamları 50, 100 ve 200 cm. gibi değişik yüksekliklerde sıçrama yapabilen üç ayrı böceği bir cam kavanoza koyarak ağzını kapatmışlar.  Cam kavanozun yüksekliği ise, 30 cm. Kavanozun altından ateşi yakınca böcekler kapağa kadar sıçrıyor ve tekrar tabana düşüyorlarmış. Aynı deneyi birkaç gün tekrarladıktan sonra araştırmacılar kavanozun kapağını kaldırmışlar ve tekrar alttan ateşi yakmışlar. Böcekler bu sefer hapsedildikleri kavanozun üstü açık olmasına rağmen, sadece 30 cm. yükseliyor ve tekrar aşağıya iniş yapıyorlarmış. İlim adamlarını hayrete düşüren bu deneyi nakleden Kayaalp, Türk toplumundaki seviye farklılıklarının tek seviyeye nasıl indirgendiğini anlatmaya çalışıyordu.
Anlatamaya çalışmak ne demek; taşı tam gediğine oturttu.

    Yük arabasıyla bir malı yüklediğiniz yerden teslim edeceğiniz yere nakleden siz, nakliyecisiniz! Bir bilgiyi aldığınız yerden (size göre) ihtiyaç duyulan yere nakleden siz ise, nakilcisiniz! Her nakilcinin akılcı olması da her zaman beklenmeğen ve yerine göre gerekmeğen bir durumdur. Ama ne var ki bizde nakilciyle akılcı hep birbirine karıştırılmıştır. Nakilci, mevcut bir hadise, haber veya yorumu ulaştığı kaynaktan alıp diğerine iletirken, sadece bir vasıta olarak taşıyıcılık görevini ifa eder. Akılcı ise, müracaat ettiği kaynaklardan aldıklarına yerine göre ilaveler yapar, onları yeniden yorumlar, ayrıca bunlardan bağımsız olarak, kendi beyin ürünlerini de ortaya koyar. Yani, o aklını kullanır ve başkalarına danışsa da nihayetinde kendi aklına danışmayı ihmal etmez.

    İlim adamları, İslâm dünyasında 12. yüzıldan sonra ilmî gelişmenin olmadığını söylemektedirler. Başka bir ifadeyle, İslâm dünyası sekiz asırdan beridir yalın bir nakilcilikle tatmin olmaya çalışmaktadır. “Tatmin olabiliyor muyuz?” sorusuna evet diyenler de, hayır diyenler de var. Son yıllarda, “mevcut durum hak etmediğimiz ve bize yakışmayan bir seviyedir” diyenlerin sayısı artsa da, nakilcilerin oranı her zaman olduğu gibi bugün de dünden fersah fersah fazladır. Konuyu sadece dinî boyutta algılamak yanlıştır. Siyasetteki nakilcimizle ilahiyattaki nakilcimiz arasında metot olarak hiçbir fark yoktur. Birisi; “felan devlet büyüğümüz demişti ki...” cümlesiyle başlarken, diğeri; “filan din âlimimiz demişti ki...”yle başlıyor ve her ikisi de hiçbir ilave, katkı yapmadan, yani aslına astarına dokunmadan noktayı koyuyor. Aradan yerine göre asırlar geçmiş, şartlar değişmiş, değişen şartlarla insanlar değişmiş ve gelişmiş, ne gam...

    Yukarıya aktarılan böceklerle ilgili araştırmada olduğu gibi insanlarda da değişik yüksekliklere ulaşabilenler vardır. Bu yükseklik, akıl yüksekliğidir. Vasatın (ortalama) biraz altında, üstünde veya daha yükseklerinde olan değişik kapasitede insanlar... Olimpiyatlardaki sporcular arasında olduğu gibi, daha yükseklere, daha hızlı, daha fazla yarışı, günlük insan ve toplum hayatında da devam etmektedir. Bu yarışlarda önceden belirlenen zaman, mesafe veya yükseklikle ilgili ölçüler, bir önceki sporcunun elde ettiği neticeye göre belirlenir. Milletler arasındaki yarışda ise, en önde koşan, en ileri gitmiş milletlerin ulaştığı nokta, hedef olarak alınır. Siz güç, makam, iktidar veya imkân sahibi olarak bir taraftan yarışta birinciliğe heveslenip, diğer taraftan olimpiyat sahasına girmez, yarışmalara iştirak etmez, etmek isteyenleri de şu veya bu şekilde engellerseniz, sizin sadece samimiyetinizden değil, zekânızdan da şüphe etmeğe başlarlar.

    50 cm. , 100 cm.  hatta 200 cm.’ye kadar sıçrama yapabilen böcekleri sadece 30 cm. yüksekliği olan bir kavanoza kapatır ve günlerce buna talim ettirirseniz, her sıçrayışta kavanozun üzerindeki kapağa çarparak kanatlandığına bin pişman olan böcekler, daha sonra kapağı kaldırsanız bile, “bir daha yükselmek mi, tövbe!” diyerek sadece 30 cm.’ye kadar yükselmede karar kılarlar. Siyasette, ilimde, sosyal hayatta ve medeniyetimizim mayasını oluşturan  İslâmiyet’te daha ileriye, yükseklere sıçrama yapabilecekleri, yıllar yılı hapisler, sürgünler, ihtilâller ve yasaklarla irtifa kaybına uğratır, gözlerini korkutarak denetim ve gözetim altında tutarsanız, şimdiki seviyeden ya da seviyesizlikten şikâyetçi olmak hakkını kaybedersiniz.

    Genelde İslâm âleminin, özelde ise Türk Milleti’nin önündeki en büyük engel, aklın önüne geçen, seviyesi düşük nakilcilerdir. Kutlu Doğum münasebetiyle başlayan, Hz. Peygamber’i anmalar, her zaman olduğu gibi O’nu anlamaktan uzak basma kalıp methiyelerle geçecektir. Halbu ki Hz. Peygamber’in methiyeye değil, (İslâm adına) anlaşılmaya ihtiyacı var. O anlaşılma da, nakil yoluyla değil, akıl yoluyla mümkündür.

    Asırlardır kapaklarla daraltılan ve karartılan ufkumuzun yeniden açılabilmesi, aydınlanabilmesi  için biraz zamana ve ondan da önemlisi cesarete ihtiyacımız var. Yeniden yükselebilmek için güven tazelememiz, basmakalıpların dışına çıkabilmemiz ve aklımıza müracaat etmemiz elzemdir. Tek isteğimiz; bize kapak olmayın yeter!

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Kapak Olmayın Yeter!
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Biri bana anlatsın
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Haldun Çancı
İsyanın Garip Gerçekleri
Yakup Yurt
Mösyö Sarkozy kimdir?
Nuran Yelkenci
Benim Duam
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Ermeni Sorununun İrdelenmesi!
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Yeltsin’in Rusyası ve Erdoğan’ın Türkiyesi
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirleşme
Ali Kılıçarslan
Made in Germany
Yılmaz Kuzucu
Mart mektubu
Şefik Kantar
Her şey hayallerle başlar
Hidayet Kayaalp
Kasıntı Kütürü
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Fikret Ekin
Oyun İçinde Oyun mu?
M. Ali Aladağ
Çağdaş Yobazlar
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Ayten Kılıçarslan
Türkler şiddet kurbanı
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç