·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


KADIN  VE  DİN  İSTİSMARI  VE  İHTİLAFI

Hangisi olursa olsun, istismar edilmeyen din ve hangi milletten olursa olsun, istismar edilmeyen kadın varmıdır acaba? Burada “kadın”dan kastımız; hem cinsiyet olarak insanların “kadın taifesi”, hem de kadınlık mefhumudur. M.Ö. ve M.S. sonraki zamanlardan başlayarak günümüze kadar kayıtlara geçen insanlık tarihinde, fizikî ve ekonomik güce sahip erkeğin kadını istismar ettiği ve onu baskı altına aldığını görmek mümkündür. “Beyaz Kadın Ticareti” olarak tarih sayfalarına geçen gerçekler, bildiğimiz sıradan tarihî bilgilerdir. Daha başında bulunduğumuz 21.Yüzyıl’da dahi kadın ticaretinin, fakir ülkelerden getirilen “taze et”lerle zengin ülkelerdeki tek dişi kalmış “çakal”ları doyurma, çirkefliği şeklinde devam etmektedir.

Bu yetmezmiş gibi bir de “senin kadının köle, benimki hür” tarzından müslüman-hıristiyan atışmasında Batı’dan gelen bu tür sataşmaya karşı; Müslüman Doğu’dan; “senin ‘hür’ dediğin kadının, aslında kapitalın kölesidir” cevabı gecikmeden geliyor. Müslüman Doğu’da kadın yerine göre; töre, din, erkeklik adına ve bunların toplamının neticesi, cehalet kaynaklı istismara maruz kalırken, Hıristiyan Batı’da kadın; sınırsız özgürlük (!), tüketim toplumunun en çok tüketeni, kapitalizmin reklam aracı, “cinsel obje” olarak ve kadınımsı değerler soyguna uğrayarak, kendisi de soyundurularak istismar edilmektedir.

Hıristiyanlıkta Hz. Meryem’le sembolize edilmeğe çalışılan hıristiyan kadınla, ne Ortaçağ hıristiyan kadınına ve ne de modern-postmodern zamana kadar intikal eden kadın arasında değerler ve cemiyetteki yeri bakımından bir paralellik göremiyoruz. İslâm öncesi cahiliye döneminde kadının Arap toplumundaki konumu, ona biçilen değer, artık okul çocuklarının da bildiği sıradan bilgiler arasındadır. İslâm’ın gelmesiyle devrim niteliğindeki ilk uygulamalardan birisi; kadına insanlık değerleri iade vedilerek, alınıp satılan meta olmaktan ve yerine göre diri diri gömülmekten kurtarılmasına, birçok ayet ve hadiste bu konuya atıfta bulunulmasına ve en son olarak Hz. Peygamber’in “Veda Hutbesi”nde de kadın haklarının altı çizilerek ifade edilmesine rağmen, ‘müslüman erkeğin tahakkûmu altındaki kadın manzarası’ bizim coğrafyamızın devam eden özelliklerinden birisidir, maalesef!...

Bilhassa Hıristiyanlığın ortaya çıkmasıyla başlayan din savaşları bazen, müslümanlara karşı “Haçlı Seferleri” olarak yapılmış, bazen de Hıristiyan dünyasında asırlara yayılan “Mezhep Savaşları” olarak devam etmiştir. Avrupalı sömürgeciler, yeni kıtaları ve zayıf ülkeleri işgal ederken Hıristiyanlık adına, gittikleri yerleri kan gölüne çevirmekten çekinmemişlerdir. Müslümanların kendi içlerindeki “din için” birbirlerine öldürmeleri ne yazıkki son bulmuş değil.

Kadını suistimalden daha beter ve korkunç boyutlarda din istismarı günümüz gerçeklerindendir. Din öyle bir bitmez tükenmez kaynaktır ki, çareleriniz ve kaynaklarınız tükendiğinde, “ey ahali din elden gidiyor!..” deseniz, veya “yobazlar şeriatı getirecek, özgürlüğümüzü elimizden alacaklar...” deseniz, muradınıza hasıl olursunuz. Bazen cehennemden korkutarak, bazen de cennet vaadinde bulunarak emelinize ulaşırsınız. Din lehine veya aleyhine sinsice yapılan her icraat taraftarına kazandırmaya devam ediyor.

Kadın gibi din mefhumu etrafında döndürülen dolaplar da sadece belli bir milliyete veya dine mahsus istismarlar değildirler. İşin en ilginç yanı ise; hem seküler insanımızla dindar insanımız arasında, hem de Hıristiyan-Müslüman diyaloğunda iki esaslı ihtilaf (anlaşmazlık) konusu vardır. Bunalardan birisi; kadın, diğeri ise; din’dir. Belki zamanla kendi içimizde anlaşma sağlayabileceğimiz bir ortak nokta bulunabilir. Fakat İslâm-Hıristiyan diyaloğunda bu iki konu üzerinde karşılıklı suçlamalar devam edecektir. Çünkü, bir tarafta yaşanılır olmaktan çıkarılarak kiliseye hapsedilen bir din anlayışına karşılık, hayatın her zerresine müdahele eden ve beraberinde reçetisini de sunan bir dinin tavır alışı vardır.


YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Kadın Ve Din İstismarı Ve İhtilafı
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Hidayet Kayaalp
Değişimin Zihinsel Aşamaları
M. Ali Aladağ
Varılmaz menzile bu gidişle
Yılmaz Kuzucu
„Çocuk kuyuya düşmeden“
Fikret Ekin
Dededen Toruna Türkçe(!)
Ayten Kılıçarslan
Avrupa aydınlanmış da...
Orhan Aras
Ayna Dergisi´nin (Der Spiegel) aynası sadece cin ve şeytan mı gösterir?
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Üzeyir Lokman  Çaycı
Hanga Hunga
Muhsin Ceylan
Kin vaizleri /Hassprediger
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Mustafa Can
Irak’takiler Ağlarsa Sen Ne yaparsın...
Şensel Aşkın
Avrupa Birliğinin Derin Eleştirisi
Şefik Kantar
Bizi bekleyen Avrupa
Sebahattin Çelebi
Adını bilmeyen şehirler…
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Serdar Çelebi
Mostar köprüsü açıldı
Ali Kılıçarslan
Utandıran Pano
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Ozan Yusuf Polatoğlu
Seçim Şakası
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bili