·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


"KENDİN  OL!.."

Yabancısı olduğunuz bir beldede gitmek istediğiniz adresi (hedef) bulabilmek için üç seçeneğiniz vardır: a) Şayet varsa, şehir haritasındaki yerleşim planına göre kendiniz arayıp bulabilirsiniz, b) gitmek istediğiniz caddeyi bilenlere sorarak, onların tarifi üzerine bulabilir, veya; c) bir yol gösterici (klavuz) temin eder, onun vasıtasıyla aradığınız yere ulaşabilirsiniz.

Toplumların/milletlerin de gitmek istedikleri hedefi yakalamada kullandıkları metot, seçtikleri vasıtalar, bunlardan pek farklı değildir: Ya, o istikameti gösteren işaret levhaları, ki bunlar; peygamberlerin, alimlerin, bilginlerin, büyük devlet adamlarının yön gösterici, istikamet belirleyici sözleridir, veya, yine (millet olarak) sizi ulaşmak istediğiniz noktaya götürecek yola döşenmiş kilometre taşlarıdır, ki bunlar da; hedefi önceden yakalmış olan toplumların merhale merhale elde ettikleri değer yargılarıdır. Bir başka metot ise; hedefi kaybetmiş, şaşkın bir ruh haliyle arayış içinde olan insanın her önüne gelene adres sormasına benzer ki, bazen bilmediği halde bilgiçlik taslayan, bazen çok dolambaçlı bir yol tarifi yapan, bazen de kasıtlı olarak sizi asıl hedefinizden saptıran tarifcilerin kurbanı olabilirsiniz. Bunlardan en sonuncusu ve sağlamı; bir mihmandarın (yol gösterici) izini takip ederek hedefe varmaktır.

Bir de bulunduğu yerinden uzaklaşınca birdaha bulamayan, geri dönemeyenler vardır ki, onların işi yeni adres arayanlardan daha da zordur. Bu durumu ancak "hafıza kaybı" ile tarif etmek mümkündür.
Teker teker insanlarda başlayan hafıza kaybı, zamanla tüm topluma sirayet ederek bir milletin tamamına yakınını tesiri altına alır. Bir millet için son derece bahtsız olan bu oluşum, önce o millettin seçkinleri (elit kadrosu) olan aydını, idareci ve yöneticisinde zuhur ederek, bulaşıcı hastalık gibi kademe kademe, tavandan tabana doğru yayılarak halkı kuşatar ve neticede; hafızasını (benliğini) kaybetmiş bir milletle karşıkarşıya kalırsınız.

Bugün gıptayla baktığımız Batı seviyesinde beşeri, ilmi ve fenni (teknolojik) gelişmişliğin bir önceki durağı bizdik. Olduğu yerden (adres) uzaklaşarak hedefi kaybeden, hafıza kaybına uğrayan; kimliğinden uzaklaşan, biziz. Küreselleşen dünyada dışa açılan insanıyla Türkiye zaman zaman "şok"larla karşılaşmaktadır. Bazen öldürücü, bazen de bayıltıcı gayelerle bize uygulanan bu şoke edici hadiseler, aslında fert ve toplum olarak yeniden hafızamızı bulmamıza yardımcı olmaktadır.

İnsanlığın faydasına olan her türlü ilmî gelişme, aynı zamanda tüm insanlığın paylaştığı ve sahiplenmesi gereken ortak değerlerdir.
Bir millettin hayat tarzından kaynaklanan
değer yargıları ise, sadece o millete aittir. İnsanlık tarihi, kendi değer yargılarını terkederek, onun yerine başka milletlere ait kültürel değerleri koyarak ayakta kalmış bir millete şahitlik yapmamaktadır. Tam tersine; bir kavmi, milleti, hatta kabileyi ayakta tutan varlık sebeplerinin terkedilerek, başkalarına benzeme uğruna yapılan öldürücü hatalar, o milletin asimile olarak tarih sahnesinden silinmesine vesile olmuştur. Şu anda dünyada söz sahibi milletleri, kendi milli-manevi değerlerini muhafaza ederek, hatta onları kendisinden daha güçsüz olanlara dikte yoluyla kabul ettirmeğe çalışarak, dünyayla kucaklaşma gayreti içinde olduklarını görmekteyiz. Ülkemiz ve genelinde İslâm alemi üzerinde uygulanan da budur.

Bir milletin kendisini tanımaması kadar telafisi zor olan başka bir hata olamaz! Kendini  ve kendinden olanları bilmeyenlerin, başkalarını hakkını vererek bilmesi de mümkün değildir ve inandırıcılıktan uzaktır. Muhafazakârından milliyetçisine, ulusçusundan halkçısına kadar Türk insanı, diğer milletlerden önce, tarihi ve kültürel bağları olan (Türkiye sınırları dışında) diğer Türkleri bu değerler çerçevesinde tanımak, onlarla tanışmak mecburiyetindedir. Bu tanışma/yakınlaşma, milletler camiasında, dünya siyasi arenasında Türkiye'ye destek olacak, güç verecek, sözü dinlenir ülke konumuna getirecektir. Millete, ümmete ve insanlığa yeniden daha çok faydalı hizmetler vereceğine inandığım milletimin, herşeyden önce kendisinin bekâsı ve yüce menfaatleri için bunu gerçekleştirmesi zaruridir.

Bu hedefi yakalamadaki başarının sırrı ise; Türk dünyasının yaşayan büyük şairlerinden Bahtiyar Vahabzade’nin iki kelimelik özlü sözünde, “Kendin Ol!..” şeklindeki tesbiti ve tavsiyesinde gizlidir.


YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
"Kendin Ol!.."
Orhan Aras
Necla Kelek´in "Yabancı Gelini"
Yılmaz Kuzucu
Almanyadaki yeni neslin tarih bilinci
M. Ali Aladağ
Cavanlık Bir Uçar Kuştur
Kocalık Bir N
açar İştir
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Mustafa Can
Bayramlarda Beni Kucaklayanlar Olursa....
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Hidayet Kayaalp
Değişimin Zihinsel Aşamaları
Fikret Ekin
Dededen Toruna Türkçe(!)
Ayten Kılıçarslan
Avrupa aydınlanmış da...
Üzeyir Lokman  Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Şensel Aşkın
Avrupa Birliğinin Derin Eleştirisi
Sebahattin Çelebi
Adını bilmeyen şehirler…
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Serdar Çelebi
Mostar köprüsü açıldı
Ali Kılıçarslan
Utandıran Pano
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç