·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


Kıblesi  Şaşırtılan  Millet

Ana karnından dünyaya teşrif ettirilen her çocuk-insan masum olarak doğar. Zamanla o insanı “hırsız” veya “katil” yapan; yetiştiği/yetiştirildiği ortam ve(ya) yetiştiren aile, okul gibi müesseselerdir. Anadolu insanının önsezisi kuvvetlidir. Adamın görüntüsü ve yolda yürüyüşünden notu verilir.Yaşını başını almış insan, kasaba veya köyündeki tanımadığı gence, “Oğul sen kimlerdensin?” sorusuyla genç adam hakkında kestirme kanaat sahibi olurken, kafasında onunla ilgili notunu da böylece düşmüş olur. Bilhassa gelin veya damat tercihinde sözkonusu aile ölçüdür. “Anasına bak kızını al” sözü boşuna söylenmemiştir. Binyıllara dayanan bu hayat tecrübesinden çıkarabileceğimiz netice; ahlakî  ve insanî değerleriyle sağlam olan aile, sülale veya toplumlarda yetişen insan muteberdir.

Milletler değerlendirilirken herşeyden önce tarihlerine bakılır. O milletin tarih süreci içinde inişleri çıkışları, (eğer varsa) meydana getirdiği medeniyetleri, milletine mal olmuş öncü şahsiyetlerinin tarih-siyaset-ilim ve kültür alanında yaptıkları, diğer halklar, millet veya devletlerle münasebetleri, sözkonusu milletin nereden gelip nereye gidebileceği ile ilgili yeterince ipuçlarını vermiş olur. Gerek aile fertlerini ve gerekse toplumu yönlendiren, ona hem fert, hem de millet bazında hayat grafiğini tayin etmede belirgin rol oynayan amiller, yukarıda ifade etmeğe çalıştığımız ögelerdir. Sağlam bir aile terbiyesi ve okul eğitiminden geçmiş bir insanın özüne ters düşecek bir hayat çizgisi, yaşantı seyri ortaya koyması ne kadar acaip ve istisnai bir durum ise, töresi, kültürü ve inanç değerleriyle, tarih içindeki süregelen istikametinden apayrı bir yöne doğru yol alması da bir millet için o kadar acaip bir vaziyet ve üzerinde düşünülmesi gereken “anormal” bir husustur.

Şaşırmakla yitirmek arasındaki fark büyüktür: Herhangi bir şeyi yitiren insan, yitiğini ararken, neyi aradığının farkındadır. Fakat şaşıran insan öyle değildir! Birşeyleri aradığı her halinden belli olmasına rağmen, neyi aradığını bilememektedir. Gideceği yönü şaşıran yolcu da tıpkı bir “şaşkın ördek” gibidir. Bir kavşağa gelir ki, değişik istikametlere giden yollardan hangisinin kendi yolu olduğuna bir türlü karar veremez çünkü şaşırmıştır. Efendim, arife tarif gerekmediği gibi siz de ne anlatmak istediğimi zaten çoktan beridir anlamışsınızdır.

Benim milletim şaşkınlığının farkına henüz daha tam varamadı, çünkü hiçbir millet kendiliğinden şaşırmayacağı veya mucizeler yaratamayacağı gibi Türk Milleti de şaşırmadı, şaşırttılar!... Kılavuzları, mihmandarları bu millete yanlış yol tarif ettiler ki, hayli zamandır dere tepe inip çıkmasına rağmen hedefe bir türlü ulaşamıyor. Bizim gibi tezatlar içinde kıvranan başka bir millet daha var mı yer yüzünde?... Geride bıraktığımız onca imparatorluk ve medeniyetlerimizi görmemezlikten gelirken, insanlığa hizmet gayesiyle vücuda getirdiğimiz küre ölçekli değerlerimizi inkâr derecesinde başkalarınınkine sarıldık. Millet olarak asıl şaşkınlığımız, Avrupa’nın kendi şartlarından kaynaklanan çelişkili düşünce sistemi ve hayat tarzına dahil edilmemizle başladı.  Ahlakî, insanî ve imanî “norm”ları ölçülerimize, “normal”ları da uygunlarımıza uymadı!...

ABD’nin dünyayı tek başına sömürme ülküsü karşısında yeterince pay alamadığı için çareler arayan ihtiyar Avrupa, bugünlerde kendi derdine düşmüştür. AB’nin Brüksel Eliti kendi halklarıyla ters düşerek cedelleştiği bir zamanda, Türkiye Avrupa Sevdalılarının içine kurt düştü. Kesintisiz yüz seneden beri verdikleri mücadelenin Brüksel kapısından geri dönmesinden korkuyorlar. Karga kılavuzluğu kadar öncülüklerinin sebebiyet verdiği vahim neticelerin halk tarafından idrak edilmesinden, direktif aldıkları efendilerine mahcup olmaktan korkuyorlar. Bunların, Türk Milleti’nin kendi değerleri üzerinde yükselmesi gibi bir gayeleri yoktur. Tek endişeleri, Beyaz Türkler Dukalığının ellerinden gitme tehlikesidir.

Fabrikada çalışan işçi, sıradan memur, esnaf, köylü, yani geniş halk yığınları işin derinliğini bilmez. Avrupa Birliği’ne girersek, rüşvetçilikten, yoksulluk ve yolsuzluktan, insan gibi muamele görememezlikten, adaletsizlikten kurtulacağımızı ümit ederek “evet” diyoruz. Bu halk, AB’nin Anadolu insanını zenginleştirmek ve Türkiye’yi (bizim temenni ettiğimiz düzeyde)  kalkındırmak gayesi taşımadığını bilmiyor. Bu Millet, Avrupalı halkların ezici çoğunluğunun Türk’ü sevmediğini ve içinde görmekten son derece rahatsız olacağını, şayet eskaza lütfedip içlerine alırlarsa muhakkak sinsi bir planları olacağını bilmiyor! Vahşi kapitalizmin doğuş yeri olan Avrupa’da tıkanma noktasına geldiğini, çok geçmeden Batı’nın tekrar kendi hayat tarzı çerçevesinde yeni çıkış yolları aramaya başladığını da benim halkım henüz daha kavramış değil!

Sadece halk mı?.. Onların kıblesini şaşırtanlar da henüz daha bu şaşkınlıklarının farkında değiller. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Kıblesi  Şaşırtılan  Millet
Yakup Yurt
Tutarlılığa Davet
Üzeyir Lokman  Çaycı
Referandum ve halkın ortaya çıkan tepkisi
Orhan Aras
Komplo Teorisi Yok-3
Yılmaz Kuzucu
Sanat, para, ahlak
Mustafa Can
Benzemek Aynısı Demek mi....
Nuran Yelkenci
Zaman Tüketen Ev Hanımları
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
M. Ali Aladağ
Cemil Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Hasan Kayıhan
Avrupa Türkçesi veya Eurotürkisch
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-2
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Sebahattin Çelebi
İstanbul, hiçbir şeyim...
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç