|
"KUTLU
DOĞUM" VE İNSANLIK
Geride
bıraktığımız haftalar içerisinde
Cenab-ı Allah`ın yaratmış olduğu
insanlığın kurtuluşu için görevlendirdiği
son elçisi Hz. Muhammed (S.A.V)`in doğum yılı
münasebetiyle yurt içi ve yurt dışında çeşitli
anma toplantıları tertiplendi. Bunlardan birkaçına
ben de iştirak ettim.
Dinleyici olarak katıldığım toplantılarda
bildiğimiz ve duyduğumuz şeylerin dışında
, bizi yeniden düşünmeye sevk eden, aydınlatıcı,
imanımızı güçlendirici güzel tebliğler
de dinledik. Kendi çapımda önceden yapmış
olduğum bir tesbitimin teyit edilmiş olduğu
noktasında da ayrı bir bahtiyarlık hisettim:
Kuran-ı Kerim, kelimenin tam manasıyla okuyan, düşünen,
araştıran ve tahlil edebilen kapasiteye sahip
insanlara öncelikle hitap ediyor, onların vasıtasıyla
da az bilen veya bilmeyenlerin aydınlatılması
gibi bir yolu tercih ediyordu. Böyle olmasaydı zaten
"Bilmeyenlerin bilenler üzerinde hakkı" gibi
bir hüküm olmazdı. Birkaç asır diyebileceğimiz
zamandan beri din ehil olmayanlara terk edilmiş, okumuş
zümre de arayışlar içerisinde bocalıyordu.
Ehil olmayana terk edilen din bu sefer cehaletin, geri kalmışlığın,
tahammülsüzlüğün sebebi gibi gösterilerek dinden
uzak durmak "moda" haline geldi.
Kuran okuyanların büyük bir kısmı Kuran
mucizesini anlamak noktasından çok uzak oldukları
halde O´nun adına ahkâm keserken, okuması
gerekenler zaten okumadan O`nun aleyhinde ahkâm kesiyorlardı.
İnsanlık adına üzüldüğümüz, utanç
duyduğumuz o kadar kötü gelişmelerin yanısıra,
sevinebileceğimiz güzel gelişmeler de yok değil.
Bunlardan birisi de sadece ne Arap`a, Fars`a, veya Türk`e ve
ne de başka herhangi bir millete , coğrafyaya ait
olmayan İslâm`ın bilhassa Avrup`a ve Amerika`da düşünen,
arayan insanlar tarafından kabul gördüğü ve böylece
hızlı bir yayılma sürecine girdiğine
şahit oluyoruz. Alman "Der Spiegel" dergisinin
bundan önceki sayısında da bunu görmek mümkündür.
Dergi, bildiğimiz bir "Batı Gerçeği"ni
itiraf ediyor: Komünizmin çökmesinden sonra Batı Dünyası
kendisine yeni düşman seçti; İslâm. Malzeme çoktan
hazırdı: Herhangi bir müslüman ülkesinde cinayet
işlense, Hakk`a ve halka rağmen zalim diktatörler türese
- eğer Batı`nın menfaatlerine ters düşüyorsa-
bunlar "İslâmcı" ilân ediliyor. Bu mantığa
göre; Toprakları işgal edilen, hürriyetleri
ellerinden alınan Çeçenler, işgalci Ruslara karşı
en tabii savunma hakkını kullanırken
"Radikal İslâmcı"`dırlar , fakat
Hiristiyan Ruslar``a bir sıfat yok. Yine, burunlarının
dibindeki Bosna`da binlerce kadın, erkek, çocuk
katledilirken, genç kızların ve kadınların
ırzına geçilirken görmemezlik ve duymamazlıktan
gelindi.
Avrupalı Müslümanlar`a bu alçakca muameleler reva görülürken,
Avrupalı Hıristiyan olan Sırp`lara "Vahşi,
canavar, terörist, radikal Hıristiyanlar" gibi sıfatlar
takılmadı. Halbuki işlenen cinayetler Hıristiyanlık
adına yapılıyordu. Çünkü , ölmesi gereken,
ırzlarına geçilmesi gerekenler müslümandı.
Burada
sadece bir gerçeğin altını çizmek istiyoruz.
Benim dinim, senin dinin tartışmasını
gereksiz ve zararlı buluyoruz. Bizim inancımıza
göre bütün canlı ve cansızların tek yaratıcısı
Allah, Hz. Adem`den , son Elçi Hz. Muhammet`e (Allah`ın
selamı O`nun üzerine olsun) kadar yarattığı
insanların huzur ve mutluluğu için elçileri vasıtasıyla
gidilmesi gereken yolu göstermiştir. Gidilirse aydınlık,
gidilmezse karanlık olduğunu da okuduk, gördük ve
şahit olduk.
Müslüman,
"Elinden ve dilinden başkasına zarar gelmeyen"
insan olduğu gibi başkalarının da elinden
ve dilinden kendisine zarar verilmesine karşı
savunma hakkını kullanan insandır. İslâm,
saldırgan değildir. O`nun son elçisi de yaptığı
savaşları savunma amacıyla yapmıştır.
İnsanlığı
selamete çıkaracak olan Kuran-ı Kerim mealen "Senin
dinin sana, benim dinim bana" hükmünü getirerek başkalarına
kendi mensup olduğu dini zorla kabul ettirmeyi ortadan
kaldırılmıştır. Der Spiegel; Hz.
Peygamber`in köleliği ortadan kaldirmadığını
iddia
etmiş. Halbuki ilk azledilen Köle, Efendimiz`in kendi kölesi
durumunda olan Bilal Habeşi`dir.
Bindörtyüz
seneden fazla bir zaman önce ırk ve renk ayırımını,
bunların birbirlerine olan "üstünlüğü
" nü yasaklayan, her insanı Allah`ın kulu
olarak gören, üstünlüğü sadece "Takva"da
arayan ve böylece kul`a kulluğu da yasak eden bir İlâhi
Nizâm insanlığı sadece selâmete götürür.
İnsana, dünyada ve ahirette huzur temin eder.
İnsan
oğlu`nun dine benzemek yerine, dini kendine benzetmeye çalışması
neticesinde ortaya bugünkü dünya hali çıkmıştır.
Bu, Hz. Musa`nın elçilğini yaptığı
dini "milli din" haline getirenler için geçerli
olduğu gibi, Hz. Isa`yı -haşa- Allah`ın
"Mavi Gözlü Oğlu" yakıştırmasına
getirenler için de geçerlidir. Ve aynı zamanda şu
kavime bu kavime göre, o mezhepe bu mezhepe göre din de müslümanları
bugünkü noktaya getirmiştir.
Cenab-ı
Allah`ın son Elçisi`nin insanlığın huzuru,
cehalet, kötülük ve geri kalmışlıktan
kurtuluşu için yaptığı icraatları doğru
anlayabilir, Kuran-ı Kerim`in verdiği mesajı doğru
alabilirsek, Bilmem hangi gezegendeki taş parçalarını
mikroskop altına alan ilim ve ilim erbabı peşin
hükümlülükten kendini kurtarıp Kuran mucizesini keşfedebilirse,
"Bana bir harf öğretenin kölesi olurum",
"İlim, Çin`de de olsa arayıp bulun",
"İlim, kadın erkek her müslümana farzdır"
diyen dine, entellektüelimiz sırt çevirmeyerek, alimin
yüzüne bakmayı sevap kabul eden bir inancın alimi
olmayı hak etmiş olsalardı, Batı`nın
yükselişindeki esprinin, Kuran`nın her insana koyduğu
ilim şartını, Batılı alimin yakalamasıyla
gerçekleştiğini kavrayarak kendisi de bu yolu seçmiş
olsaydı, Batı karşısında bu derece küçülmeğe,
ezilip-büzülmeğe gerek kalmadan, hem kendi coğrafyasında
hem de Dünya`da şimdiki konumlarından çok daha iyi
bir noktada olsalardı, İnsanımız ve bütün
insanlık bugünkü durumundan daha iyi olmazmıydı?......
Ümmetin
adına şefaat ya Resullullah!...
Yazarın
diğer
yazıları:
Dünyanın
gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11
eylül ve sonrası
Gönlünüz
rahat mı?
Dibe
Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU
DOĞUM" VE İNSANLIK
Dilimiz
- Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına
Özel"
Odak
Noktamızdaki İnsan
Hasbihal
- 2
Toplumun
Aynası
Hasbihal
Okuyormusunuz?
|