·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BAKIŞ

                   Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de

 

"KUTLU DOĞUM" VE İNSANLIK

Geride bıraktığımız haftalar içerisinde Cenab-ı Allah`ın yaratmış olduğu insanlığın kurtuluşu için görevlendirdiği son elçisi Hz. Muhammed (S.A.V)`in doğum yılı münasebetiyle yurt içi ve yurt dışında çeşitli anma toplantıları tertiplendi. Bunlardan birkaçına ben de iştirak ettim.

Dinleyici olarak katıldığım toplantılarda bildiğimiz ve duyduğumuz şeylerin dışında , bizi yeniden düşünmeye sevk eden, aydınlatıcı, imanımızı güçlendirici güzel tebliğler de dinledik. Kendi çapımda önceden yapmış olduğum bir tesbitimin teyit edilmiş olduğu noktasında da ayrı bir bahtiyarlık hisettim: Kuran-ı Kerim, kelimenin tam manasıyla okuyan, düşünen, araştıran ve tahlil edebilen kapasiteye sahip insanlara öncelikle hitap ediyor, onların vasıtasıyla da az bilen veya bilmeyenlerin aydınlatılması gibi bir yolu tercih ediyordu. Böyle olmasaydı zaten "Bilmeyenlerin bilenler üzerinde hakkı" gibi bir hüküm olmazdı. Birkaç asır diyebileceğimiz zamandan beri din ehil olmayanlara terk edilmiş, okumuş zümre de arayışlar içerisinde bocalıyordu. Ehil olmayana terk edilen din bu sefer cehaletin, geri kalmışlığın, tahammülsüzlüğün sebebi gibi gösterilerek dinden uzak durmak "moda" haline geldi.

Kuran okuyanların büyük bir kısmı Kuran mucizesini anlamak noktasından çok uzak oldukları halde O´nun adına ahkâm keserken, okuması gerekenler zaten okumadan O`nun aleyhinde ahkâm kesiyorlardı. İnsanlık adına üzüldüğümüz, utanç duyduğumuz o kadar kötü gelişmelerin yanısıra, sevinebileceğimiz güzel gelişmeler de yok değil. Bunlardan birisi de sadece ne Arap`a, Fars`a, veya Türk`e ve ne de başka herhangi bir millete , coğrafyaya ait olmayan İslâm`ın bilhassa Avrup`a ve Amerika`da düşünen, arayan insanlar tarafından kabul gördüğü ve böylece hızlı bir yayılma sürecine girdiğine şahit oluyoruz. Alman "Der Spiegel" dergisinin bundan önceki sayısında da bunu görmek mümkündür. Dergi, bildiğimiz bir "Batı Gerçeği"ni itiraf ediyor: Komünizmin çökmesinden sonra Batı Dünyası kendisine yeni düşman seçti; İslâm. Malzeme çoktan hazırdı: Herhangi bir müslüman ülkesinde cinayet işlense, Hakk`a ve halka rağmen zalim diktatörler türese - eğer Batı`nın menfaatlerine ters düşüyorsa- bunlar "İslâmcı" ilân ediliyor. Bu mantığa göre; Toprakları işgal edilen, hürriyetleri ellerinden alınan Çeçenler, işgalci Ruslara karşı en tabii savunma hakkını kullanırken "Radikal İslâmcı"`dırlar , fakat Hiristiyan Ruslar``a bir sıfat yok. Yine, burunlarının dibindeki Bosna`da binlerce kadın, erkek, çocuk katledilirken, genç kızların ve kadınların ırzına geçilirken görmemezlik ve duymamazlıktan gelindi.

Avrupalı Müslümanlar`a bu alçakca muameleler reva görülürken, Avrupalı Hıristiyan olan Sırp`lara "Vahşi, canavar, terörist, radikal Hıristiyanlar" gibi sıfatlar takılmadı. Halbuki işlenen cinayetler Hıristiyanlık adına yapılıyordu. Çünkü , ölmesi gereken, ırzlarına geçilmesi gerekenler müslümandı.

Burada sadece bir gerçeğin altını çizmek istiyoruz. Benim dinim, senin dinin tartışmasını gereksiz ve zararlı buluyoruz. Bizim inancımıza göre bütün canlı ve cansızların tek yaratıcısı Allah, Hz. Adem`den , son Elçi Hz. Muhammet`e (Allah`ın selamı O`nun üzerine olsun) kadar yarattığı insanların huzur ve mutluluğu için elçileri vasıtasıyla gidilmesi gereken yolu göstermiştir. Gidilirse aydınlık, gidilmezse karanlık olduğunu da okuduk, gördük ve şahit olduk.

Müslüman, "Elinden ve dilinden başkasına zarar gelmeyen" insan olduğu gibi başkalarının da elinden ve dilinden kendisine zarar verilmesine karşı savunma hakkını kullanan insandır. İslâm, saldırgan değildir. O`nun son elçisi de yaptığı savaşları savunma amacıyla yapmıştır.

İnsanlığı selamete çıkaracak olan Kuran-ı Kerim mealen "Senin dinin sana, benim dinim bana" hükmünü getirerek başkalarına kendi mensup olduğu dini zorla kabul ettirmeyi ortadan kaldırılmıştır. Der Spiegel; Hz. Peygamber`in köleliği ortadan kaldirmadığını

iddia etmiş. Halbuki ilk azledilen Köle, Efendimiz`in kendi kölesi durumunda olan Bilal Habeşi`dir.

Bindörtyüz seneden fazla bir zaman önce ırk ve renk ayırımını, bunların birbirlerine olan "üstünlüğü " nü yasaklayan, her insanı Allah`ın kulu olarak gören, üstünlüğü sadece "Takva"da arayan ve böylece kul`a kulluğu da yasak eden bir İlâhi Nizâm insanlığı sadece selâmete götürür. İnsana, dünyada ve ahirette huzur temin eder.

İnsan oğlu`nun dine benzemek yerine, dini kendine benzetmeye çalışması neticesinde ortaya bugünkü dünya hali çıkmıştır. Bu, Hz. Musa`nın elçilğini yaptığı dini "milli din" haline getirenler için geçerli olduğu gibi, Hz. Isa`yı -haşa- Allah`ın "Mavi Gözlü Oğlu" yakıştırmasına getirenler için de geçerlidir. Ve aynı zamanda şu kavime bu kavime göre, o mezhepe bu mezhepe göre din de müslümanları bugünkü noktaya getirmiştir.

Cenab-ı Allah`ın son Elçisi`nin insanlığın huzuru, cehalet, kötülük ve geri kalmışlıktan kurtuluşu için yaptığı icraatları doğru anlayabilir, Kuran-ı Kerim`in verdiği mesajı doğru alabilirsek, Bilmem hangi gezegendeki taş parçalarını mikroskop altına alan ilim ve ilim erbabı peşin hükümlülükten kendini kurtarıp Kuran mucizesini keşfedebilirse, "Bana bir harf öğretenin kölesi olurum", "İlim, Çin`de de olsa arayıp bulun", "İlim, kadın erkek her müslümana farzdır" diyen dine, entellektüelimiz sırt çevirmeyerek, alimin yüzüne bakmayı sevap kabul eden bir inancın alimi olmayı hak etmiş olsalardı, Batı`nın yükselişindeki esprinin, Kuran`nın her insana koyduğu ilim şartını, Batılı alimin yakalamasıyla gerçekleştiğini kavrayarak kendisi de bu yolu seçmiş olsaydı, Batı karşısında bu derece küçülmeğe, ezilip-büzülmeğe gerek kalmadan, hem kendi coğrafyasında hem de Dünya`da şimdiki konumlarından çok daha iyi bir noktada olsalardı, İnsanımız ve bütün insanlık bugünkü durumundan daha iyi olmazmıydı?......

 

 

Ümmetin adına şefaat ya Resullullah!...

Yazarın diğer yazıları:

Dünyanın gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11 eylül ve sonrası
Gönlünüz rahat mı?
Dibe Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar 
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU DOĞUM" VE İNSANLIK 
Dilimiz - Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına Özel"
Odak Noktamızdaki İnsan
Hasbihal - 2
Toplumun Aynası

Hasbihal
Okuyormusunuz?

   

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Editör'den

Selam

Mahmut Aşkar
Medeniyetler çatışması veya tekerrür eden tarih
Şefik Kantar
ABD Hamburg’ u bombalar mı?
Muhsin Ceylan
Eğitim mi dediniz, o da ne?
Ali Kılıçarslan
Uyum mu, Kıyım mı?
Ismail Tüysüz
Türkiye'nin orkideleri koruma altına alınmalı 
Euro Zerr
Fikirler Bayatlar mı?
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı
Abdullah Güler
Toprak Ana