·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


ültürel Bakış
Her Cumartesi
 -Canlı Yayın-
Saat: 20.00-21.45
"türkshow'da"


Medeniyetler İttifakı’nda Din Unsuru

Medeniyetlerin İttifakı, olması gereken ve şiddetle arzuladığımız bir projedir fakat bunun hayata geçirilebileceğine ihtimal vermiyoruz. Sanayileşmiş ülkelerin şimdiki iktisadî/teknolojik avantajı muhafaza edebilmeleri için hayatî önem arzeden petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarının büyük çapta müslüman ülke topraklarında olmasından başka, İslâm âleminin bu cılız hâline rağmen, İslâmiyet’in hâkim medeniyet anlayışına karşı çok ciddi bir seçenek (alternatif) olarak  görülmesi; Medeniyetler İttifakı’nın gerçekleşemeyeceğine dair iki belirgin sebeptir. Hür Batı’nın karşısında dün Demirperde Ülkeleri vardı. Bugün ise o komünist dünyanın yerine İslâmiyet seçilmiştir.

Gerek hızla büyüyen iktisadî güçleri sayesinde ve gerekse dünyanın en kalabalık  nüfusuna sahip olmaları hasebiyle Hindistan ve Çin gibi ülkeler, yeniden oluşmaya başlayan dünya düzeninde Batılı güçlerin uykularını kaçıracak kadar önemli bir pozisyona sahip olacaklardır. Şimdilik dünya düzeni yönetmenliğini kimseye kaptırmayan Batı’nın behemahal kontrol altına alarak, kendi menfaatleri istikametinde yönlendirmeğe çalıştığı İslâmiyet, onlar için asıl potensiyel tehlikedir. Hadiseye nufüs veya iktisadî zenginlikten ziyade, medeniyet değerlerinin şekillendirdiği hayat tarzı olarak bakıldığında;  kendi mukaddesleriyle barışık olmayan Batı’nın, islâmî zenginliği en büyük tehdit veya rakip olarak gördüğü anlaşılacaktır.

Bizans-Roma-Hıristiyan kaynaklı Batı Medeniyeti’yle ittifak girişiminde bulunanların mensubu oldukları medeniyetin adını kendi ağızlarından duyan var mı?...  Henüz daha kendi adımızı söylemekten çekinecek kadar özgüvensizlik, belirsizlik varsa; bunun sebepleri de var demektir. Biz, karma ekonomi modelleri olduğu gibi, karma bir medeniyete mensubuz diyemezsiniz! Her ne kadar ülkemizde o karmaşıklık hem günlük hayatımızı hem de düşüncelerimizi içinden çıkılmaz bir hale getirse bile... İster Batı ile Müslüman Doğu’yu, ister Türklüğü ve İslâmiyet’i sentezleyerek veya sadece İslâm Medeniyeti diyerek ortaya çıkma cesareti göstermiş olsanız, benimsediğiniz medeniyetin parametrelerini de vermeniz gerekir.

İki asırdan beri aydınımızın yırtınırcasına “Batı medeniyetindeniz” demesi, Batılıyı inanadırmaya yetti mi? Veya en keskin Batılımızın bile gözlerinin içine küçümsemeyle karışık, alayımsı bir edayla, “Sen bir Müslüman-Türksün ve Şarklısın!” denilmesi , aklımızı başımıza getirdi mi?.. Bu soruların cevabını medyamızda “AB Günlüğü”nü takip edenler vermelidirler. Çünkü Batı, kendi medeniyetinin çerçevesini, ölçüsünü göğsünü gererek dillendirirken, bizim gibi “ötekiler”e de dayatmaktan geri kalmıyor. Galiba “iç dinamikler”in  hücumundan çekinilmektedir. Ama kendimizi hangi şekle sokarsak sokalım; Batı için Türk eşittir müslüman, o da eşittir İslâm Medeniyeti. Millet olarak topyekün din değiştirmediğimiz müddetce, bu böyle kabul görecektir.

Dün dört elle sarıldığımız ideolojilerimizin modası geçince, birkısım aydınımız ve siyasilerimiz fikir fukarası oldular. İdeolojik kutuplaşma döneminin demogoglarının ellerinde malzeme kalmayınca, bildik türkülerin nakaratına devam ettiler. Eski sosyalistler, demode olmuş ideolojilerinin yerine laikliği koyarak kendilerini tatmin yoluna giderken, siyasî milliyetçilerimiz, idolojik laikçilerle ideolojik dindarlar arasındaki boşluğu kapatma görevini kendilerine biçmiş görünüyorlar. Sadece Anadolu topraklarında bin yıllık mazisi olan İslâmiyet’imizi hakkıyla idrak etmediğimiz ve kabullenmediğimiz müddetce medeniyetimizin özünü tanımakta ve adını koymakta zorlanacağa benziyoruz. 

Şahsî temennim; dindarımızın İslâm’ı idolojik kalıba sokma sevdasından vazgeçmesi, inanan ve inanmayan laikimizin de, bu topraklar üzerinde yeşerttiğimiz medeniyetin mayasının İslâmiyet olduğu hakikatini kabullenmesidir. Burada dinî inancı olmamasına rağmen, Hıristiyanlığın Batı dünyasının kültür hayatında vazgeçilmez bir unsur olduğunu kabullenen aydınlar gibi, bizim dinden uzak aydınlarımızdan da aynı olgunluğu bekleme hakkımız olduğunun altını çizmek istiyorum.

Demekki İslâmiyet’i cami avlusuna hapsetmeğe kalkışmakla bazılarına göre “din tehlikesi”ni ortadan kaldıramaz, bertaraf edemezsiniz. Tam tersine, bu sefer toplumda gerilimlere, kutuplaşmalara ve lehte veya aleyhte olanların din istismarına engel olamazsınız. Daha tehlikelisi; toplum yörüngesini kaybeder, kıblesini şaşırır.

“Medeniyetler İttifakı”nın can-ı gönülden gerçekleşmesini, hayatiyet bulmasını arzu ediyoruz. Bizim bu konuya temkinli yaklaşmamızın iki sebebi vardır: Birincisi; kendi medeniyetimizle barışık olmamaktan kaynaklanan Batı karşısındaki ezikliğimiz, ikincisi; Batı’nın “Üstün Medeniyet” saplantısından kaynaklanan bize karşı samimiyetsizliği.

“Medeniyetler İttifakı”, İslâm âlemiyle Hıristiyan Batı arasınada gittikçe açılan mesafeyi yine Batı’nın lehine çevirmek için  üretilen bir proje olduğu kanaati bizde daha ağır basmaktadır. Buradaki medeniyetlerden kasıt, bir tarafta Hıristiyanlık, diğer tarafta İslâmiyet kaynaklı medeniyetlerdir. Asıl çatışma konularından birisi olan Musevî-İsrail ise, Batı’nın stratejik ortağı olarak Batı Medeniyeti içinde mülahaza edilmektedir. Semavî dinlerin tamamlayıcısı olan İslâm’ın kucaklayıcı, bütünleyici tavrına karşılık, mevcut Musevilik ve Hıristiyanlığın dışlayıcı tutumu dinlerarası uzlaşmaya en büyük engeldir. Bunlar bertaraf edilmediği müddetce koordinatlarını dinlerin belirlediği Medeniyetlerin İttifakı projesi, hayatiyet bulamaz ve sadece proje olarak kalır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Medeniyetler İttifakı’nda Din Unsuru
Nuran Yelkenci
Güçlünün Değil Haklının Sözü
Üzeyir Lokman  Çaycı
Yağmurdan faydalanma yerine zararlarına seyirci kalınıyor
Yakup Yurt
İmkansızı olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Hayrettin Çakmak
İmralı’daki Serçe
Yılmaz Kuzucu
Hoşgörü diyarından
Muhsin Ceylan
Öfke’ye öfkelenmemek kolay mı?
İbrahim Selamet
Uludağ Zirve notları (II)
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Hidayet Kayaalp
Söğüt’ün sevenleri
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
M. Ali Aladağ
İki Zirve Arasında
Ozan Yusuf Polatoğlu
AMERİKA.. İSRAİL..
Haldun Çancı
Kırk Katır Mı, Yoksa, Satırları Paket Mi İstersiniz?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Nasıl bir cumhurbaşkanı
Fikret Ekin
Yine İnsan
Ali Kılıçarslan
“Almanca'yı Koruma Yasası” mı?
Ayten Kılıçarslan
Müslüman Kadınlar, Birleşin!
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç