|
Hele
“Medeni”ye Bak!
Hele beni beğenmeğen, tepeden bakan,
hakir görene bak! Hele şu kirini makyajlayana, kokusunu
parfümleyene, hâyâsını hâyâsızlaştırana bak! Hele bana
temizlik dersi veren şu taharetten mahrum necasetliye bak!
Paranın ve paralının kölesine, nefsinin esiri olmuşa,
kendini tanrı ilan etmişe bak! İnsanlıktan nasibini almamış;
lügatında sevgiye, nezakete, merhamete yer olmamış; gönül
vermemiş, gönül koymamış ve gönül almamışların gönülsüz
tebessümlerine bak....
Gönülsüz sevgiler; aşk değil, koklaşmaktır; o da hayvanlara
mahsusutur. Sahici olmayan tebessümler, hatta husumetler;
sahtekârlık ve riyakârlıktır. Samimi olmayan kucaklaşmalar;
dosta kazılan kuyu, dostluklara çakılan kazıktır.
Hele şu kendisi gibi, ha bire benim başıma kaktığı
medeniyeti barbarlaştıran barbara, insanlığın vahşetini
hazırlayan vahşiye, hele şu medeniyetten nasibini almamış
edepsize bak!
Edepsizin elinden edep ya Hu!
Biz ayıbın üzerine bir perde çekmiş, harama sırt çevirmiş,
hâyâya sığınmış, edep sınırlarında kalmış, edepliyi
başımıza tac edinmiş, dosta gönül vermiş, bazen insana gönül
koymuş, bazen de gönül almışız.
Kul hakkı yemediğimiz, insana zulmetmediğimiz, zayıfı
ezmediğimiz, zulmü payidar etmediğimiz, ocak
söndürmediğimiz, yuva yıkmadığımız gibi, gönül de
yıkmamışız. Hakk için ilim tahsil etmiş, beşeriyet için ilim
yaymış, milliyeti, cinsiyeti ve variyetine bakmaksızın
Hakk’ın rızasına âdil olmuş, bunu da başa kakmamışız.
Hele ilmi bomba yapıp başıma yağdıran “medeni”ye, hele şu
bağrıma süngü dayayan zorbanın benden saygı bekleyen
saygısızlığına, hele şu kan ve kinle mayalanmış medeniyetin
sonradan görmüş, asrın belâsı canavarına bakın...
Hele bir de efendilerine kulluk yarışında kusur etmeyen,
“Babil Kulesi”ndeki medenilerimize, köle tacirlerinin
şatolarının önünde emir bekleyenlerimize, bizim medeniyet
ithalatçılarımıza bakın...
Medeniyet; bin yıldan beridir Anadolu toprağıyla yoğrulmuş
değerler çamurundan örülmüş toprak evlerde ve medeniler de o
evlerin sakinlerinde aranmalıdır. Bu medeniyet, helâlinden
bir medeniyet; alın teri ve gözyaşıyla yoğrulmuş,
medeniyetlerin anası coğrafyada iman güneşiyle pişmiş,
kavrulmuş bir medeniyettir.
Hele şu mazisi de kendisi gibi çiğ ve ham, kadının ruhunu
çalan para medeniyetine bakın...
Şu bana kadın hakkı dersi vermeğe yeltenen, posmodern kadın
istismar sektörünün ve fuhuş sanayi patronlarına, hâyâ, ar,
namus, utanmak ve terbiye adına ne varsa yırtık yırtık
edenlere, iffeti sırtlanca parçalayanlara, şu kuzgunlara
bakın hele...
Hele bir de, bana medenilik dersi vermeğe yeltenen şu
sonradangörmüşün görgüsüzlüğüne ve korsan medeniyetine
bakın...
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|