|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|
Divan Sohbetleri
Her Perşembe
-Canlı Yayın-
Saat: 22.00
"türkshow'da"
Memleket Yine Toz-Duman
İsterseniz, “yiğidin başı belalı, yüce dağların tepesi hep
dumanlı olduğu gibi, Türkiye gibi jeostratejik ve de
jeoplolitik öneme haiz bir ülkenin gündeminde de böylesi
alacakaranlık(da) gizemli gelişmeler olabilir” diyerek
teselli bulabilir veya benim gibi dünyayı kendinize zindan
edeceğinize, Mahzuni’nin“dumanlı dumanlı oy bizim eller”
türküsünü tutturarak teselli bulmaya çalışırsınız. Olmadı,
beğenmediniz mi?... Aşık Mahzuni size biraz ters geldiyse,
sağ tarafa geçelim; Arif Nihat Asya’ya da herhalde
itirazınız olmaz: “Kalk yiğidim yine dağ başını duman aldı”.
Canım aldıysa aldı, bana ne diyebilirsiniz. Ama devamında,
“Aslan payını aslan olmayan aldı”yı duyar duymaz yerinizden
fırlıyorsunuz. Merhum Bayrak Şairi’nin kasteddiği “aslan
payı”nı kapanlar acaba tilkiler, çakallar ve benzerleri
mi?...
Arada atladığımız mısra olan; “Parçalandı bir kıtanın
toprakları”nı da ilave ettikten sonra, mesele tamamıyla
anlaşılmıştır ama “Parçalandı bir ülkenin evlatları”
şeklinde bir değişiklik yapsak, bugünkü Türkiye’nin insan
manzarası ortaya çıkmaz mı?... Laikler, demokratlar,
cumhuriyetçiler, milliyetçiler, ulusalcılar, siyasi
islamcılar, kürtçüler, AB’ciler, ABD’ciler, Atatürkçüler ve
Gayri-Atatürkçüler ve kendi içinde birkaç parçaya bölünen,
şübeye ayrılan sünniler, aleviler, Kürtler, Türkler ve daha
bilmem kimler....Ama hepsi de bu ülkenin evlatları!
Şiirde biraz daha tahribata gitsek... Zaten tahrip edilmeyen
neyimiz kaldıki... Mesela; “Kalk yiğidim yine irtica
hortladı” desek... Bu çağrıyı duyan ve romanımız, sinemamız
ve tiyatromuzda, gazete sayfalarında yazarken ve çizerken
karikatürüze ettiğimiz hep o kara çarşaflılar, çember
sakallı, sarıklı, şalvarlı “Şeriat İsterük!” diye ülkenin
ilimde, sanatta, iktisatta geri kalmasının müsebbibi
gericilerin, nihayet saklandıkları yuvalarından sokaklara
döküldüklerini ve Cumhuriyet Türkiyesi’ni devirmek için
onların Ankara’ya doğru yola koyulduklarını tasavvur eden
her cumhuriyet evladı, Atatürk posteri ve bayrağını kaparak
meydanlara akın eder. Kalabalıklara hitap eden demogog, kaf
dağının arkasındaki irticacı güçlerin ülkeyi işgal etmek
üzere olduklarını ve hatta Çankaya sırtlarına doğru
ilerlediklerini kitleye inandırdıktan sonra, “Çankaya’yı
irtica sardı/Yürüyelim arkadaşlar!..” komutunu vererek
kürsüden iner. Kalabalıklar, ‘Türkiye laiktir laik kalacak’
sloganıyla yeri göğü inlettikten sonra 10.Yıl Marşı’nı da
topluca okuyarak irticacıları tekrar kaf dağının arkasına
kovduklarını kendilerine inandırdıktan sonra, vatan kurtaran
arslanlar ve Atatürk İlke ve İnkilapları’nın yegane
bekçileri edasıyla dağılırlar.
“Kalk yiğidim...” haykırışıyla yiğitleri yataklarından
uyandırdığımızı ve “Yürüyelim arkadaşlar!” emrivakisini,
“Uygun adım, marş marş”lı askeri disiplini anladım da, ne
için, nereye ve kime karşı bu rap..rap..raplı yürüyüş
anlayamadım. Doğrusu bu sefer de, “Başı pare pare dumanlı
dağlar” gibi benim başım dumanlandı. Sonra bu potin
seslerinden ben resmen ve şahsen ürküyorum arkadaş. Elimde
değil, n’apıyım, ’60’ın, ’71’in, ve ‘80’in rap rapları...
Hay Allah! Az daha ipin ucunu kaçıracaktım. Sahi yiğitleri
niye kaldırmıştık yattıkları yerlerinden?... Çünkü, “Aslan
payını aslan olmayan ...” almıştı. Yoksa birileri malı
götürüyor muydu? Evet, yedi sülalesini yediden yetmişe,
geçmişten geleceğe, sağından soluna, aşağısından yukarısına
kadar devletten beslemeğe alışmış, vatan topraklarını
karadan denize, ovadan dağa, yazlıktan kışlığa kadar
parsellemiş ve milletin malının üstüne savaş ganimeti gibi
yatanlar için mal elden gitmek üzereydi.
Bu kavga, bu kargaşa, mal telaşasının yanısıra, biraz da
yetkilerin ve mevkilerin gerçek sahiplerine iade edilip
edilmemenin münakaşasıydı.
Gerek ülke çapında ve gerekse dünya çapında aslan payını
aslan olmayanlar almaya devam ediyordu maalesef. Onun için
yiğitler ayağa kalkmalı, gerekirse de ayaklanmalıydılar...
Osmanlı’nın çekildiği topraklarda o günden bugüne kan
durmadı ve ateş sönmedi. Toprak parçalandı, güc parçalandı
ve yiğitler birbirine kırdırıldı. Ayaklanmayı göze
alamayanlar, günün birinde ayaklar altına alınan
akibetlerinden şikayetçi olma haklarını bile yitirmiş
olurlar. Çünkü, “Parçalandı bir kıtanın toprakları” ve
“Aslan payını aslan olmayan aldı”.
Ateş hattındaki biz ise, kaf dağının arkasındaki düşmana
inat 10.Yıl Marşı’nı okumaya devam ediyoruz.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|