·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BAKIŞ

                   Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de

 

MÜLAKAT

-Kendinizi bize nasıl tanıtmak isterdiniz?

Çuvaldaki unun, samanlıktaki otun ve samanın, çardaktaki tezeğin, cepteki -zaten pek olmayan- paranın dibe vurduğu, köy arkı buzunun henüz çözülmediği, babalarımızın Kore dedikleri yerde "Vatan borcu"nu icra ettikleri bir zamanda, köydekilerin "candarma" görünce küçük dillerini yuttukları bir devirde, dedelerimizin şeker olmadığı için çayı iğde veya kuru üzümle içtikleri bir kıtlık döneminin şubat ayının ortalarına doğru Dünya`ya gelmişim.

-Nasıl bir çocukluk dönemi geçirdiniz?

Yazın kavurucu sıcağında -kelimenin tam manasıyla- ayak yalın başı açık bir şekilde tarlada, bağda-bahçede, kırlarda bir rençber çocuğunun yaptığı şeyleri yaptım ve öyle bir çocukluk geçirdim. Yani, her zaman lastik ayakkabım olmadığı için bazen ayağıma diken battı ağladım, bazen sıcak yaktı ağladım.

Kışın da lastik ayakkabım olduğu için ayaklarım dondu ağladım. Tabiatın kucağında yetiştim. Topraktan çıkan herşeyi bilir ve tanırdık. Yılanlarla dalga geçer, kurbağalarla oynardık. Baharı iğde çiçeklerinin kokusuyla hatırlıyorum.

Çatlayan toprağa ilk düşen yağmur damlasının nasıl bir "Rahmet" olduğunu o zaman kavradım. Ve o zamandan beri o ilk yağmur tanesinin toprağa düşerken

çıkardığı toprak kokusunu hiçbir dünya markası parfümle değişmemek üzere ruhumun derinliklerine yerleştirmişimdir.

-Sizi en fazla mutlu eden neler oldu?

- Otlattığım hayvanları akşamları eve karınları tok olarak getirebildiğimde çok mutlu oluyordum. Öğretmen dayımın köy terzisinde bana gabardin kumaştan ilk pantolon diktirmesi beni çok sevindirmişti.

-Peki o zamana kadar ne giyiyordunuz?

Anamızın şeker çuvallarını sökerek diktikleri "şalvar"ı giyerdik.

-Öğrencilik yıllarınız?

-Baba kavramı bizde eşittir korku. Bir de öğretmen demek, korku demekti. Öğretmenlerimizden hem korkar hem de onlara saygımız vardı. İlkokul, orta, lise derken bir baktıkki hayatımızın en güzel ve mutlu yılları gelip geçmiş. Bizi bugünlere taşıyan değerler meğer o zamanlar yoğrulmuş. Romanla, şiirle ve ahlâki ölçüler içerisinde aşkla tanışıklığımız hatta memleket meseleleriyle ilgilenmemiz hep o güzelim talebelik yıllarına dayanır.

-Kimler veya neler sizde iz bıraktı?

Rahmetli dedemin kelimelerle izahı zor olan bir ruh hali içerisinde namaz kılması, dua ederken gözlerinden yaşlar akması, köyün müezzini minaresiz caminin üzerinde göründüğünde bizim bakkaldan iftar açmak için aldığımız bisküvi veya akide şekeri gibi şeyleri "Allahu Ekber" demesiyle beraber eve gidene kadar yememiz, köy mollasının minberden caminin içine yayılan o davudi sesi bende iz bıraktığı gibi düğünlerimiz; davulu, zurnası ve yaşlılar meclisinde iki gün iki gece çalıp söyleyen, anlatan aşıklar ve o destanlar....

Sizin anlayacağınız halk türküleriyle efkârlandım ve neşelendim. Türkülerimizdeki mesajı doğru aldığıma inanıyorum. Anadolu toprakları üzerinde yaşayan insanları türküler sayesinde daha iyi tanıdım ve sevdim. O dönemin türküleri ve onları hakkıyla icra edenler de bende izler bıraktılar.

-Ve derken tahsil için buralara geldiniz. Uzun yıllardır burada yaşıyor ve artık buralı sayılırsınız. Doğup büyüdüğü yerlerden onyıllardır uzaklarda yaşamak nasıl bir duygu? 
Buralı mı yoksa oralımıyız? Gönlümüzden geçenlerle gerçekler değişik şeyler

Galiba R.Oğuz Arık`ın sözüdür: Vatan`ı uzaktan sevmek, denizi kenardan seyretmek kadar güzeldir. Fakat denizin içine girdiğinde azgın dalgalar veya köpek balıkları tarafından yok edilme tehlikesi de her zaman mevcuttur.

Böyle bir tehlike atlattığım için şimdilik bedenim burda gönlüm oradadır. Herkes gibi ben de severek buralarda kalmıyorum. Şartlar öyle gerektiriyor.

-Hayat grafiğinizde muhakkak inişler ve çıkışlar olmuştur. Yeniden başlamak gibi bir şansınız olsaydı hangi yanlışlarınızı düzeltirdiniz?

Zaten hayat grafiğinin iniş ve çıkışları olmayan bir insanın tecrübe birikimi biraz zor olur. Tecrübe, düşüp kalkarak, kazanıp kaybederek, ağlayıp gülerek kazanılır. Yeniden bu dünya hayatını yaşamak istemezdim galiba. Ama yine de öyle olmuş olsaydı:

1. Hayat ustalarının sözünü dinlerdim.

2. Yapacağım veya yapmak istediğim işi, projeyi iyice düşünür taşınır, bir ehline danışır sonra karar verirdim. Çünkü, bir "evet" sözü bana çok pahalıya mal olmuştur. Oun için, "hayır" demeği de bilmek gerekir.

3. Bilen geçinen cahillerin reisi olmaktansa alimler dergâhının kapıcısı olmayı tercih ederdim.

4. Kendi düzenimi kurmadan Dünya`ya düzen verme gibi bir aptallığı yapmazdım.

5. Rahmetli N. Fazıl`ın nefsine haykırdığı gibi ben de kendi nefsime hergün defalarca haykırırdım: "Diz çök önümde ey zorlu nefs, diz çök!"

-Siz hayat dediğimiz zaman dilimini nasıl tarif ederdiniz?

Bazen yataktan fırlarcasına kalkar, önce sağı-solu bir gözden geçirirsiniz. Yavaş yavaş aklınız başınıza gelmeğe başlar ve yaşadıklarınızın sadece bir rüya olduğunu anlayınca bir of çeker, rahatlarsınız. Bazen de, tüh! Keşke uyanmasaydım, diyerek hayıflanırsınız.

Bana göre hayat da bitim noktası ve yeniden uyanış zamanı gelip çattığında böyle bir rüya gibidir. Ama her hal-ü kârda bu dünyalık hayat herşeyin bitişi değil. Bilakis, asıl hayattaki mertebenin belirleneceği bir hazırlık safhasıdır.

Böyle olmasaydı şayet, ne hayatın ne yaşamanın ve ne de insan olmanın hiçbir esprisi olmazdı.

-Söyleşimize burada ara verip birdahaki sayımızda devam ettirebilirmiyiz?

İnşaallah!..

Yazarın diğer yazıları:

Dünyanın gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11 eylül ve sonrası
Gönlünüz rahat mı?
Dibe Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar 
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU DOĞUM" VE İNSANLIK 
Dilimiz - Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına Özel"
Odak Noktamızdaki İnsan
Hasbihal - 2
Toplumun Aynası

Hasbihal
Okuyormusunuz?

   

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Editör'den

Selam

Mahmut Aşkar
Medeniyetler çatışması veya tekerrür eden tarih
Şefik Kantar
ABD Hamburg’ u bombalar mı?
Muhsin Ceylan
Eğitim mi dediniz, o da ne?
Ali Kılıçarslan
Uyum mu, Kıyım mı?
Ismail Tüysüz
Türkiye'nin orkideleri koruma altına alınmalı 
Euro Zerr
Fikirler Bayatlar mı?
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı
Abdullah Güler
Toprak Ana