|

Müslüman, Milliyetçi ve
Demokrat Olmak...
Bu yazı; İslâmcı, Türkçü ve Hürriyetçi Olmak veya; Dindar,
Vatanperver ve Müsamahakâr Olmak başlığını da taşıyabilirdi.
Ben olsaydım müslüman yerine, “Muhafazakâr” veya demokrat
yerine, “Özgürlükçü” kavramlarını kullanırdım diyenler de
olabilir. Mutlaka inanarak “müslümanım” diyen herkes
müslümandır. Onun derecesi bizi ilgilendirmez... “Müslüman”
şahıs veya kesim olarak nitelendirilenlerin, “diğerlerine
oranla dinî hassasiyetleri biraz daha fazladır” demek
mümkün. En basit anlatım tarzıyla; vatanı ve milleti
sevmenin adı bazılarına göre milliyetçilik, bazılarına göre
vatanseverlik, bazılarına göre de yurtseverlik olabilir.
Yine, çoğulcu parlamenter sistemden, halkın hür iradesini
sandığa yansıtmasından ve fikrî, dinî farklılıklardan yana
tavır koymanın adı; kimine göre demokratlık, kimine göre
özgürlükçülük, kimene göre de müsamahakârlık (höşgörülülük)
olarak algılanabilir.
Soğuk Savaş döneminden sonra ülkemizde, başlık olarak
kullandığımız kavramlar daha belirginleşmeye ve çok
kullanılır olmaya başladı. Demokrat olmak ile çağdaş olmanın
neredeyse eşanlamlı olduğunu kabullenerek “Çağdaşlık”
kavramına ayrıca vurgu yapmadık ama bu da son derece
tartışılır hâle geldi. Batılılaşma serüvenimizin başladığı
tarihten beri hep belli bir kesimin uhdesinde olan muasır,
medeni, modern, çağdaş gibi sözcükler, birer siyasî veya
ideolojik malzemeye dönüştürülünce, her kesim kendine göre
bir tarif getirdi.
Şimdi bu mülahazalardan bağımsız olarak, dinî hassasiyetleri
olan bir (müslüman) insanın aynı zamanda millî
hassasiyetleri (vatansever, milliyetçi) olabileceğini ve
bunlara ilaveten de, hem son derece çağdaş ve sapına kadar
da demokrat olabileceğini konuşalım...
Kendinize göre dindar veya dinî hassasiyetleri olan birisi
olarak, sadece din mefhumundan hareketle müslümanlığınızı
bir ideolojiye dönüştürürseniz; siz sadece söylemde
düşündüğünüz gibi olsanız da, eylemde çelişkiler
içindesiniz: Hayatı dine uyarlayamadığınız için, dini hayata
uydurmaya çalışıyorsunuz.
Kendinize göre milliyetçi veya millî hassasiyetleri önplana
çıkan birisi olarak, dünya görüşünüzü, ideolojinizi millî
bir çerçeveye oturtursanız, sizinle aynı dünya görüşünü
paylaşmadığından bu çerçevenin dışında kalan herkes ya
potensiyel “hain” ya da “gafil”dir.
Kendinize göre son derece çağdaş ve demokrat birisi olarak,
modern hayat tarzını herkesin benimsemesini beklerken,
özellikle dindar ve milliyetçi kesimlerin demokrat ve çaşdaş
olabileceklerine hiç mi hiç ihtimal vermiyor ve
inanmıyorsunuz. Hatta o derece “demokrat”sınız ki, bazen
demokratlığına asla inanmadığınız şu “bağnaz” ve
“muhafazakâr” kesime bir demokrasi dersi verme adına,
ihtilâllere ve devrimlere bile onay verebilirsiniz.
Sizinle aynı safları paylaşmayan müslümanın müslümanlığını,
‘ben de milliyetçiyim’ diyenin millîliğini veya ‘ben senden
daha demokratım’ diyenin demokratlığını sorgulamak ve
hakikiliğinden şüphelenmek gibi bir hakkınızın olduğunu
düşünmez misiniz? Düşünürsünüz! Biz toplum olarak dün
böyleydik; bu gün de dünden pek farklı değiliz... Umumî
vaziyetimiz bu minval üzre olunca; hem dindar (müslüman),
hem milliyetçi hem de demokrat olabilir miyiz? Eğer istersek
ve de öğrenirsek olabiliriz...
Önce istemek, sonra da öğrenmek önşartıyla her Müslüman-Türk
vatandaşı, bütün farklılıklarına rağmen ülkesinin
insanlarını müşterek tarih, ortak değerler noktasında
kucaklayarak, hür iradenin tecellesine birlikte yelken
açabilir. Din; insan için, vatan; yurttaş için, yurt; hür ve
bağımsız iradenin hayatiyet bulması için ise; benim
herkesten daha çok dindar, bir o kadar da vatanperver ve en
demokrattan daha iyi çağdaş-demokrat olmama engel mi var...
Not: Konuya devam edeceğiz...
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Müslüman,
Milliyetçi ve Demokrat Olmak...
Kendi
Eksenine Dönüş
Dirilin
Artık...
Toplumun
Kemâle Ermesi
Bu
Parantez Açılmalıdır
Ebuzer:
Sürgündeki Ülküdaşım
SAYFA
BASI
|