·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de

   
Nerelisiniz

Yazmak için oturdum. Bilgisayar ekranını açtım, başlık atmam lazım. Yola bakan penceremden de gelip geçen arabaları seyrediyorum. Çeşit marka ve renkteki arabalar...Kafamdaki konular da arabalar gibi; biri gelip diğeri gidiyor. Bugün, gelip giden konulardan sadece ikisini yakalayabildim:

Nerelisiniz?
Doğduğunuz yerli mi, yoksa yaşadığınız  yerli misiniz? Göçebe bir milletin mensubu olarak göç sürecimiz asırlardan beri devam etmektedir. Asya bozkırlarından Anadolu'ya, Anadolu'dan Balkanlar'a, oradan Avrupa'ya, derken; Amerika, Avustralya'ya kadar uzanan göçümüz devam ediyor.
Türkiye'nin doğusundan batısına olan göçün asıl sebebi; daha iyi bir hayat düzeyine kavuşmak olduğu gibi, anavatandan diğer Batı'lı ülkelere olan göçün sebebi de yine aynıdır. İstanbul'da doğup büyüyen bir insana, nerelisiniz, diye sorduğunuzda; Erzurumluyum, cevabını veriyorsa ve Avrupa'nın herhangi bir ülkesinde doğup büyümüş olan bir Türk'e, aynı soruyu sorduğunuzda, Trabzonluyum, diyorsa, bu durum galiba bizim millete has bir özelliktir.
"Doğduğun yer mi?", "Doyduğun yer mi?", vatan neresi, veya sen nerelisin?... Vatan(Baba Toprağı): Bazılarımız için "doğdumuz yer" olmasına rağmen, bazılarımız için ise, ne doğduğu ne de doyduğu, yerdir. Birçoğumuzun doğduğu yer, aynı zamanda doyduğu yerdir, fakat "sıla" değildir.
Niçin? Çünkü; dar çerçevede, aile kültürü, geniş anlamda, mensubiyet duyduğu millettin kültürüyle içinde yaşadığı toplumun kültür değerleri örtüşmüyorsa, kişi 'oralı' olamıyor.
Türk insanı, baba evinden çıkan gelin gibidir: Hem gider, gitmek ister, hem de gidişine ağlar. Türkülerimizin büyük kısmı da, "sıla", "hasretlik", "gurbet" ve "ayrılık" üzerine yakılmıştır. Biz, hem 'gurbet'e, hem de 'sıla'ya ağlarız. Ve biz, -aslında- doğduğumuz veya doyduğumuz yerli değil, hasretini çektiğimiz 'o yer'liyiz.

Kadir-kıymet bilmeyiz
Şarklı'nın edebiyatında methiye(övgü) sanatı epey gelişmiştir, bilirsiniz. Bu durum bizi yanıltmamalıdır, diye ikazda bulunmaya kalksam da nafile! Çünkü, yanıltıyor!
Bizim kadar vatanına methiyeler yağdıran bir başka millet varmıdır acaba bu alemde, diye kendi kendime soruyorum. Her taşı altın, yakut, her köşesi cennet vatanım, türünden şiirleri  hatırlarsınız. "Büyüklerimiz" bize, 'bir karış vatan toprağı'nın ne kadar kıymetli olduğunu okullarda, kitaplarda, nutuklarda, hep anlatırlardı...hep anlatırlar. Diğer taraftan da, vatanın toprağı, suyu, yeşilliği ve hatta havası her geçen gün biraz daha, biraz daha azalıyor.
"Geçmiş'ine sahip çık(a)mayanların geleceği parlak olmaz" hakikatını fert ve millet olarak hergün yaşamamıza rağmen ibret almıyoruz! Tarihi en çok sahiplenenlerimiz; Alparslan, Fatih, Yavuz, deyip işin içinden çıkarken, cumhuriyetten önceki tarihe sahiplenmeği gericilik olarak görenler ise, Atatürk'le başlayıp Atatürk'le bitirdikleri bir tarih anlayışına sahipler.
Aslında, her iki taraf da tarihe mal olmuş şahsiyetleri anlamaktan ziyade, onları, kendilerinin bugünkü çıkar anlayışlarına dayanan düşünce sistemlerine uydurmaya gayret etmekten öte birşey değildir. Onlara değer vermek-kıymet vermekten ziyade, kendilerinin kıymetini o tarihi şahsiyetler sayesinde artırma gayretidir.
Düşünürlerimize, edebi şahsiyetlerimize bakış açımız da  büyük çapta maalesef böyledir: Anlamaktan ziyade, ezber!
Laf cambazı, icraat tembeliyiz. Medeniyetimizin oluşmasında "köşe taşı" vazifesi görenler yaşarken yanlız ve gariban, öldükten sonra da mezarları gibi düşünceleri de gariptir. Çabuk unutuyoruz. Unutkanlığın bedeli ise unutulmaktır.

Siyasi partilerimiz, derneklerimizin ana sermayesi insan olduğu gibi hedefi de insandır. "Cemiyet insanı" buralarda yetişir. Bu yetişmiş insanlar aynı zamanda o toplumun itici gücü, istikbale açılan penceresidir. Hadiseler içerisinde yoğrulmuş; tecrübe ve bilgi birikimine sahip bu insanlar, makam veya görev değişikliğinden sonra, unutulmuşlar statüsünde muamele görürler:
İnsan unsurundan faydalanması gerekenler, yerine göre "insan kıyımı" yaparak, tutunması gereken dalı kesmiş olurlar. Günlük çıkar hesapları, mevki-makam sürtüşmesi, yetişmiş insandan faydalanmaya en büyük engeldir. Bunlar değilse bile, 'emanet'i devraldığı bir zamanların 'yol arkadaşları'nı 'hatırlayamamak'ın kendisi affedilmez bir gaflettir.

Hem sistemin kendisi, hem de hakim olan sistemde dünyaya gözünü açmış olanlar tarafından ikidebir siyasi partilerimizin, sivil kuruluşlarımızın yetişmiş insanlarını devre dışı bırakılmalarının sıkıntısını ülke ve cemiyet olarak çekmekteyiz. Sahip çıkmazsanız, bir zaman sonra sahipsiz kalırsınız.
Kıymet bilmeyenin, kıymeti bilinmez.
SAYFA BASI

Yazarın diğer yazıları:

Nerelisiniz?
"Dava adamı"nın davası
Paşadan emir Gelmiş
Ah benim Şarklı Kafam
Heykeller Devrilirken
Beklenen Son
Coniler kerbela Topraklarında
Akılsızın akıl hocası
Neronların Savaşı
Şiddete dayalı siyaset 2
Şiddete dayalı siyaset
Gönlüm bugün sohbet ister
Davamın adamları neredesiniz?
Az gelişmişliğin özellikleri
Bizim savaşımız
“Muhteşem Osmanlı Çadırı“
Ortadoğu liderini  arıyor
İrticacılar yine hortluyor
Yol ayrımındaki Türkiye
Avrupa şeffaflaşıyor mu?
AB ne kadar samimi?
Karl ödülünün düşündürdükleri
Ben değişiyorum, Türkiye değişiyor
Ayak bağı olmayın!
Bu bayrak rüzgar bekliyordu
Avrupalı olmak; niçin?
Türk siyasi tarihinde yeni bir dönem
 Bir millet kurtarıcısını arıyor
Aman ehliyetsizin elinden
Bir "Vassiyetname" ve Ben
AB üyeliği çıkmaz ayın başında
Almanya siyasi hayatında Türklerin yeri
Ülküler öldü mü
Ölmesini de bilmek
Kerbela yahut Filistin
Bize benzemiyorsun
Korkak
Modern zamanların vatanseverliği
Çıplak 

Tufan'daki "Tufan"
Hayatı yaşamak
İbret
Yolun neresindesiniz?
Tadını çıkarmak
Gençlerim eyvah!
Düşmansız Yaşamak
"Enternasyonal  terörizme  karşı  savaş"
Sahipsiz Toplum
Meydan Okumak
Afganistan bombalanıyor
Medeniyetler çatışması veya tekerrür eden tarih
Dünyanın gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11 eylül ve sonrası
Gönlünüz rahat mı?
Dibe Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar 
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU DOĞUM" VE İNSANLIK 
Dilimiz - Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına Özel"
Odak Noktamızdaki İnsan
Hasbihal - 2
Toplumun Aynası

Hasbihal
Okuyormusunuz?

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Nerelisiniz?
Üzeyir Lokman Çaycı
Savaş Dansları
Muhsin Ceylan
Ayaktakımı arasında
Dr. Nebil Bozdoğan
Sars hastalığı ve bugünkü bilgilerimiz
İsmail Altıntaş
Akıl, Vahiy ve İslam Toplumları...
Sizden Biri
Nur Yüzlü Adam
Ali Kılıçarslan
Sömürge Medeniyeti
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bağdat Bağdat
Fikret Ekin
İki Olay ve Hasta Kafa
Sizden Biri
Sahipsiz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç
Şefik Kantar
Son ziyaret üzerine
Ismail Tüysüz
Yeşilçamda bir emekci
Latif Çelik
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…
Ali Kılıçarslan
40 yıl önce 40 yıl sonra
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı