A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de



Divan Sohbetleri
Her Pazar
Saat: 21.30

"türkshow'da"

Nasıl Bir Türkiye?

Nasıl bir Türkiye istersiniz sorusunun cevabı, siyasî görüşlerimize, değer yargılarımıza göre değişebileceği gibi, şahıslara  göre de değişebilir: Görüş mesafemiz, bakış açımızın derecesi ve gerek Türkiye gerekse dünyaya nereden baktığımız, birikimimiz ve daha nice faktörler kafamızdaki Türkiye’yi şekillendirebilir.

Halkımızın bu konudaki düşüncelerine buyruk sahiplerimizin pür dikkat kulak kabartmalarına siz sakın ola kulak asmayasınız. Onlar dinler gibi yapar ve neticede yine kendi bildiklerini dayatırlar. Hz. Ali’den veciz bir söz: “Buyruk sahibi büyük bir nehire benzer. Arklara ondan su gider. Nehrin suyu tatlıysa arklara tatlı su, tuzluysa tuzlu su gider.”. Onlar nehir, biz ise ark... Nehirden gelen suların tatlı mı, tuzlu mu, berrak mı, bulanık mı olduğuna, yine o kaynaktan beslenenler karar verecek. Hükümetin yanında veya karşısında olanlar, sırtını orduya yaslayanlar, resmî ideologlar, AB’ciler, ABD’ciler ve iki arada bir derede kalanlar..

Görünen o ki, buyruk sahiplerinden bugünlerde bulanık sular gibi beynimizi sulandıran, suladırmakla kalmayıp, bulandıran haberler akıp geliyor. Kendinden emin olmayan, şahsiyeti oturmamış ve varlığını bir başkasının varlığında gören insanlar, konuşmalarını ve eylemlerini himayesine sığındıklarının duruşlarına, göz-kaş hareketlerine göre ayarlarlar. Benim kuşağımın tanıdığı ve bildiği Türkiye de, hep dışarıdan gelecek gizli ve âleni telkin ve tavsiyelere göre kendisine çeki-düzen veriyor veya içe ve dışa karşı konumunu belirliyor.

Dış güçlerin güdümündeki bölücü terör örgütünün akıttığı kanın durdurulması noktasında planlanan askerî harekâtla ilgili gelişmelerde de, yukarıda izahına çalıştığımız bir belirsizlik göze çarpıyor: Millet olarak sabrımızın son noktasına gelmesinden kaynaklanan iç baskı ve ABD ve AB gibi siyasî, iktisadî ve askerî müttefiklerimizden gelen dış baskı/dayatma arasında sıkışan hükümet, kime göre tavır belirleyeceğinin şaşkınlığı içindedir.

İçerdeki öfke, millî duygular, fazlaca kabardığı zaman bu şişkinliğin patlamaya sebebiyet vermemesi için yürüyüşler ve koro halinde sloganlarla hava yatırılmaya çalışılır. Haklı olarak kanlı terör örgütüne bu yolla da olsa öfke yağdırılırken, aklıma Mevlana’nın şu tesbiti geldi: “Deve dövüldüğünde sopaya kin tutmaz, dövene kin tutar.”. Acaba diyorum, canımızı ve kanımızı alan eşkiyayı muhatap alırken, onları sopa olarak kullanan ve asıl bizi dövdürenleri unutuyor muyuz yoksa birileri bize unutturuyor mu?

Kendi bölgesinin uluslararası düzeyde bir gücü olurken, o gücünü ilk önce milletinin ortak menfaatleri ve değerleri üzerinde yükseltmiş bir Türkiye mi, yoksa herşeye rağmen ABD’nin ve İsrail’in “stratejik müttefiki” bir Türkiye mi? Mevcut şartlarda sözkonusu devletlerin bölgemiz üzerindeki emellerine rağmen onlarla iyi geçinmenin bedelini zaten oldum olası ödüyoruz. Buna rağmen başımızdan bela eksik edilmiyor. Giderek de bağımlılaşıyoruz. Sanki onlar olmazsa çökeriz, yok oluruz. Peki ne kazandık şimdiye kadar?...

Biz tipik bir Şark ülkesi olmadığımız gibi Garplı da değiliz ama bu topraklarda bin yıldan beri cihan devletleri kurmuş ve çok çetin şartlarda, düşmanın fersah fersah askeri/teknolojik üstünlüğüne rağmen İstiklâl Savaşı’nı kazanmış, devlet geleneği olan bir milletiz. ABD, İsrail ve diğerleriyle sulh içinde olmadan önce kendimizle barışık olalım. Kendi dinamikleri üzerinde duran bir Türkiye’nin de elbette ki bedeli olacaktır. Bütün mesele; bu bedeli ödemeğe hazır olup olmamaktır.

 “Biz bağı kopmuş, dağınık yıldızlara döndük; yabancılara yakın kendimize uzağız.” diyen Merhum Muhammed İkbal, sadece kendi döneminin müslüman dünyasını anlatmakla kalmamış, Türkiye’nin bugünkü hâline de ışık tutmuştur.

Gönlümüzde yatan Türkiye’nin ayağa kalkması için “ateşten gömlek” giymeğe hazır olmak gerekir. Halil İbrahim olabilmenin bedeli ateşten gömlek idi. Sen de;
“Kalk ve yepyeni bir dünya meydana getir. Yeni bir Halil ol ve ateşten gömlek giy. Aleyhinde olan dünya ile uzlaşmak, düşman önünde teslimiyetten başka nedir ki..(Muhammed İkbal)”.


YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI:

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
Nasıl Bir Türkiye?
Yakup Yurt
Ah Belçika, vah Belçika
Muhsin Ceylan
Delilleri kendi varsayımları olan uyumcular!
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
İbrahim Selamet
Zincirden kolyeler
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç