|
Odak
Noktamızdaki İnsan
Konumuz
olan insan, vasat, yani sıradan bir insandır.
Olağanüstü özellikler aramıyoruz. Sosyal bir
varlıktır. Toplumla beraber yaşar.
Dolayısıyla hayatın değişik zaman ve
değişik safhalarında süreçten geçen, düşüp
kalkan, acı mutluluk, soğuk-sıcak, sahip olma
ve kaybetme gibi, yükselme ve düşme gibi bir çok
imtihandan geçerek zaman tunelinde kendini bulan, "var
olmayı" kendi çapında kavrayıp
yorumlayabilen bir insan...Bizim odak noktamızdaki insan,
aydın - alim olmasa da o noktayı kendine hedef seçen
insandır. Kendisine, yakın çevresine, insanlığa
ve yaşadığı dünyasının
herseyine karşı sorumluluk taşıyan
insandır.Bütün bu sorumlulukların tamamı
Yaratan´a karşı olan kulluk mesuliyetinde kendini
ifade eder. Bizim odak noktamızdaki insan; Düşünebilen,
sorgulayabilen, ihtiyacı olanı toplayabilen,
topladıklarının fazlasını
dağıtabilen, hayatında normları yani
ölçüleri olabilen insandır. O´nda sevgi ve merhamet
seli kin, nefret ve kibir birikintilerini bir okyanusa
sürükleyip götürerek yok eder.
Hayat
dediğimiz sürecin tamamının bir imtihandan
ibaret olduğunu idrak eden insandır, bizim odak
noktamızdaki insan. Nitekim Cenab-ı Allah : Sizi bir
imtihan olarak hayırlar ve şerlerle
deneyeceğiz(Enbiya, 35) , demiyor mu?Ve bizim
insanımız, inançları doğrultusunda
zamanını, enerjisini, beyin kapasitesini iyi
değerlendirmesini bilenlerdendir. Hz. Peygamber`in torunu
Hz. Hüseyin, "Hayat, inanmak ve mücadele etmektir"
derken bize tercüman olmuyor mu?..
O
halde şimdiye kadar anlatmaya çalıştıklarımızı
bir cümlede toplayabiliriz:
Hayatımızın
özü bir ibadet ve imtihandan ibarettir.
Yanlız
küçük bir açıklama getirmeğe burada ihtiyaç
duydum: İbadeti bazılarının
zannettiği gibi sadece klasik manada görmüyor, bilakis
her doğru ve güzel icraatı da "ibadet"
olarak değerlendiriyoruz.
Büyüdükçe
küçülmesini bilen, öğrendikçe ne kadar az bildiğini
fark eden insan ne güzel insandır. Hatasını
fark edebilen, söğlendiği zaman kabullenen ve düzeltme
yoluna giderken nefsiyle olan mücadeleden galip çıkan
insan ne büyük insandır. Derviş Yunus, "Yaratılanı
severiz Yaratan´dan ötürü" diyor. Biz de almışız
bunu
kendimize
"slogan" haline getirmişiz. Ama sadece slogan....
Yıllarca bağırmışız:
Yaratılanı
severiz Yaratan`dan ötürü!... Bağırmışız
da ne olmuş? Dün kardeş dediklerimiz bugün niçin
kardeşimiz değil? Niçin kardeşlerimizi
yitirdik?..
Hz.
Ali : İnsanların en acizi insanlardan kardeş
edinemeyendir. Ondan daha acizi ise kardeş edindikten
sonra onu yitirendir. Bu veciz söze ilave edeceğimiz ne
olabilir? Nevzat Köseoğlu : "Bizim kültürümüzün
ana unsuru iman etmek ve iman ettiği ölçülerde amel
etmektir. " Bütün çelişki burada
başlıyor; DİL İLE SÖYLEDİĞİMİZİ
GÖNÜL MÜHÜRÜYLE TASDİKLİYEMİYORUZ. Dil ucu
sevgi, dil ucu ibadet, dil ucu alaka ve göstermelik icraatlar..
Köseoğlu devam ediyor: "Kişi zihni planda iman
değerlerini şiddetle savunur, bunun
kavgasını yapar. Ama kendi fiillerine
baktığımız zaman bu ölçüler
görülmez."Fakat bizim odak noktamızdaki insan,
"olduğu gibi görünen", inancıyla ameli
arasında bir tezatlık göstermeğen,
şekilcilikten uzak duran insandır. Ve benim
insanım yıllardır Hz. Ali´nin; "Hani kişi
vardır başkalarına ibret gösterir kendisi
almaz, öğüt verir de verir kendisi öğüt tutmaz.
Sözle kılavuzluk eder ameliyle herkesten geridir. "
tespitine tıpatıp uyan "kılavuz"lardan
çok çektiği için kendisi aynı hataya düşmeyecektir.
Odak noktamızdaki insan mükemmel değildir ama oraya
doğru samimi olarak gayret sarf etmektedir. Gözü,
gönlü ve kafası açıktır.
Taha
Akyol: "Bir fikrin kendisini muhafaza altına
alması intihardır." Ve yine benim insanım
muhafaza altına alınan sistemlerin ürettiği
muhafaza altındaki kafaları geçen zaman içerisinde
iyi tahlil etmiştir. Kendisi aynı hataya düşmeyecektir.
Yine
Hz. Ali, " İnsan bilmediği şeye düşmandır"
dediğinde benim odak noktamdaki insanım bu tesbiti
yerinde değerlendirip o zaafiyetini yenerek
bilmediklerine kafasını, gözünü ve gönlünü
açacaktır. Velhasıl odak noktamızdaki insan,
bizi bu darboğazlardan, krizlerden,
keşmekeşlikten şahsiyetsizlik ve sahipsizlikten
kurtaracak, medeniyetimizin hakkıyla temsilini yapacak ve
yarınlarımızın teminatı
olacaktır.
Yazarın
diğer
yazıları:
Dünyanın
gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11
eylül ve sonrası
Gönlünüz
rahat mı?
Dibe
Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU
DOĞUM" VE İNSANLIK
Dilimiz
- Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına
Özel"
Odak
Noktamızdaki İnsan
Hasbihal
- 2
Toplumun
Aynası
Hasbihal
Okuyormusunuz?
|