·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BAKIŞ

                   Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de

 

Odak Noktamızdaki İnsan

Konumuz olan insan, vasat, yani sıradan bir insandır. Olağanüstü özellikler aramıyoruz. Sosyal bir varlıktır. Toplumla beraber yaşar. Dolayısıyla hayatın değişik zaman ve değişik safhalarında süreçten geçen, düşüp kalkan, acı mutluluk, soğuk-sıcak, sahip olma ve kaybetme gibi, yükselme ve düşme gibi bir çok imtihandan geçerek zaman tunelinde kendini bulan, "var olmayı" kendi çapında kavrayıp yorumlayabilen bir insan...Bizim odak noktamızdaki insan, aydın - alim olmasa da o noktayı kendine hedef seçen insandır. Kendisine, yakın çevresine, insanlığa ve yaşadığı dünyasının herseyine karşı sorumluluk taşıyan insandır.Bütün bu sorumlulukların tamamı Yaratan´a karşı olan kulluk mesuliyetinde kendini ifade eder. Bizim odak noktamızdaki insan; Düşünebilen, sorgulayabilen, ihtiyacı olanı toplayabilen, topladıklarının fazlasını dağıtabilen, hayatında normları yani ölçüleri olabilen insandır. O´nda sevgi ve merhamet seli kin, nefret ve kibir birikintilerini bir okyanusa sürükleyip götürerek yok eder.

Hayat dediğimiz sürecin tamamının bir imtihandan ibaret olduğunu idrak eden insandır, bizim odak noktamızdaki insan. Nitekim Cenab-ı Allah : Sizi bir imtihan olarak hayırlar ve şerlerle deneyeceğiz(Enbiya, 35) , demiyor mu?Ve bizim insanımız, inançları doğrultusunda zamanını, enerjisini, beyin kapasitesini iyi değerlendirmesini bilenlerdendir. Hz. Peygamber`in torunu Hz. Hüseyin, "Hayat, inanmak ve mücadele etmektir" derken bize tercüman olmuyor mu?..

O halde şimdiye kadar anlatmaya çalıştıklarımızı bir cümlede toplayabiliriz:

Hayatımızın özü bir ibadet ve imtihandan ibarettir.

Yanlız küçük bir açıklama getirmeğe burada ihtiyaç duydum: İbadeti bazılarının zannettiği gibi sadece klasik manada görmüyor, bilakis her doğru ve güzel icraatı da "ibadet" olarak değerlendiriyoruz.

Büyüdükçe küçülmesini bilen, öğrendikçe ne kadar az bildiğini fark eden insan ne güzel insandır. Hatasını fark edebilen, söğlendiği zaman kabullenen ve düzeltme yoluna giderken nefsiyle olan mücadeleden galip çıkan insan ne büyük insandır. Derviş Yunus, "Yaratılanı severiz Yaratan´dan ötürü" diyor. Biz de almışız bunu

kendimize "slogan" haline getirmişiz. Ama sadece slogan.... Yıllarca bağırmışız:

Yaratılanı severiz Yaratan`dan ötürü!... Bağırmışız da ne olmuş? Dün kardeş dediklerimiz bugün niçin kardeşimiz değil? Niçin kardeşlerimizi yitirdik?..

Hz. Ali : İnsanların en acizi insanlardan kardeş edinemeyendir. Ondan daha acizi ise kardeş edindikten sonra onu yitirendir. Bu veciz söze ilave edeceğimiz ne olabilir? Nevzat Köseoğlu : "Bizim kültürümüzün ana unsuru iman etmek ve iman ettiği ölçülerde amel etmektir. " Bütün çelişki burada başlıyor; DİL İLE SÖYLEDİĞİMİZİ GÖNÜL MÜHÜRÜYLE TASDİKLİYEMİYORUZ. Dil ucu sevgi, dil ucu ibadet, dil ucu alaka ve göstermelik icraatlar.. Köseoğlu devam ediyor: "Kişi zihni planda iman değerlerini şiddetle savunur, bunun kavgasını yapar. Ama kendi fiillerine baktığımız zaman bu ölçüler görülmez."Fakat bizim odak noktamızdaki insan, "olduğu gibi görünen", inancıyla ameli arasında bir tezatlık göstermeğen, şekilcilikten uzak duran insandır. Ve benim insanım yıllardır Hz. Ali´nin; "Hani kişi vardır başkalarına ibret gösterir kendisi almaz, öğüt verir de verir kendisi öğüt tutmaz. Sözle kılavuzluk eder ameliyle herkesten geridir. " tespitine tıpatıp uyan "kılavuz"lardan çok çektiği için kendisi aynı hataya düşmeyecektir. Odak noktamızdaki insan mükemmel değildir ama oraya doğru samimi olarak gayret sarf etmektedir. Gözü, gönlü ve kafası açıktır.

Taha Akyol: "Bir fikrin kendisini muhafaza altına alması intihardır." Ve yine benim insanım muhafaza altına alınan sistemlerin ürettiği muhafaza altındaki kafaları geçen zaman içerisinde iyi tahlil etmiştir. Kendisi aynı hataya düşmeyecektir.

Yine Hz. Ali, " İnsan bilmediği şeye düşmandır" dediğinde benim odak noktamdaki insanım bu tesbiti yerinde değerlendirip o zaafiyetini yenerek bilmediklerine kafasını, gözünü ve gönlünü açacaktır. Velhasıl odak noktamızdaki insan, bizi bu darboğazlardan, krizlerden, keşmekeşlikten şahsiyetsizlik ve sahipsizlikten kurtaracak, medeniyetimizin hakkıyla temsilini yapacak ve yarınlarımızın teminatı olacaktır.

Yazarın diğer yazıları:

Dünyanın gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11 eylül ve sonrası
Gönlünüz rahat mı?
Dibe Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar 
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU DOĞUM" VE İNSANLIK 
Dilimiz - Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına Özel"
Odak Noktamızdaki İnsan
Hasbihal - 2
Toplumun Aynası

Hasbihal
Okuyormusunuz?

   

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Editör'den

Selam

Mahmut Aşkar
Medeniyetler çatışması veya tekerrür eden tarih
Şefik Kantar
ABD Hamburg’ u bombalar mı?
Muhsin Ceylan
Eğitim mi dediniz, o da ne?
Ali Kılıçarslan
Uyum mu, Kıyım mı?
Ismail Tüysüz
Türkiye'nin orkideleri koruma altına alınmalı 
Euro Zerr
Fikirler Bayatlar mı?
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı
Abdullah Güler
Toprak Ana