|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|

Paradigma Değişimi ve Yeniden
Ülkücülük
Müslüman toplumlardaki ilk paradigma
değişimi, aydınların öncülüğünde ve siyasî iktidarların
dayatmasıyla gerçekleşti. Bu değişimin hedefi, İslâmiyet
eksenli medeniyeti mümkün olduğunca terk, Batı medeniyetini
de olabildiğince kitlelere benimseterek tercih etmekdi.
Gelinen nokta ortadadır: Ortalama iki asırdan beri bir türlü
dinmeyen içtimaî-siyasî çalkantılar, idolojik çatışmalar ve
“alaturka” ile “alafranga” arasında gidip gelen kültürel
hayat...
İslâm âleminde ikinci paradigma değişimi, 1979’da Ayetullah
Humeyni liderliğinde Şah Rejimi’ne karşı gerçekleştirilen
ihtilâlin neticesi olarak kurulan İran İslâm Cumhuriyeti’yle
başlar. Bu seferki değişim, birincinin tersine, yeniden
kendine dönüş hareketidir. Türkiye aydını ve gençliğini de
çok yakından ilgilendirmesi gereken böylesi müthiş bir din
eksenli sosyal-külürel hareketi bizden gizlediler; gömemizi,
anlamamızı istemediler. Kendi kültür coğrafyamızda dahi
herşeyi Amerika’nın gösterdiği kadar gördük ve anlattığı
gibi anladık. Yazık o günlere...
Batı, Müslüman-Doğu’da çok önemli bir kalesini kaybetmiş
olmanın telaşı içindeyken, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan
gibi bölge ülkeleri de, İran’da başlayan bu İslâm referanslı
hareketin kendi rejimlerini tehdit etmesinden ürküyorlardı.
Batı, kendi aleyhine İran’da başlayan ve zamanla diğer
müslüman halklara örnek teşkil edecek bir paradigma
değişimini hazmedemedi. Bu hazımsızlık, 1980’li yıllardaki
İran-Irak Savaşı, 1990’ların başından günümüze kadar devam
eden Irak işgali daha sonraları Afganistan ve benzeri
ülkelerde doğrudan veya dolaylı işgallerde olduğu gibi
müslüman halklara kan kustrularak bastırılmaya çalışıldı.
Çağımızın İslamafobi’sinin başlangıç tarihi, 11 Eylül 2001
değil, 11 Şubat 1979’dur! Batı, dün İran’da, bilâhare
Bosna’da, Çeçenistan’da, bugün Irak’ta, Afganistan’da ve
Filistin’nde kaybetti; maskesi düştü; inanırlığını yitirdi,
yalancılığı, ikiyüzlülüğü ortaya çıktı. Ve ikinci paradigma
değişimi, bu acı tecrübelerin şahidi, geniş halk
yığınlarının desteğiyle başladı. Bu değişim, tabandan tavana
doğru Batı’nın ve Batıcıların baskısı, sömürüsü ve
aşağılamalarına isyan eden sıradan müslümanlara yeni nesil
entellektüellerin öncülük etmesiyle bir başka boyut kazandı.
Müslüman Doğu, sırasıyla İngiliz, Fransız, A.B.D ve Rusya
gibi güçleri ve onların vaadettikleri, insan hak ve
hürriyeti, eşitlik, kalkınmışlık, demokrasi gibi medeniyet
projelerini, sosyalizm, liberal kapitalizm gibi sistemlerini
kendi topraklarında gördü, denedi, yaşadı ve illallah dedi
ve tiksindi ve bölündü, parçalandı, ezildi, sömrüldü,
yağmalandı, öldürüldü ve bugünlere kaldı... Müslüman Doğu’da
ikinci paradigma değişimi kendiliğinden, isteyerek olmadı!
Ancak bin musibetten sonra bu istikammette bir adım
atılabildi.
Bu coğrafyada İslâm’a rağmen yeni siyasî, içtimaî
(sosyolojik) ve fikrî akımların olamayacağını önce Batı daha
sonra da biz farkettik. Dün İslâm coğrafyasında dine ve
dindara savaş açan ideolojik-siyasî akımlar; Marksistler,
Leninistler, Maoistler bugün kıyısından köşesinden,
(bazıları) kerhen de olsa, İslâm’ı, müslümanı
kabullenmişlerse; düne kadar tutundukları dalların bugün
itibariyle çürüdüğünü gördüklerinden ve bu kültür
coğrafyasının dinamiklerine sarılmaktan, dayanmaktan başka
çıkar yol olmadığını nihayet idrak etmeğe
başalamalarındandır. Batı’lı ve Batı destekli güçlerin ölüm
kusan silahları karşısında, tek dayanak Allah, tek slogan,
“Allahuekber”dir. Öyle bir slogan ki, ona samimeyetle
sarılan ve onu yürekten haykıranlar, en süper güçlerin bile
gücüne meydan okurken, bütün hesapları da altüst ediyor.
Birileri bu enerjiyi zapturap altına almayı planlarken,
birileri de kendine yönlendirerek buradan güç almaya
çalışıyor.
Özellikle dünyanın jandarmalık ve efendilik hakkını kendinde
gören hegemonyal güçlerin bütün gayretleri, iddiasız
müslümanlığı teşvik etmek ve önplana çıkarmaktır. Bir
taraftan “İslâmî Konjüktür” gerçeği ve varlığından
sözedilirken, sürdürdüğü hayat tarzı itibariyle Batılılaşmış
veya kapitalistleşmiş müslüman tipinin revaçta olması ise
bir başka gerçeğimizidir. Elinden ve dilinden dostlarına
fayda gelmeyen, düşmanlarına da zarar vermeyen (konjüktürel)
müslümanın alternatifi; iddiası, ülküsü olan müslümandır.
Batı’dan ithal ettiğimiz, en sağından en soluna kadar her
türlü ideoloji bugün itibariyle tedavülden kalktığından
dolayı, dünün bütün müslüman kimlikli her türünden ideolojik
insanları, kendilerini tarif ve kategorize etmekte hayli
zorlanıyorlar. Düne kadar çok kalın çizgiler ve kırmızı
hatlarla belirlenen sınırlar, artık Avrupa Birliği’ne dahil
ülkelerin sınırları gibi oldu: İsteyen, istediği tarafa
sorgusuz sualsiz geçebiliyor ve yeni oluşumlar meydana
getirebiliyorlar. Orada da, “Soğuk Savaş” dönemine ait
ideolojik paradigmaların iflas ettiğini artık rahatlıkla
görebiliyoruz.
21. yüzyılda dünyanın yeniden şekilleneceğinin emarelerini
daha şimdiden görmek mümkün. Hâkim medeniyetin bağrından
çıkan ideolojiler insanlığı kimlik krizine sürüklediler.
Tıpkı bugünlerde can çekişen kapitalizmin, insanı
eşyalaştırdığı gibi iflas eden diğer ideolojilerde de insan,
nesnel bir varlıktı. İnsanlık öznesini, insan da özünü
yitirdi. Batı bütün kozlarını kullandı ve bitti! Şimdi
insanlığı bu girdaptan kuratarabilecek olan “Aşk
Medeniyeti’nin Ülkücüleri”ni mukaddes bir görev bekliyor.
Not: İkinci bölümde özellikle, “Aşk Medeniyetinin
Ülkücüleri”nin açılımını yapmaya çalışacağız..
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Paradigma
Değişimi ve Yeniden Ülkücülük
Ben
Sana Hayran, Sen Bana Düşman...
IQ’su
Düşükler ve Müslüman Avrupa
Savulun
Türkler Geliyor...
Benden
Sana “Düşman” Olmaz!
Gazze
veya Kerbela
Kalabalıkların
Yalnızlığı (2): Bizim Yalnızlığımız
Kalabalıkların
Yalnızlığı
Hangi
İnsanın Hakları?
Medeniyetin
Utanç Tablosu
Dinine
Değil Dindarlığına İtirazım Var (2)
Dinine Değil
Dindarlığına İtirazım Var
Ana!
Batı’nın
Şarklısı veya Şark’ın Batılısı
Ahlâkî
Kodlarımız
“Globallaşmanın
Pezevenkleri”
Modernizmle Gelen Devrimler
(3)
Modernizmle Gelen Devrimler
(2)
Modernizmle
Gelen Devrimler
Derdimiz
de var dermanımız da...
“Allahsız
Komünizm” ile “Allahlı Kapitalizm” Arasında
“Türkiye
sadece Türklerin değil”
SAYFA
BASI
|