A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de




Paradigma Değişimi ve Yeniden Ülkücülük

    Müslüman toplumlardaki ilk paradigma değişimi, aydınların  öncülüğünde ve siyasî iktidarların dayatmasıyla gerçekleşti. Bu değişimin hedefi, İslâmiyet eksenli medeniyeti mümkün olduğunca terk, Batı medeniyetini de olabildiğince kitlelere benimseterek tercih etmekdi. Gelinen nokta ortadadır: Ortalama iki asırdan beri bir türlü dinmeyen içtimaî-siyasî çalkantılar, idolojik çatışmalar ve “alaturka” ile “alafranga” arasında gidip gelen kültürel hayat...

İslâm âleminde ikinci paradigma değişimi, 1979’da Ayetullah Humeyni liderliğinde Şah Rejimi’ne karşı gerçekleştirilen ihtilâlin neticesi olarak kurulan İran İslâm Cumhuriyeti’yle başlar. Bu seferki değişim, birincinin tersine, yeniden kendine dönüş hareketidir. Türkiye aydını ve gençliğini de çok yakından ilgilendirmesi gereken böylesi müthiş bir din eksenli sosyal-külürel hareketi bizden gizlediler; gömemizi, anlamamızı istemediler. Kendi kültür coğrafyamızda dahi herşeyi Amerika’nın gösterdiği kadar gördük ve anlattığı gibi anladık. Yazık o günlere...

Batı, Müslüman-Doğu’da çok önemli bir kalesini kaybetmiş olmanın telaşı içindeyken, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri de, İran’da başlayan bu İslâm referanslı hareketin kendi rejimlerini tehdit etmesinden ürküyorlardı. Batı, kendi aleyhine İran’da başlayan ve zamanla diğer müslüman halklara örnek teşkil edecek bir paradigma değişimini hazmedemedi. Bu hazımsızlık, 1980’li yıllardaki İran-Irak Savaşı, 1990’ların başından günümüze kadar devam eden Irak işgali daha sonraları Afganistan ve benzeri ülkelerde doğrudan veya dolaylı işgallerde olduğu gibi müslüman halklara kan kustrularak bastırılmaya çalışıldı.

Çağımızın İslamafobi’sinin başlangıç tarihi, 11 Eylül 2001 değil, 11 Şubat 1979’dur! Batı, dün İran’da, bilâhare Bosna’da, Çeçenistan’da, bugün Irak’ta, Afganistan’da ve Filistin’nde kaybetti; maskesi düştü; inanırlığını yitirdi, yalancılığı, ikiyüzlülüğü ortaya çıktı. Ve ikinci paradigma değişimi, bu acı tecrübelerin şahidi, geniş halk yığınlarının desteğiyle başladı. Bu değişim, tabandan tavana doğru Batı’nın ve Batıcıların baskısı, sömürüsü ve aşağılamalarına isyan eden sıradan müslümanlara yeni nesil entellektüellerin öncülük etmesiyle bir başka boyut kazandı.

Müslüman Doğu, sırasıyla İngiliz, Fransız, A.B.D ve Rusya gibi güçleri ve onların vaadettikleri, insan hak ve hürriyeti, eşitlik, kalkınmışlık, demokrasi gibi medeniyet projelerini, sosyalizm, liberal kapitalizm gibi sistemlerini kendi topraklarında gördü, denedi, yaşadı ve illallah dedi ve tiksindi ve bölündü, parçalandı, ezildi, sömrüldü, yağmalandı, öldürüldü ve bugünlere kaldı... Müslüman Doğu’da ikinci paradigma değişimi kendiliğinden, isteyerek olmadı! Ancak bin musibetten sonra bu istikammette bir adım atılabildi.

Bu coğrafyada İslâm’a rağmen yeni siyasî, içtimaî (sosyolojik) ve fikrî akımların olamayacağını önce Batı daha sonra da biz farkettik. Dün İslâm coğrafyasında dine ve dindara savaş açan ideolojik-siyasî akımlar; Marksistler, Leninistler, Maoistler bugün kıyısından köşesinden, (bazıları) kerhen de olsa, İslâm’ı, müslümanı kabullenmişlerse; düne kadar tutundukları dalların bugün itibariyle çürüdüğünü gördüklerinden ve bu kültür coğrafyasının dinamiklerine sarılmaktan, dayanmaktan başka çıkar yol olmadığını nihayet idrak etmeğe başalamalarındandır. Batı’lı ve Batı destekli güçlerin ölüm kusan silahları karşısında, tek dayanak Allah, tek slogan, “Allahuekber”dir. Öyle bir slogan ki, ona samimeyetle sarılan ve onu yürekten haykıranlar, en süper güçlerin bile gücüne meydan okurken, bütün hesapları da altüst ediyor. Birileri bu enerjiyi zapturap altına almayı planlarken, birileri de kendine yönlendirerek buradan güç almaya çalışıyor.

Özellikle dünyanın jandarmalık ve efendilik hakkını kendinde gören hegemonyal güçlerin bütün gayretleri, iddiasız müslümanlığı teşvik etmek ve önplana çıkarmaktır. Bir taraftan “İslâmî Konjüktür” gerçeği ve varlığından sözedilirken, sürdürdüğü hayat tarzı itibariyle Batılılaşmış veya kapitalistleşmiş müslüman tipinin revaçta olması ise bir başka gerçeğimizidir. Elinden ve dilinden dostlarına fayda gelmeyen, düşmanlarına da zarar vermeyen (konjüktürel) müslümanın alternatifi; iddiası, ülküsü olan müslümandır.

Batı’dan ithal ettiğimiz, en sağından en soluna kadar her türlü ideoloji bugün itibariyle tedavülden kalktığından dolayı, dünün bütün müslüman kimlikli her türünden ideolojik insanları, kendilerini tarif ve kategorize etmekte hayli zorlanıyorlar. Düne kadar çok kalın çizgiler ve kırmızı hatlarla belirlenen sınırlar, artık Avrupa Birliği’ne dahil ülkelerin sınırları gibi oldu: İsteyen, istediği tarafa sorgusuz sualsiz geçebiliyor ve yeni oluşumlar meydana getirebiliyorlar. Orada da, “Soğuk Savaş” dönemine ait ideolojik paradigmaların iflas ettiğini artık rahatlıkla görebiliyoruz.

21. yüzyılda dünyanın yeniden şekilleneceğinin emarelerini daha şimdiden görmek mümkün. Hâkim medeniyetin bağrından çıkan ideolojiler insanlığı kimlik krizine sürüklediler. Tıpkı bugünlerde can çekişen kapitalizmin, insanı eşyalaştırdığı gibi iflas eden diğer ideolojilerde de insan, nesnel bir varlıktı. İnsanlık öznesini, insan da özünü yitirdi. Batı bütün kozlarını kullandı ve bitti! Şimdi insanlığı bu girdaptan kuratarabilecek olan “Aşk Medeniyeti’nin Ülkücüleri”ni mukaddes bir görev bekliyor.

Not: İkinci bölümde özellikle, “Aşk Medeniyetinin Ülkücüleri”nin açılımını yapmaya çalışacağız..


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Paradigma Değişimi ve Yeniden Ülkücülük
Ben Sana Hayran, Sen Bana Düşman...
IQ’su Düşükler ve Müslüman Avrupa
Savulun Türkler Geliyor...
Benden Sana “Düşman” Olmaz!
Gazze veya Kerbela
Kalabalıkların Yalnızlığı (2): Bizim Yalnızlığımız
Kalabalıkların Yalnızlığı
Hangi İnsanın Hakları?
Medeniyetin Utanç Tablosu
Dinine Değil Dindarlığına İtirazım Var (2)
Dinine Değil Dindarlığına İtirazım Var
Ana!
Batı’nın Şarklısı veya Şark’ın Batılısı
Ahlâkî Kodlarımız
“Globallaşmanın Pezevenkleri”
Modernizmle Gelen Devrimler (3)
Modernizmle Gelen Devrimler (2)
Modernizmle Gelen Devrimler
Derdimiz de var dermanımız da...
“Allahsız Komünizm” ile “Allahlı Kapitalizm” Arasında
“Türkiye sadece Türklerin değil”
 

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
Paradigma Değişimi ve Yeniden Ülkücülük
Yakup Yurt
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
İbrahim Selamet
İHH İnsani Yardım Vakfı
Muhsin Ceylan
Zirveden görünenler
 ve bir istifa
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç