|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|
PORR.........NO!
veya
"GETİR
EL
BASAYIM
KELÂMULLAH`A"
Siz, dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan tek
bir insan veya aile olabilirsiniz. Beraber yaşadığınız
toplum, sizinle aynı (kültürel) değerleri paylaşan
veya farklı dil, din ve milliyete mensup insanlardan da
oluşabilir. Ülkenin sosyal/siyasi yapısının
temel değerleri, sizin ölçü olarak aldığınız
milli/manevi değerleriniz, hayata bakış açınızla
-aşağı yukarı- örtüşebilir veya ona
ters düşebilir. Şayet sizin kimlik bağlarınız
İslam coğrafyasına dayanıyor ve kendiniz
de bir Batı ülkesinde yaşıyorsanız, az
veya çok dindar oluşunuzdan bağımsız
olarak, işiniz zor! Öz vatanınız ve
milletinizin içinde yaşıyor ve hatta siyasi rejime
alternatif sunacak derecede itirazınız yok ise, işiniz
(günlük hayatla olan ihtilaflarınız) bir öncekinden
daha da zor!
Medeniyet değerleri bağlamında İslam dünyasına
mensup, ama Batı`da yaşayan insan için teselli
kaynağı; nasıl olsa kendi ülkem değil, türünden
birşey olabilir. Aynı vatan topraklarını
paylaşan insanlarla içiçe yaşarken, bağrınızdan
çıkan yönetici/idareciye rağmen işiniz niçin
daha da zor olsunki?.. Yoksa, aynı ülkenin insanları
olmanıza rağmen, dünyalarınız ayrı mı?
"Medeni dünyaya yetişebilmek için" medeniyet
değerleriniz günlük hayatın dışına
atılır, geçersiz sayılırken, yoksa siz,
ilan edilmemiş, adı konmamış bir savaşın
mağlup olma tehlikesiyle karşı karşıya
olan cephenin mensuplarından mısınız?...
Ya...onun için işinizin çok zor olacağını
öngörmüştük.
Kendi çapında dünyadaki gelişmeleri/yenilikleri görüp
yorumlayabilen ve insanlığı bir uçuruma doğru
sürükleyip götüren tehlikeleri deşifre eden düşünürlere
kulak veren insanlarla daha kolay anlaşabileceğimizi
ümit ediyorum. Dinimi, milli kimliğimi, siyasi görüşümü
bir kenara bırakıyor ve sadece üzerinde yaşadığımız
dünyanın insanı olarak gidişatı değerlendirdiğimde,
insanlığın geleceği yönünde endişelerim
beni ürkütüyor. Severek, isteyerek geldiğim Batı
Avrupa`da onyıllardan beri sevmeyerek ve istemeyerek,
fakat hayat şartları mecbur ettiği için
kalmaya devam ederken, yeri doldurulamayacak kayıplarımın
yanısıra, kazandığım tek şey:
Batı`yı tanıdım. Batı`yı tanımadan
hem kendimi, hem de dünyayı tanımam pek sağlıklı
olmayabilirdi. Ülkemde tanıtılan Batı`yla
benim otuz seneden beri yaşayarak tanıdığım
Batı arasında çok büyük farklılıklar
vardı. Ayrıca, dünyayı son birkaç asırdan
beri kendi medeniyet değerlerinin tahakkumu altına
almış Batı`yı tanımadan dünyadaki
gelişmeleri izah ve teşhis etmede yanılabilir,
peşin hükümlü kararlar verebilirdim.
Fen ilminin (teknoloji) bu derece ilerlemesiyle iletişim
ve bilgi ağının sayesinde bütünleşen, içiçe
giren ("globallaşan") bir dünyada sermayenin
(kapital) ve sermayedarın (kapitalistin) modern esirleri
haline geldik. Globallaştıkça dünya küçülüyor,
küçükler kayboluyor, büyükler ise daha da devleşiyor.
Rekabet, dev şirketler arasında canavarlaşırken,
biz insanlar canavara yem olmaktan kurtulamıyoruz. Tarihi
geçmişi, coğrafya şartları, halkın töresi
ve inançlarını gözardı ederek, "üstün
medeniyet"in hayat öçülerine bünyenizde hayatiyet
kazandırma yolunu seçerseniz, "pornografik
norm"ların da müslüman hayatınızda günden
güne normalleştiğinin önüne geçemezsiniz artık.
Pornografik Norm?
Yunanca`da fahişe manasına gelen porne´
kelimesinden adını alan pornografi (fahişecilikle
ilgili); dini,
günlük hayattan çıkaran
veya kiliseye hapseden batılı hayat anlayışının
normallerinden sayılır. Tanrı yerine insanı
koyan, ahiret, hesap günü, mahrem-namahrem ölçüleri gibi
kavramları olmayan bir hayat tarzı (medeniyet ölçüsü),
dünyevi zevklerde tabu kabul etmez. Vahşi kapitalizmde
daha çok kazanmak için (kitabına uydurabildiği müddetce)
her yol mübahtır. İnsan, tüketim aracıdır.
Kapitalizmin en vurucu silahı kadındır. Kadın;
hem en iyi tüketici, hem de en iyi reklam aracıdır.
Bütün bunların yanısıra, kadın; (paralı)
erkeğin en sadist-şehveni arzularının
tatmincisidir. Almanca`da "Geld macht sexy" (para
-insanı- seksi yapar) diye bir tabir vardır. Paralı
erkeklerin hem Hıristiyan, hem de Müslüman dünyasındaki
bol karılı/metresli hayatları günümüz gerçeklerinden
sayılır hale geldi. Atina-2004 Olimpiyatlarında
kadın sporcuların şortlarının kısala
kısala iki paça arasına sıkıştırılması
spikerlerin bile dikkatini çekmişti. Televizyonlarda
seyrettiğimiz kadın "sanatçılar" niçin
sesden ziyade "et"i ön plana çıkarıyorlar?
Araba lastiği ile çıplak kadın arasında
bir bağlantı kurabiliyor musunuz? Bakirelik,
Avrupa`da "çağdışı" sayılırken,
ülkemizde evlilik, karı-koca müessesesi "ilişki"
düzeyinde kabul görmeğe başlayalı epey zaman
oldu.
Türkiye`de eskiden birisine, "Senin karının, kızının
veya nişanlının göbeğini gördüm"
deseydiniz, sonu cinayetle biterdi. Şimdilerde her
zaman olduğu gibi Batı`dan gelen ve ülkemizin
büyük şehirlerinde başlayan bu modalı "normal"laşmalar,
dalga dalga vatan sathına yayılmaya devam ediyor.
Aileler evlerinde porno filmleri seyretmeğe başladıysa,
Batı normları hayatımızda adım adım
normallaşıyor, demektir. Biz merkezli, sorumluluk taşıyan
bir toplumdan, (Batılılar gibi) ben merkezli bir
hayat tarzını tercih ederken, gerektiğinde sırtımızda
taşımamız icab eden anne-babalarımızı
yaşlılar yurtlarına (huzur evleri) yerleştirerek
külfetten kurtuluyoruz(!).
Batı`da genel
manzara
Aile ve buna bağlı olarak evlilik müessesesi (kurum),
evlat-ebeveyn münasebetleri çöktü. Evlenen az, boşanan,
evlenmeden (geçici bir süre için) karı-kocalık
oynayan çok. Nüfus geriliyor, çocuk yaştaki gençlerin
seks hayatı, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı
hızla artıyor. "Seks turizmi" başlı
başına bir sektör haline geldi. Her izin
mevsiminden sonra Almanya`da boşanma davası açanlar, genel oranın
üçte birini teşkil ediyor. Başka bir ifadeyle;
evli olarak izine gidenlerin bir kısmı tatil esnasında
evlilik dışı ilişkilere girerek, mevcut eşinden
boşanmak için mahkemeye başvuruyor. Küçük yaştaki
çocuklara tecavüzler ve buna bağlı olarak
cinayetlerin ardı arkası kesilmiyor.
Madden doyum noktasını aşmış
toplumların manevi boşluklarını nelerle
doldurmaya çalıştıklarını satırbaşlarıyla
verirken, onları karalayıp kendimizi temize çıkarmak
gibi bir niyet yoktur. Hadise, insanlığın gidişatı ile ilgili, hele Türkiye
gibi batılı olmak ülküsüyle yanıp tutuşan
bir ülkenin, Batı`nın bu tarafını iyi
tahlil ederek, tedbirini zamanında alması gerekir.
Nefsimize gem vuran
unsur
Günlük hayatımızdan güzel değerlerimiz gün
geçtikce birer ikişer kaybettiriliyor. Hayatı algılama
biçiminiz, dış etkenler, yetiştirilme tarzımız,
kültür değerlerimize olan yakınlık veya uzaklığımızı
etkileyen unsurlardır. Türk Halkı`nı en iyi
anlatan müziğidir, iddasını taşımaya
devam ediyorum. Arşive kaldırılan türkülerimizden
birisi de "Yeşil ördek gibi daldım göllere/Başım
alam gidem gurbet ellere" diye başlayan ve Türk
insanı asıl tavrını, duruşunu,
sevgi-sadakat ve inancını "Getir el basayım
Kelamullah`a/Ne sen beni unut, ne de ben seni" mısralarında
vurgulayarak, benim hayat düsturumu, ahlaki normlarımı
ortaya koymaktadır. "Onlar dışarıdan,
biz içeriden" yıllar yılı bize özgü değerlerin
altını üstüne getirmemize rağmen, henüz daha
yıkılmamış olan aile düzenimiz, müessesemiz
yani ocağımız, bilhassa 1990`lı yıllardan
itibaren bombardumana tutulmuştur.
Siz isterseniz buna, eski demirperde ülkelerinden gelen/getirilen
"sarışın bombalar" diye kayıt düşebilir,
çanak anten televizyonculuğuyla başlangıç
yapar, internetle devam ettirebilirsiniz. Hatta, "para
insanı seksi yapar" sözünün sadece Almanlar için
geçerli olamayacağını, ithal fahişelerin
ithalatçi-ihracatçı-esnaf-tüccar her kesimden ve
Anadolu`nun her köşesinden daim müşterilerinin
olduğu, Türkiye Cumhuriyeti milli sınırları
içinde yaşayan herkesce bilinen bir Türkiye gerçeğidir.
Siz isterseniz buna, dünyayla bütünleşen, AB ile
kucaklaşan bir Türkiye`nin beraberinde getirdiği
yan etkileri de diyebilir, dahası da; "canım
bizim erkeğimiz o kadar da kaçamak yapar"ı da
buna ilave edebilirsiniz. Müsadenizle bir parantez açıyorum:
Kaçamak yapan Türk erkeğimiz kadar olmasa bile, Türk
kadınlarımız da.... Ve parantezi kapatıyorum.
Okuyucumdan özür diliyorum. Belki koyacağım teşhis
bazılarınıza "radikal" gelebilir.Okşana
okşana uyuşturulan bir topluma, okşaya okşaya
acı hakikatları anlatmaya çalışmanın
tesir etmeyeceği kanaatindeyim. Anadolu insanının
ölçülerine vurduğumda, ortaya çıkan manzara
şudur: Pornografik bir hayat anlayışına doğru
sürükleniyoruz!
"Getir el basayım Kelâmullah`a"nın
dinleyicisi azaldığından, rağbet görmediğinden,
türkümüz arşivlenerek rafa kaldırılmıştır.
O günden bugüne, uzaklara giden sevgililer Kelâmullah`a artık
el basarak sadakat yemini yapmıyorlar. Ve o günden bugüne,
aşk ahlakının yerini porno ahlaksızlığı
almaya başladı. Tıpkı türkümüz gibi
ahlak normlarımız da (ölçülerimiz) arşivlenerek,
rafa kaldırıldı.
Ama kaybolmadı! İsterseniz, talep olursa, tekrar,
"Getir el basayım Kelâmullah`a/ Ne sen beni unut,
ne de ben seni"yi beraberce okuyabiliriz.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|