|
ültürel
Bakış
Her Cumartesi
-Canlı Yayın-
Saat: 20.00-21.45
"türkshow'da"
Papa’nın Yeni Fetvası
Türkiye-Avrupa Birliği
münasebetlerinde daha Papa olmadan önce Türkiye
karşıtlığıyla tanınan Papa 16. Benedik, bundan iki ay önce
Regensburg’da İslamiyet ve Hz. Peygamber aleyhinde yaptığı
konuşmayla bu sefer İslam aleminin haklı tepkisini çekmişti.
Daha sonra yanlış anlaşılmaktan dolayı üzüntülerini belirten
Papa, bilhassa ziyaret öncesi Türkiye ve Türk milletine
gülücükler, öpücükler göndermeğe başladı.
Bildiğiniz gibi, ziyaretin asıl gayesi Ortodoks Rum
Patrikhanesi’yle asırlardan beri devam eden ayrılığa son
verip, dünya hıristiyanlar birliğini sağlamaktır. Alman
olması hasebiyle bilhassa bu ülkenin medyasında sözkonu
ziyarete başka bir önem verilmektedir. 26.22.06 tarihli FAZ
(Frankfurter Allgemeine Zeitung) neredeyse iki tam sayfa yer
ayırdığı haberindeki başlık çok manidardır: “Papa
Geliyor-Türkler Homurdanıyor”. Değişik gazeteler, internet
siteleri ve televizyonlardaki yorumlarda; Papa’nın sıcak,
dinlerarası diyalogdan yana tavırları karşısında, Türklerin
çok soğuk olduğu, onun geçtiği yollarda ne alkışlayan
kalabalıklar ve ne de el sallayan çocuklar olduğu türünden
ortak tesbitler dikkatimizi çekti.
Biz, genelde Batı’nın, özelde Almanların biz Türklere karşı
bu kuşbakışı tavırlarına yabancı değiliz. Almanya’daki
Türklere yerliler bir taraftan “eşit seviyede” dedikleri
halde, nasıl tepeden bakıyorlarsa, ülkeler düzeyinde de
Almanya, Türkiye’ye aynı zaviyeden bakıyor. Herkes
küreselleşen dünya gidişatından kendine pay çıkarıp, tedbir
ve değişikliğe giderken, Katolik Kilisesi de Kardinal Walter
Kasper’in ağzından “Globallaşma, bizi (Hıristiyanlar)
yakınlaşmaya zorluyor” derken, hıristiyanların bu birleşme
girişimleri, İslam dünyasına karşı ve Türkiye’yi de üs
olarak kullanma niyetleri, bilinen bir başka gerçektir.
Bugünlerde Türkiye’den haber veren Batılı gazetecilerin
ağzından düşmeyen Konstantinopol ve Ekümenlik sözcükleri,
1453’ten önceki Bizans’a duyulan özlemin işaretleridir.
Sayın Başbakan Erdoğan’la Papa’nın son dakikada gerçekleşen
buluşmalarından sonra her duyanı, “kulaklarıma inanamıyorum”
dedirtecek cinsten, Papa’nın, “Türkiye Avrupa Birliği’ne
girmelidir (veya alınmalıdır” şeklindeki demecini nasıl
yorumlamak gerekir? Galiba çevresindeki danışmanları, “Bu
Türkler çocuk gibidirler. Çabuk kızar, çabuk unutur ve çabuk
kandırılmaya müsaittirler.” gibi birşeyler fısıldamış
olmalılar ki, Ruhani Lider, böylesi siyasi bir manevra
yaptı. Ama asıl siyasiler, Papa’nın bizim Avrupa
sevdalılarımızın sevinçlerini kursaklarında bıraktılar.
Adamlarımız, “Viva Papa!” diye haykırmak üzereyken, “Bavyera
Arslanı” Stoiber, yine AB yolunda yolumuzu keserek kırmızı
kart gösterdi. Ve derken, AB-Türkiye ilişkilerinin askıya
alındığına dair haberlerle yine sevincimizi kursağımızda
bıraktılar.
Halbuki, Hz. İsa (a.s)’nın Yeryüzündeki Temsilcisi’nin
ağzından çıkan “Türkiye AB’ne alınmalıdır”ı, biz
müslümanların alışageldiği ve gariban din adamlarımızın
kimse tarafından dikkate alınmayan fetvalarından öte bir
fetva olduğunu zannetmiştik. Demekki, Bizans’ı yeniden
diriltme senaryolarının yanında, diğerlei fasa-fisoynuş.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|