|
Divan
Sohbetleri
Her Cumartesi
-Canlı Yayın-
Saat: 20.00-21.45
"türkshow'da"
Rusya Müslümanlaşıyor mu?
Bazen gazetelerde dikkatimi çeken yazıları, günün
birinde lazım olur düşüncesiyle kesip bir kenara koyuyorum.
“Rusya Yakında Müslümanlaşacak mı?” başlıklı, 11.1.2007
tarihli, haftalık Alman “die Zeit” gazetesinden kestiğim
yazı da bunlardan biridir. Almanca aslı, “Wird Russland bald
muslimisch?” olan makale, Christoph Bertram’ın tarafından
kaleme alınmış. Yazar, Aleksei Malaşenko adlı Rus tarihcinin
tesbitlerinden hareketle, Çeçenistan İhtilafı’ndan dolayı
Rusya’da çarpıtılan İslam’ın ve dolayısıyla müslümanların
şimdiki görüntüsü aktarmaya çalışmış.
Buna göre; Sovyet döneminde toplumla uyum içinde
yaşayan müslüman göçmenler, bugün kendi ülkelerinde yabancı
muamelesi görmektedirler. Eskiden Amerikan filmlerindeki
düşmanı temsil eden kötü adam rollerinde Ruslar olurdu.
Şimdi ise; dünyaya huzur, barış, demokrasi getirme
mücadelesi veren kahraman Amerikalının karşısına, kötü adam
rolündeki sakallı Müslüman Terörist oturtuldu. Buna da
artık alışmıştık.
Bertram’ın aktardığına göre; Rus sinema ve televizyon
filmleri de artık kötü adam rollerini, nükleer santrallara
atom bombasıyla saldırı planlayanlar müslümanlara layık
görmüş. Halbuki Sovyet dönemi Rus filmlerinin kötü adamları,
emperyalist Amerikalı tiplemesi olarak zihinlerimizde yer
etmişti. Uzun lafın kısası; bir taraftan ABD, diğer taraftan
şimdiki Rusya, müslümanları sadece filmlerde değil, gerçek
hayatta da, yok edilmesi gereken kötüler cephesi olarak
görmekte ve gerekeni de zaten yapmakadır.
Avrupa ve ABD’de yazılan felaket senaryolarının
bezerleri de Rusya’da yazılmakta: Hırisiyan beyazlarda doğum
oranları geriledikçe, müslümanlarda fazlalaşacak ve günün
birinde hem Batı Avrupa, hem de Rusya’da yerli hıristiyanlar
azınlık, fakat göçmen müslümanlar çoğunluk olacakmış. Alkol
ve uyuşturucu bağımlılığının, diğer Batılı ülkelerden de
tehlikeli boyutlara ulaştığı Rusya’da, üretgenliği artırmak
ve halkı tekrar kiliselere toplayabilmek için düşünülen bu
şeytani metot, biraz Stalin biraz da Hitler karışımı bieşey
olsa gerek.
Geçmişte kendi aralarında din birliğini sağlayabilmek
için Müslüman-Türk’ü hedef gösteren Hıristiyan Avrupa’nın
taktiğiyle, bugünkü arasında, sadece teferruatta değişiklik
var. Yani, neresinden baksanız, tarih tekerrür ediyor.
1990’lı yıllarda Kazakistan’dan Alman asıllı eski
Sovyet Rusya vatandaşları, Alman Devleti’nin isteği üzerine
akın akın Almanya’ya göç ederken, meşhur “Der Spiegel”
dergisi, Kazakistan Almanları’nın, oradaki radikal
müslümanların baskısı yüzünden ülkeyi terk ettiklerini
yazacak kadar gerçekleri çarpıtıyordu.
Elbetteki ne Rusya ve ne de Almanya müslümanlaşıyor!
Oradaki müslümanları rahat bıraksalar, başka da ihsan
istemeyecekler. Hedef, mevcut müslüman varlığı asimile
edilemese de, azaltmanın yolu, kendi dinamiklerini
“Müslümanlar Geliyor!” vaveylasıyla teyakkuza (alarm)
geçirmektir.
Münih Güvenlik Konferansı’ndaki konuşmasıyla bilhassa
NATO çevrelerini ürküten, Rusya Devlet Başkanı Putin’in
verdiği mesaj; diğer bir süper güç olarak Rusya tekrar
sahnede şeklindeydi. Gençliği, hep komünizme karşı
mücadeleyle geçmiş ben dahi, “oh be... nihayet!” dedim.
ABD’nin tekelinden kurtularak, en azından iki süper
güçlü bir dünyada müslümanlara hangi rol biçileceğini
doğrusu şimdiden merak ediyorum.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|