|
Şahlanan
Dinî Değerlerdir
Son günlerde gün
batısından gelen, “Türkiye’de milliyetçilik
duyguları şahlanmaktadır” türünden
haberlere paralel olarak ülkemizde zoraki bu istikamette
pompalanan kitle girişimleri ve
tahriklerin gölgesinde bırakılmaya çalışılan
başka gelişmeler vardır. Bilhassa ABD kaynaklı
ve AB destekli bu tip senaryoların gözlerden ırak
tutmaya ve Türk kamuoyunun dikkatlerini başka taraflara
çekerek yönlendirmeğe çalıştığı
gelişme; iddia ettikleri gibi milliyetçilik duyguları
değil, yükselen dinî (islâmî) değerlerdir.
Genelde Batı hegemonyasının hükümran olduğu
müslüman ülkelerde grafiği yükselen İslâmiyet’e
alternatif olarak sunulmaya çalışılan sulandırılmış
milliyetçilik, dış kaynaklı yönlendirmelere
karşı tavır alan kendi dinamiklerimizi kırma
hedefi gütmektedir.
Güya sömürgeci
güçlere karşı millî duygularla atağa geçirilmeye
çalışılan kitlevi hareketlerin gayesi; hedef
saptırmak, karışık olan kafaları
iyice karıştırmak ve ülkede istikrarsızlık
meydana getirmektir. Bundan başka, Mersin ve Trabzon’da
olduğu gibi bilahare kimsenin tasvip etmeyeceği aşırılıkları
yaptırdıktan sonra, “Türkiye’de şeriatın
yanısıra ırkçılık da hortlamaya başladı”
yaygarası kopartılıp hem millî hem de dinî değerlerimizi
törpüleyerek kontrol altına almak ve her iki noktada
direnme gücüne sahip olanları sindirmektir. Türkiye’de
her vatansever, islâmî bir ruhla bütünleşen kültür
milliyetçisidir. İslâm’dan nasibini almamış
hiçbir fikrî-siyasî akım bu topraklarda temel atamamış,
kök salamamış ve daim olamamıştır.
Son 70-80 sene içerisinde Türkiye Müslümanlığı’na
ters düşen ister millicilik, ister dincilik, isterse
herhangi bir batıcı ideoloji adına olsun, her türlü
deneme taban tutturamayarak halkımız tarafından
dışlanmaktan kurtulamamıştır. “Peki
şu anda içinde bulunduğumuz ortama ne demeli”
şeklindeki haklı itirazlara verebileceğimiz
cevap: Türkiye çok çalkantılı son otuz yılını
geride bıraktıktan sonra kendi istikametini tayin
etmek üzere doğru yoldadır. Bu uğurda Türkiye’nin
yakın geleceği, entelektüel düzeyde kendisiyle
hesaplaşmalara sahne olacaktır.
İsmet Özel’in “Enternasyonal bir hakimiyetin pekiştirilebilmesi
için nasyonal ayırımlar destekleniyor” tesbitine
bölgemizdeki gelişmeleri görüp de hak vermemek mümkün
değildir. 1980’li yıllarda Arap dünyasının
kurtarıcı lideri havasına sokulan Saddam’ın
önce İran’a, daha sonra Kuveyt’e karşı kışkırtılmasından
sonra başına gelenler ortada... Irak Kürtleri Arap
ve Türkmenler’e karşı nasıl kullanılıyorsa,
PKK da Türkiye’ye karşı kullanılmaya devam
ediyor. Benzeri bir sinsi oyun her an “Türk Milliyetçiliği”
adına/hesabına ülkemizde suni düşman
hedefleri yaratılarak tezgahlanılabilir, aman dikkat!...
Bölgemiz etnik milliyetçiliklerin kışkırtılması
için son derece müsait bir zemine sahip. Yavaş yavaş
Avrupa’da da sorgulanmaya başlanan
‘neo-kapitalizm’in karşısında bütün
menfiliklere rağmen direnebilen tek unsur İslâmiyet’tir.
Bu gerçeği belki de birçoğumuzdan çok önceleri
kavramış olanlar, şu anda bunun gereğini
geçmişlerindeki vahşiliklerine layık bir biçimde
“21.Yüzyıl Barbarlığı” olarak
yapmaktadırlar.
Gözlerini Türkiye’ye çevirmiş İslâm aleminden
biraz dikkatlice çok güzel mesajlar geliyor. Türk aydını
bunu iyi okumalıdır: Bu, güven kazanmak, güven
tazelemektir! AB ne kadar “serbest piyasa ekonomisi”, “demokrasi”,
“insan hakları”, “düşünce hürriyeti” gibi
kavramlarla süslerse süslesin, üst kimlikleri, buluştukları
ortak nokta; Hıristiyanlık’ta kendini ifade eden
değerlerdir. Kendini inkâr derecesinde özle bağlarını
koparmamış Türk aydını bunu da iyi okumalıdır.
Bin senelik Türk İslâmiyeti’nin birikimi ve tecrübesine
sahip olan Türkiye, yükselen islâmî değerleri
ehliyetsizlerin ve artniyetlilerin istismar etmesine, yozlaştırmasına
müsade etmeyerek sahiplenmelidir. Kardeşlik bağlarını
yeniden pekiştirmek istediklerimizle ve bizi en azından
bölgesinde lider ülke konumuna yeniden taşıyacak
itici gücümüz, cazip tarafımız ve hem kendi içimizde
hem de etrafımızla buluşabileceğimiz ortak
noktamız, tarihî birikimimizin özü İslâmiyet’tir.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|