·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BAKIŞ

                   Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de





                
SAHİPSİZ     TOPLUM

Son haftalarda her zamankinden daha fazla bir dikkatle Avrupa medyasında İslâm ve müslümanlar ağırlıklı haber, yorum, araştırma şeklinde verilenleritakip etmeğe çalışıyorum.

Avrupa´nın çeşitli ülkelerinde yaşayan müslümanların sosyal hayattaki zorluklarına bugünlerde bir yenisi daha eklendi: 11 Eylül´den sonra İslâm kimliği taşıyan her insan "potensiyel terörist" olarak görülüyor. Kırk yıldan beridir normal bir yabancı vatandaş gibi görülen ve öyle olan bu insanların üzerine birden bire projektörler çevrildi. Hele hele genç yaşta ve üniversite öğrencisiyseniz  işiniz daha da zor. İstihbarat birimleri sizinle ilgili günün yirmidört saatini kapsayan bir "rapor" tutabilir veya kayıtlı olduğunuz mercilerden bilgileri toplayabilir. İş, bununla da bitmiyor. Asıl, zor ve tahammül edilmez olanı ise; beraber yaşadığınız toplumun size karşı olan tavırlarında ve bakışlarındaki tutumun aleyhinize değişmiş olmasıdır. Meselâ; sıradan bir Alman vatandaşı, akşam televizyonda seyrettiği bir haber programının veya sabahleyin okuduğu "Bild" gazetesinin verdiği doğrultuda, size karşı olan samimi tavırları birden bire peşin hükümlülük ve hasmane bir tutum sergileyebilir. Hık-mık eder, mümkün olduğu kadar, sineye çekmeğe çalışırsınız. Yapacak fazla da birşeyiniz yok. Çünkü:
Size, sahip çıkanınız yok. Siz sahipsizsiniz.

Samimiyetsizlik
Bizim Lokman, 22-23 yaşlarında, burada doğup büyümüş, mükemmel almancası  ve elinde mesleki diploması olan Türk kökenli  Alman vatandaşı olan bir genç. Lokman, bu günlerde iş arıyor. Yaptığı yazılı müracaatlardan red cevabı alırken; işverenin bir dip not olarak düştüğü "özür" dikkatini çekiyor:
Meâlen; aslında sizi işe alabilirdik ama şimdiki durum dolayısiyle v.s...v.s....
Halbuki, Lokman Alman vatandaşı. Amma velâkin  Lokman, müslüman adı taşıyor, esmer tenli, siyah saçlıdır. Lokman´ın -en azından şimdilik- şansı yok! Çünkü O, Müslüman-Türk kökenli bir Alman vatandaşı. "Schläfer" (yatan) terörist de olabilir (?).
Halbuki, Ortadoğu´daki menfaatler savaşını Lokman hiç anlayabilmiş değildi.
Anlasın anlamasın; Almanya´da bir sene sonra seçimler var. Şimdilik, herşeyin müsebibi olarak müslümanları göstermek kamuoyunda prim yapıyor. Sızin anlayacağınız; hafiften hafiften okşanmanın yanısıra kuvvetlice tokatı da yiyiyoruz. Bu samimiyetsizliği Lokman anlamaz ama siz anlarsınız.

Başka bir samimiyetsizlik:
Bundan önceki yazılarımın birinde "Ne kadar da İslâm eksperti varmış" diyerek itirazda bulunmuştum. Batı medyası, bazen bilmediği için, bazen de işine öyle geldiğinden ötürü, Amerika ile teröristlerin ihtilafını hep İslâm ile bağlantılı lanse ediyor. Hal böyle olunca; televizyon kanallarında ve yazılı basında sürü gibi "İslâm eksperti" arz-ı endam ediyor. Bizim M. Ceylan´ın dediği gibi: Müslüman ülkelerin birinin tarlasından geçenler bile az daha "İslâm bilirkişisi" olarak takdim edilecek. Konuyla ilgili alt yapısı, ön bilgisi olmayan kafaların karışık olduğu bir zamanda, her önünüze geleni "bilirkişi" olarak takdim ederseniz; beyinleri iyice sulandırdığınız yetmez, üstelik konuyu da sulandırmış olursunuz. Eğer samimiyseniz; yıllarını İslâmî ilimlere vermiş, işin ehli olan müslüman alimleri de niçin açık oturumlara davet etmiyorsunuz? "Gastarbeiter"likten dernek veya cami idareciliğine gelmiş insanlara mikrofonu uzatarak, gazetecilik oyunlarıyla onları "köşeye sıkıştırmak"la nereye varmak, neyin mesajını vermek istiyorsunuz?


Eğer, gerçekten burada yaşayan müslümanların yerli halkla uyum içinde yaşamasını istiyor, gayet tabii hakları olan dini ihtiyaçlarında gerekeni -devlet ve kamuoyu olarak- yerine getirme niyetindeyseniz ve bizim şu veya bu partinin veyahut da cemaatın kucağına itilmemize gönlünüz razı olmuyorsa, o zaman bizim feryadımıza kulak vermeniz lazım.
Yaşadığımız ülkenin yetkililerine ve kamuoyunu oluşturanlara sesleniyoruz:
Biz, İslâm dinine mensub olan azınlıklar üzerine verdiğiniz demeçler, bizimle ilgili kamuoyunu yönlendirme metodunuz, ileriye dönük siyasi niyetiniz, bilirkişi olarak başvurduklarınızın büyük bir kısmının ifadeleri, bizleri son derece rahatsız ve rencide ediyor. Kamuoyunda küçük düşürülmemize, şüpheli görülmemize zemin hazırlıyor. İşi öyle bir noktaya getirdiniz ki; az daha, nasıl abdest alıp, namaz kılacağımızı da sağdan-soldan toplanan "bilirkişiler"ler televizyon kanallarından bize öğretmeğe kalkacaklar. Olmuşken, bari onla camilerimize "İmam" olarak tayin edin. Cuma hutbelerini de onlardan dinleyelim. Nasıl olsa sahipsiz bir azınlığız. Türkiye´nin tepkisinden felan çekinmeyin! Hatta sizi, kendilerinin üzerinden böyle bir yükü aldığınız için, tebrik bile ederler.
Madalyonun diğer yüzü
"Der Spiegel"in okuyucu mektupları köşesinde bir ara okumuştum:
Alman okuyucunun birisi, "Müslümanlar, şimdiye kadar hep "Cihad" diyorlardı. 11 Eylül´den sonra ise her demeç veren, "İslâmiyet, aslında barış ve huzur dinidir" demeğe başladı." diyerek, çelişkiyi dile getiriyordu. Adam yerden göğe kadar haklıydı...
Çünkü, gündeme gelenler hep sivrilerdi. Sivriler ise, dine uymaz, tam tersine dini kendilerine uydururlar. Para toplamak, partiye yardım etmek, bina satın almak ve daha neler neler için "Cihad!" diye söze başlarlardı:
Hurraa!...Hücumm!.. Allah Allah Allah!.....
Yıllarımız hep böyle geçti. Ne fethedilen kale, ne yok edilen "düşman" var.
Ve işin acı tarafı; ortada ne fol ne de yumurta var. Sadece, yavaş yavaş cenazeleri memlekete taşınarak tükenmekde olan birinci nesil ve getolardaki sokakları, kahveleri dolduran, şamar oğlanına dönmüş sahipsiz nesiller var. Hapishaneleri dolduranları söylemeğe dilim varmıyor.
F.A.Zeitung`un 13.10.2001 tarihli nüshasında, "Allah hat einen anderen Plan" başlıklı bir yazı var. Bır kısmının çarptırılarak verildiği kanaatine vardığım makalade; Almanya Milli Görüş Teşkilatı mercek altına alınmış. Teşkilâta yakın bir yayın organındaki yazıyı başlık olarak almış. Yani, "Allah´ın başka bir planı vardır". Gazetenin iddiasına göre; adı geçen kuruluş çeşitli yollarla Almanya´ya müslümanlığı yaymak ve gerekirse kendi partisini kurmakmış. Almanya´daki Türk´lerin manzara-i umumiyesi ortada. 

Ne deyim?
Bekri Mustafa günün birinde Anadolu köylerinin birinin yakınındaki gölün kenarına oturmuş dinleniyor. Köylünün birisi, suyun başında sakallı, sarıklı adamı görünce yanına yaklaşıp selâm verir:
Erenler, seni bize Allah gönderdi, der. Bekri Mustafa şaşırır: Hayırdır?
Köylü: Şu anda cenaze namazı kılınması gereken bir ölümüz var, fakat köy imamımız burada olmadığı için defnedemedik. Namazı sen kıldıracaksın.
Zavallı Bekri Mustafa şaşırır. Adam kafa çekmekten başka  bir iş beceremez ama demekki sakalı sarığı, köylüde "molla" intibaını uyandırmıştı. "Etmeyin, eylemeyin erenler, bakın ben bu işlerden anlamam" dese de; nafile, köylüyü ikna edemez. Çaresiz geçer cemaatin önüne. Adam namaz kıldırmasını bilmiyor. Ne yapsın?
Yaklaşır tabuta: "Sen, ahirette Peygamber Efendimize benden taraf selâm söyle.
De ki, Bekri Mustafa bizim köye imam olarak tayin edildi. O, bu dünyadaki müslümanların halini anlar."
Bilmem, siz de Avrupa´daki biz sahipsiz müslümanların halini anlayabildiniz mi?

SAYFA BASI



Yazarın diğer yazıları:

Sahipsiz Toplum
Meydan Okumak
Afganistan bombalanıyor
Medeniyetler çatışması veya tekerrür eden tarih
Dünyanın gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11 eylül ve sonrası
Gönlünüz rahat mı?
Dibe Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar 
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU DOĞUM" VE İNSANLIK 
Dilimiz - Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına Özel"
Odak Noktamızdaki İnsan
Hasbihal - 2
Toplumun Aynası

Hasbihal
Okuyormusunuz?

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Editör'den

Selam

Mahmut Aşkar
Meydan Okumak
Muhsin Ceylan
Göç Kanunu ve terör
Şefik Kantar
ABD Hamburg’ u bombalar mı?
Ali Kılıçarslan
Uyum mu, Kıyım mı?
Ismail Tüysüz
Türkiye'nin orkideleri koruma altına alınmalı 
Euro Zerr
Fikirler Bayatlar mı?
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı
Abdullah Güler
Toprak Ana