|
Divan Sohbetleri
Her Perşembe
-Canlı Yayın-
Saat: 22.00
"türkshow'da"
Seçim Ve Sonrası
Kaleme kağıda dökülmesi
gereken, yorumlamaya çalışırken bana ter döktürecek konular
vardı kafamda sıra bekleyen. TV kanallarını karıştırıyorum:
MHP Lideri Bahçeli’nin, CHP Lideri Baykal’ın ve AKP Lideri
Erdoğan’ın ve hatta DP lideri Ağar’ın konuştukları meydanlar
alabildiğine tarfatarla dolu. Bu seçimler kadar yavan ve
monoton bir Türkiye genel seçimi hatırlamıyorum. Liderler
her meydanda hep aynı ifadeleri kullanıyor, birbirlerini
aynı gerekçelerle itham ediyor, suçluyor, karalıyorlar.
İktidar yaptıklarıyla, muhalefet vaadleriyle oy toplamaya
çalışıyor. Liderler arasında en fazla Erdoğan Türkçe’yi ve
bununla birlikte vücut dilini en iyi kullanan lider olarak
dikkatimi çekiyor. Mitinglerde yeni bir vizyon, geniş
ufukluluk göremiyorum. Tam tersine, sadece saldırı ve
savunmaya dayalı bir kısır döngüde yığınla bekleyen ve
hayati önem arzeden ülke meselelerine tutulan ışık doğrusu
içimi pek aydınlatamıyor.
Türkiye bilgi çağı denilen 21. yüzyılın neresinde? AB’ye ve
ABD’ye evet veya hayır diyenlerin ne “evet”i ve ne de
“hayır”ı bana pek inandırıcı ve samimi gelmiyor. En
ideolojik partilerin (veya öyle zannettiklerimizin) bile
liderleri sıradan bir popülist politikacı olarak bağıra
bildikleri bağırıyor, yumruklarını sıkabildikleri kadar
sıkıyor, gereksiz yere geriliyor ve gerdiriyorlar. Bu
seçimlerde siyasetteki incelik ve espriden, nüktelerden de
eser kalmamış. Siyasete bu taraftan baktığımda, Demirel ve
Erbakan gibilerin yokluğunu hissediyorum.
Bütün bunları bir kenara bırakacak akl-ı selim bir
değerlendirme yapacak olursak; 21. yüzyılın başlamasıyla
birlikte Türkiye kendisiyle hesaplaşma sürecine girdi. AKP
bu hesaplaşma sürecinin bir ürünüdür. Beğensek de beğenmesek
de, AKP bir bakıma Türkiye’nin ezberini bozdu. Aslında bu
süreç Turgut Özal’la başlamıştı ama daha sonraları
süreklilik sağlanamadı. Bu değişimi kaçınılmaz bir sosyal
süreç olarak görüyorum.Tayyip Erdoğan ve AKP olmasa da, bir
başkası muhakkak bu boşluğu dolduracaktı. 27 Nisan 2007
tarihindeki “e-Muhtıra” da, ezberini unutma meyili gösteren
Türkiye’yi yeniden iktidara taşımaktı. İçerdeki güçler
dengesi, oldum olası gücü elinde tutanların aleyhine
bozulmaya başlayınca, “rejim tehlikede” senaryosu tekrar
sahnelenmeğe çalışıldı ama bu sefer geniş halk yığınları
anlı-şanlı muhalefet liderlerinden daha şahsiyetli tavır
sergileyerek çoğulcu parlementer rejimin daha fazla yara
almasını engellemiş oldular.
Cumhubaşkanının da halk tarafından seçilmesinin yolu kanunen
açıldığına göre, bu seçimlerin akabinde Türkiye birçok
yeniliklere gebedir. İlginçtir, dünyanın en güçlü sanayi
ülkelerinden birisi olan Almanya’da seçimlerin öncelikli
konusu işsizlik ve yeni işyeri yaratma projele olur.
Türkiye’ye baktığımızda, sanki hiçbir geçim derdi olmayan
entellektüellerden oluşan bir toplum ki, onlar sadece
kavramlar ve sistemler tartışması yapar, komplo teorileri
üzerine kafa patlatırlar.
Korkular ve düşmanlıklar üzerine inşa edilen siyasi
düşünceler neticede ülke insanları arasında korku ve
düşmanlıklara zemin hazırlar. Belki sevabı kadar günahı da
olan AKP bu seçimlerden yine tek başına iktidar olmayı
yakalarsa, diğer siyasi partilerimizin bundan çıkarması
gereken dersler olacaktır. Erdoğan’ı başarılı kılan
unsurların başında muhalefet liderlerinin başarısızlığı
gelmektedir.Belki bu seçimlerden sonra başarısız muhalefet
liderlerini sorgulayacak parti içi demokrasinin de yolu bu
vesileyle açılmış olur.
Zamanla fikri birikimi olan ve düşünce üretebilecek seviyeye
gelen insanlar önce o özelliklere sahip olanları okuyarak
kendilerini keşfeder ve daha sonra da, fikir sahibi, düşünce
üretebilen şahsiyetler olarak toplumlarına hizmet verirler.
Şimdiye kadar hep başkalarını okuyan ama kendisine de henüz
dönemeyen Türk aydını için de, bu seçimler son derece yol
gösterici olacaktır. Bu seçimlerden sonra Türkiye eğrisini
ve doğrusunu daha çok tartışarak öğrenme eğilimine
girecektir. Bu süreç birilerinin teşvikiyle hızlanmayacağı
gibi engellemesiyle de yavaşlamayacaktır.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
SAYFA
BASI
|