·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


Ankara’ya Tepeden Bakmak

     Hep Ankara mı bize tepeden bakacak, bu sefer biraz da biz Ankara’ya tepelerden baktık. Bizim Ankara’ya, Ankara’nın bize baktığı gibi “tepeden bakmak” ne haddimize efendim... Biz sadece Ankara’nın Maltepe, Demirtepe, Kocatepe gibi yüksek yerlerinden şehri seyrederken, güneşli bir sonbahara rağmen başkentimizin üzerinde kirletilmiş bir hava tabakasının dolaştığını gördük.  Taşıtlardan ve bacalardan çıkan zehirli dumanların oluşturduğu kirli hava ister-istemez ciğerlerimize iniyor. Bu kirli havadan kurtulmanın yolu; şehri terketmektir. Fakat siyesetin kirlenmesi halinde çıkar yol nedir?.. Ya ahlâk kirlenmesi varsa?.. Ne şehri, ne de ülkeyi bırakıp gitmek çıkar yol değildir. Tam tersine, daha fazla kirlenmenin yayılmasını önlemek isteyenler; temizlik hareketine oracıkta başlarlar. 

     Ne varki Ankara’nın yüksek tepelerinden manzara-i umumiyeyi temaşa edenlerin gördükleri veya görmek istedikleri hem şahıs  hem de bulundukları rakım (konum) itibariyle değişmektedir. Mesela, Kocatepe’den bakanlarla, Çankaya’dan bakanlar arasında iki ayrı dünya kadar farklılıklar olduğu gibi, Bakanlıklar’dan bakanlar da bambaşka bir Ankara manzarası görmektedirler. Bir de vatandaş olarak kalabalıkların içine karıştınız mı, Allah size sabır-selamet versin ve sizi hidayete erdirsin!... Şairin haykırdığı gibi, “durun kalabalıklar!” deseniz de durduramazsınız ve sizi de kimse dinlemez! Kurulu bir çarkın içinde yuvarlanıp giden, kendinden bihaber kalabalık size mihmandarlık yapmaktan çook uzaklardadır, maalesef...

     Ankara bir başkent olarak, yolları, metrosu ve kaldırımlarıyla eskisinden daha düzenli, temiz ve hareketli. Ankara bir siyasî merkez olarak tehlikeli bir dönemeçe girmiş: Gereksiz Cumhuriyet tartışmaları, dinlemekten kına getirdiğimiz Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, fikir yoksunu ve toplumun değerlerini hiçe sayan medyanın kabak tadı veren yönlendirme ve kendisinin dışında herkese hâlâ “vatan haini” gözüyle bakan malûm güruh... Ankara’da atanmışlarla seçilmişlerin kavgası bu sefer başkalarının duyamayacağı (!) sessizlikle derinden derinden devam ediyor. Bir taraftan, AB bizi ne kadar hazmedebilir tartışması yapılırken, kendi içimizde birbirimize karşı hazımsızlığımız bütün şiddetiyle devam etmektedir. İktidarın birçok sahada başarılı ve enerjik bir performans sergilemesine rağmen, hegemonist güçlerin ülkemiz ve bölgemiz üzerindeki orta ve uzun vadeli sinsi planları, politik manevraları, tecrübesiz siyasilerimiz yüzünden bazen tehlikeli bir noktaya varmaktır. Lozan’ı hezimet olarak gören bir Türkiye’de şimdi, Lozan’daki azınlık hakları statüsü mutlaka muhafaza edilmelidir, türünden endişeler varsa, bu durum vahim gelişmelerin habercisidir. İnşallah biz yanılırız.

     Kaldırımlarda akıp giden insan seline baktığınızda, genç ve dinamik bir Türkiye nüfusu dikkatinizi çeker. TBMM’indeki genel manzara da bu yöndedir. Eskilerden kalma birkaç siyasetçinin dışında vekillerimizin genel yaş ortalaması eskilere kıyasla daha gençtir. Dünyaya açılmaktan çekinmeyen ve bu konuda kararlı olan yeni nesil siyasetçi-bürokrat-aydın kesimiyle, statükocu yani değişmez ve değişmeye de niyeti ve cesareti ve feraseti olmayan kafa arasındaki güç kavgası devam ediyor. Bilhassa siyaset-bürokrat-aydın üçgeninde pırıl-pırıl dinamik beyinlerle karşılaştıkça bir Türk vatandaşı olarak güven tazeliyor, Ankara’yı biraz daha fazla sevmeğe başlıyorsunuz. Boynuz kulağı çoktan geçmiştir fakat bu durumu ne kadar daha gizleyebilirler?... Türkiye güzel şeylere olduğu gibi, güzel evlatlara da gebedir. 

     Türkiye kendi medeniyetinin zenginliklerini yeniden keşfetmiştir. Bu ramazan boyunca bilhassa Batılı düşüncenin ve yaşantı tarzının hayatiyet bulduğu, milli-manevi değerlerimizle en çok çatışmanın olduğu büyük şehirlerimizde Osmanlı dönemini aratmayacak derecede iftar sofraları adı altında geriye gelen, aslında inanç kültürümüzdür. Çağdaş medeniyetlerle boy ölçüşmenin yolu da, tarihe gömülmek istenen kimliğimizle ilgili değerlerimizin tekrar günlük hayatımıza geri dönmesinden geçer. 

     Ankara’ya tepelerden baktığımızda, belki de bütün tartışmaların anası olan laik-antilaik ihtilafı başkentten başlayarak memleketin en ücra köşelerine kadar yayılmaktadır. İdeolojisiz kalan düşünce yoksulları, dünyayı gözetim ve denetim altında tutanların da yönlendirmeleriyle, laiklik kavramının arkasına sığınarak onu bir ideoloji haline getirdiler. Bunlardan geri kalmayan belli bir kesim de, dinin kendisini ideoloji olarak algılamaktan geri durmuyor. Bu kavgaların bitmesini beklemek saflık olur. Fakat bu kavgadan er veyea geç ülke gerçeklerini kavramış, dünyayı tanımadan önce kendisini tanımış yeni nesil Türkler üstünlük sağlayarak çıkacaklardır. 

Not. Okuyucularımızın mübarek Ramazan Bayramını şimdiden tebrik ediyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Ankara’ya Tepeden Bakmak
Ali Kılıçarslan
Yeni meclis, eski kafa
Sebahattin Çelebi
kadıköy
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Rumları AB, Kürtleri ABD koruyor...
Yakup Yurt
Ah Mutluluk Ah!..
Prof. Dr. Ümit Özdağ
"Öfke Baldan Tatlıdır"
Veli Kalli
Gurbette Vatan Sevgisi
Mustafa Can
Akıl...Gönül...Şüphe...
Sonra Hayatın Akışı...
Şefik Kantar
Türklerin ve AB’nin geleceği
Ayten Kılıçarslan
A’dan Z’ye plan olsanız ne yazar?
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Orhan Aras
Balık Adam
Hidayet Kayaalp
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Yılmaz Kuzucu
Müstesnalar
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
M. Ali Aladağ
Almanya Seçimlerini Nasıl Okursunuz?
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman  Çaycı
Siyah Çelişkiler
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç