·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


Divan Sohbetleri
Her Perşembe
 -Canlı Yayın-
Saat: 22.00

"türkshow'da"


Türk Halkının Dünya Görüşü

19. yüzyılda kendimizden uzaklaştık. 20. yüzyılın başlarında kaybettğimiz cihan devletinin (imparatorluk) yerine olağanüstü bir gayret ve kahramanlıkla bugünkü Türkiye Cumhuriyeti adlı milli devleti kurduk. Mazisini unutan, hafızasını kaybeden bir millet konumuyla düşündük fakat düşünce üretemedik. Üretemediğimiz düşünce gibi daha birçok ihtiyacımızı ithal yoluyla karşılayarak bugünlere geldik  İktisadi hayatımızın krizli dönemleri, fikir hayatımızdaki çatışmalı (ideolojik) dönemlere rastlar.Cumhuriyet Türkiyesi birçok ihtilal ve muhtıralardan, kanlı gençlik hareketlerinden geçerek bugünlere geldi. . Geldiğimiz bugünler, 21. yüzyılın daha başlangıcı sayılır.

Olağanüstü gelişmeler olmadığı taktirde, içinde bulunduğumuz çağda Türkiye’nin tarihe geçecek en önemli hadiselerinden birisi, AKP’nin 22 temmuz 2007’de aldığı seçim sonuçlarıdır. Şayet bu ülkede olağanüstü durumlar tekrar meydana gelecekse, bu da yine yukarıda zikrettiğimiz seçim sonuçlarıyla bağlantılı, müsbet veya menfi hadiseler olacaktır. Bu yüzyıl, ülkemiz üzerindeki bölünme-parçalanma emellerinin eksik olmadığı sürecin 22 Temmuz seçimlerinden sonra giderek zayıflayacağı bir yüzyıl olacaktır. Millî hafızasını ve geçmişini yeniden keşfetmeğe başlayan bu milletin öze dönüşüne yine bu yüzyıl şahitlik yapacaktır.

Nasıl ki karınca ve kuşlar gibi canlılar üzerinde araştırma yapan ilim, onların hâl ve hareketlerinden netice çıkararak hayatları hakkında bizi bilgilendiriyorsa, insanlık âleminin toplum hareketlerinde meydana gelen değişim ve gelişimler üzerine de, konunun uzmanları bunun ne manaya geldiğinin izahını yaparlar. Başka bir ifadeyle, sosyolojik (beşeri) ve ideolojik (fikri) değişimler toplumun okumuşları tarafından okunur. Türk aydını da, 22 Temmuz 2007 seçimlerini iyi okumak, yerinde tahlil etmekle mükellefdir. Dışarıda Batı ve İslâm dünyasının en çok ilgi ve merakla takip ettiği, medyalarında üzerine yorumların yapıldığı bu seçimler, içerde de Türk aydınını objektif analiz noktasında epey zorlayan bir seçim oldu. Partiler ve parti liderlerinden ziyade, Türk halkının dışarıda ve içerideki olaylara, değişimlere karşı ortaya koyduğu tavır mercek altına alınmalıdır. 

Bu seçimin ortaya koyduğu siyasî tablo, Türk aydınının ezberini bozmuş, elindeki şablonları geçersiz kılmıştır. Bu seçimlerin mağlubu da, galibi de siyasî liderler değil, onların temsil ettikleri dünya görüşüdür. Türk halkının hadiseler karşısındaki önsezisi, küre çaplı gelişmelerde liderlere liderlik yapacak bir performans sergilemesi, çok da alışık olmadığımız yeni bir “21. Yüzyıl Türkiyesi”dir. Onyıllardan beri aşina olduğumuz siyaset liderlerine artık rağbetin kalmadığı, birilerinin işareti veya biryerlerin emrivakisine pabuç bırakılmadığı bir Türkiye’de seçmen, hür iradesiyle zirveye taşıdıklarını gerekirse yine aynı kararlılıkla oradan alaşağı edebiliyor. Geçmişte kendi tahminlerinin ötesinde bir yere taşınan ANAP, DSP ve MHP gibi partilerin daha sonra başına gelenler, yarınlarda AKP’nin de başına gelebilir. 

Bu seçimlerden çıkarılması gereken ikinci önemli husus ise; Türk Halkı’nın dünya görüşüdür. Neredeyse rejim kavgasına dönüştürülen ve Milliyetçilik, Atatürkçülük, Laiklik, Şeriat, Vatanhaini veya Vatanperver gibi kavramların, yerine ve adamına göre bazen savunma, bazen de, saldırı aracı olarak kullanıldığı seçimlerde halk, ülke gereçekleriyle örtüşen bir Türkiye görüşüne öncelik vermiştir. Aynı zamanda devlet ve hükümet yetkililerinin, idarecilerin, liderlerin işini kolaylaştıracak bu halk iradesinin tecelleisini iyi okuyamayan, hakkını veremeyen veya istismara yeltenenler de, öncekiler gibi, çıkarıldıkları zirveden öyle bir alaşağı edilirler ki, bir daha kolay kolay bellerini düzeltemezler.

Türk Halkı’nın ülke gerçekleriyle örtüşen dünya görüşüne gelince... Değişik etnik kökenlerden, farklı inançlardan olsak da, tek millet, tek devletiz. Bundan taviz verdiğimizde milletimiz de, toprağımız da, parçalanabilir. Biz asırlar boyu şimdikinden çok daha fazla ve çeşitli unsurlarla birlikte yaşayabilmenin dünyada en büyük ve en güzel örneğiyiz. Bizi birbirimize bağlayan, yapıştıran, farklılıklarımıza rağmen karşılıklı sevdiren ve saydıran şey, İslam’dr. Türk halkının ülke gerçekleriyle örtüşen bu dünya görüşünü “İslâmcılık” olarak tarif etmek, hem İslâm’a hem de Türk halkına haksızlıktır. Aynı şekilde buna “Milliyetçilik” veya bizim gerçeklerimizle örtüşmeyen “Muhafazakârlık” demek de yanlıştır. Türk Halkı, bütün dayatma ve zoraki yönlendirmelere rağmen, yeniden tabiî mecrasına dönüş hareketini başlatmıştır. Dün olduğu gibi, yarınlarda benzeri olsa da, eşi olmayacak olan bir dünya görüşü, hayat tarzı ki, sadece Anadolu toprakları üzerinde yaşayanlara mahsustur.

Anadolu topraklarında bin yıllık birikim ve oluşumun tezahürü olarak kendini ifade eden bu dünya görüşü, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokrat ve sosyal yapısını benimsemiş, Türk ve Türk-İslâm tarihiyle de kucaklaşan, dünyaya açık, müslüman kimliğini bilhassa Batılı dostları karşısında saklama kompleksi olmayan, içindeki farklılıklarını özümsemiş, aynı zamanda  zengin bir kültürün mirascısı... 21. yüzyılın küreselleşen dünyasında milletimiz yeniden kendini ifade eder ve ülke yeniden şekillenirken, kendisiyle barışık, özgüvenini yeniden kazanmış, kendi değerleri üzerine yükselen bir Türkiye’ye şiddetle ihtiyaç vardır. Milletin bu temayülünü fark edebilenler, yarınların Türkiyesi’nde diğerlerine fark atabilir, farklı olabilir ve ülkemizi de farklı yapabilirler.

(Not: Almanya Türkleri ile ilgili yazımızın son bölümünü bundan sonra siz değerli okuyucularımızın ilgisine sunacağız. Değişiklikten dolayı özür dilerim. M. Aşkar)

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Türk Halkının Dünya Görüşü
İbrahim Selamet
Zincirden kolyeler
Orhan Aras
Türk Don Juan'ı
Ozan Yusuf Polatoğlu
EY 367...
Nuran Yelkenci
İnanç Sömürüsü
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yakup Yurt
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Ayten Kılıçarslan
Buna hakkınız yok!
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Muhsin Ceylan
Öfke’ye öfkelenmemek kolay mı?
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Nasıl bir cumhurbaşkanı
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç