·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


ültürel Bakış
Her Cumartesi
 -Canlı Yayın-
Saat: 20.00-21.45
"türkshow'da"


Tahribat                                                            

Her çağda insanlığı tehdit eden “bulaşıcı hastalıklar” olmuştur. Bu hastalıklardan birisi, fizikî bünyemizi, yani organlarımızı tahrip eder. Umumiyetle solunum, yeme-içme ve beşeri münasebetler yoluyla insandan insana bulaşırlar. Diğeri ise, düşünce yoluyla bulaşır ki, bu da fikir tahribatına sebebiyet verir.

Kanser, AIDS, ruhî gerilim (stres), alkol ve uyuşturucu bağımlılığı gibi günümüz insanının sağlığını tehdit eden belli başlı hastalıkları vardır. Bu tip hastalıkların bile birçoğu fikir yoluyla insanlara musallat olurlar. “Fikri bozuk olanın zikri de bozuk olur”daki gibi, insanın düşünce sisteminde, fikir dünyasında edep, hayâ, ar, utanmak, namus, ahlâk gibi terimlerin belirlediği kırmızı çizgileri yok, günlük lügatından da bu sözcükleri söküp atmış veya onun için bir mana ifade etmiyorsa, hayat tarzını şekillendiren düşünce sisteminin bozukluğu, bünyede meydana gelecek diğer tahribatların zeminini hazırlar.

Tevekkül etmeği, tevekküllü olmayı bilmeyenlerin “stres”den kurtulmaları mümkün değildir. Fransızca’dan dilimize sonradan giren “ar” kelimesi, yüzey ölçü birimidir. Ondan daha önce, belki de İslâm’a girdikten hemen sonra Arapça kökenli bir başka “ar”ımız daha var ki, sadece bu kelime bile bizi, baskın-hakim medeniyetçilerden ayırmaya, aramızdaki farkı belirlemeye yeter. Eğer bir toplum, “ar dünyası”ndan “kâr dünyası”na geçiş yapmış, onu tercih etmişse, o toplumun ar damarı çatlamış demektir.

Merhum Necip Fazıl’ın,”Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir” dediği gibidir: Bilgi-iletişim çağı, internet çağı denilen bu 21.yüzyılda fikrî altyapısı sağlam olmayan, helâl ve haram kavramlarının arasındaki sınırın kaybolduğu fertler ve toplumlar, kir oluğunun akıntılarında boğulmamak için çırpınır dururlar.

Bilgisayara giren virüs misali, düşünce dünyamıza nüfuz eden kirli fikirler, beynimizin en ücra köşelerine kadar girebilmeği başardığında, hem maddî, hem manevî bünyemizde telafisi mümkün olmayan tahribatlar açabilirler. “Çağımızın Vebası” denilen AIDS’in, çocuk pornografisinin, türlü cinsî sapıklıkların, globallaşan fuhuş ticaretinin ve hertürlü uyuşturucunun, fikrî, siyasî, ticarî ahlaksızlığın önüne ancak ahlakî normlarla geçilebilir. Şayet kastettiğimiz ahlak’ın yerine ithal edilen etik oturtulursa, en daniskasından edepsizlik, hayasızlık, arsızlık, ahlaksızlık ve de namussuzluk, “etik bulmadım” şeklinde geçiştirilirse; o kişi veya toplumda, yukarıda sıraladığımız kavramlar, aslî değerlerini ve onlara yüklenen manaları yitirmiş demektir.

Namus kavramını sadece kadının şahsına indirgeyen toplumlar, herşeyden önce erkeğin namussuzluğuna rıza gösteren, onay veren, göz yuman bir seviyesizliğe düşmüş demektir. Bu namussuzluk ve de ahlaksızlık; siyasette, ticarette, düşünce ve beşer hayatında daha belirgin ve tahrip gücü yüksek bir hâl alır.

Kişinin nasıl bir hayat tarzı veya medeniyeti tercih ettiğini, günlük lisanında kullandığı kavramlarla da anlamak mükündür. Arsızlık karşısında ar damarı çatlamayanın bilin ki iç âleminde ciddî tahribatlar meydana gelmektedir. Edepsizlik karşısında utanıp da yüzü kızarmayanlar; “etik”in arkasına sığınanlardır. Etik’in ithal edildiği kültür coğrafyasında, namus mefhumu aslî manasını yitireli beri, değişik bahanelerle bizim namus dairemize saldırılar ardı arkası kesilmeden devam ediyor.

İçimizdeki ve dışımızdakilarla icraat ve fiiliyattaki farklılığımız; belki de aramızdaki perdeyi sınır olarak kabullenişimizdendir. O perde, aynı zamanda bizim mahremimizin, ayıp, haram, utanmak, namus dediğimizin üzerine çektiğimiz örtüdür. Bizi diğerlerinden edepli kılan da odur.

Bu faziletten mahrum kalmışlar için yeni bir fırsat doğmuştur:  Edepsizlere bak, ibret al! Yani, atalarımın dediğine kulak as ve; Edebi, edepsizden öğren!

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mahmut Aşkar
Tahribat
Yılmaz Kuzucu
İslam 2020 – Stuttgart
Hidayet Kayaalp
Demokrasinin çişimi geliyor
Üzeyir Lokman  Çaycı
Siz benim geride bıraktığım yollardasınız
Nuran Yelkenci
Güçlünün Değil Haklının Sözü
Yakup Yurt
İmkansızı olanaklı hale getiren devlet adamı: Bülent Ecevit
Hayrettin Çakmak
İmralı’daki Serçe
Muhsin Ceylan
Öfke’ye öfkelenmemek kolay mı?
İbrahim Selamet
Uludağ Zirve notları (II)
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
M. Ali Aladağ
İki Zirve Arasında
Ozan Yusuf Polatoğlu
AMERİKA.. İSRAİL..
Haldun Çancı
Kırk Katır Mı, Yoksa, Satırları Paket Mi İstersiniz?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Nasıl bir cumhurbaşkanı
Fikret Ekin
Yine İnsan
Ali Kılıçarslan
“Almanca'yı Koruma Yasası” mı?
Ayten Kılıçarslan
Müslüman Kadınlar, Birleşin!
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Orhan Aras
Bizi Hangi Dünyada Öldürüyorlar Kardeşler
Hasan Kayıhan
Ayrılığın Rengi Hüzün
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç