·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BAKIŞ

                   Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de


Toplumun Aynası

Yeryüzünün hakimi insan, bir dişi ve bir erkekten ibarettir. Hepimizin bildiği gibi insanlık zaman içerisinde günlük hayatta kadına ayrı bir rol biçmiştir. Kadının üstlendıği bu rol zaman, şartlar, yaşadığı coğrafya veya aldığı kültüre göre teferruatta değişse bile ana hatlarıyla dünyanın her yerinde hemen hemen aynıdır.

Bizim bugünkü yazı konumuz olan, bizim dilimizde bazen ana, bazen bacı, bazen sevgili veya hatun, bazen de kız dediğimiz, kadındır. Yani, insanoğlunun dişisi... Konumuzu ne ilim adamlarından, ne kadın hakları savunucularından ( Feministler) ve ne de dinlerin kadınla ilgili değerlendirmelerinden alıntılar yapmadan sade bir göz ve sade bir vatandaş gibi tesbit ve düşüncelerimizi sunmaya çalışacağız. Hiç uzağa gitmiyor, hele Türkiye´lere kadar hiç uzanmadan hemen buralardaki genciyle yaşlısıyla ağırlıklı bizim kadınımızı anlatmak istiyoruz.

Ayrı coğrafya ve ayrı bir kültürden gelen insanların değişik bir ortamda yaşantılarını devam ettirirken, bulundukları sosyal düzene ayak uydurmalarını beklemek hem o toplumun ve hem de orada bulunan azınlıkların huzuru açısından gayet tabii bir hadisedir. Aynı şekilde bu azınlıkların kendi kültürlerinden kaynaklanan vazgeçilemeyecek bazı değerler vardırki bu onların da kimlik ve kişilik kazanma haklarıdır. Bu özelliklerin korunması, yaşanması ve saygı görmesi de -insanlık değerlerine verilen önemden dolayı- gayet tabii bir beklentidir. Şimdi biz, çuvaldızı başkasına batırmadan önce iğneyi kendimize batırmak istiyoruz: Bizim, "muhafazakar" ve "modern" erkeğimizin ortak bir özelliği vardır: O, döver söver.. O, emir verir, akıl dağıtır...O´nun sonsuz hürriyeti vardır...

O, istediği gibi harcar... O, sokakta kadınından bikaç adım ileride yürür....

O, çamaşıra, bulaşığa, çoluğa-çocuğa, vesaire vesairelere karışmaz. Kadını da "elinin hamuruyla" kendi işine karıştırmaz....

Çükü o erkektir......

Bunu yaparken her iki tarafın da savunması hazırdır:

Birisi, din ile alakası olmadığı halde "din adına", diğeri erkeklikle alakası olmadığı halde "erkeklik" adına bayrak açar...

Peki bütün bunların karşısında kadınımız ne yapar?

Mesala, zina işleyen koca karşısında kadın ne yapar? 

Kadınımız namus dairesine çekilir. "Kader" diye boyun büker. "Erkektir" diye kabullenir. Bazen dünyası kararırken bazen de isyan bayrağını çeker. Derken evde başlayan huzursuzluk çoluk-çocuğa da sirayet eder. İşin dışındaki zamanını çok gereksiz şekilde harcayan erkeğimizin hatununa, çocuklarına ayıracak pek zamanı olmaz. Hal böyle olunca da, huzursuz bir aile, okulda başarısız öğrenciler ve yuvayı erken terk eden gençler gerçeği ortaya çıkıyor.. "Yuvayı dişi kuş yapar" Fakat erkek kuş da üzerine düşeni yapmaz ise o yuvanın geleceği pek aydınlık olmaz. 

TOPLUMUN AYNASI KADINDIR.

Sevginin, güzelliğin, merhametin, estetiğin ve daha ahlak gibi nice yüksek değerlerin temsilcisi olan kadın bizim dışa yansımamızdır. Yani aynamızdır. Bizim huzurumuz, sevincimiz yerine göre de hüzünümüzdür. Kadınımız ince ruhumuzun sosyal hayattaki en canlı misalidir. Maalesef kadınımıza erkeklerimiz gereken değeri vermiyor veya veremiyorlar. Inançları doğrultusunda "kapalı" giyinenlerimiz var ya... işte onlara ve onların beylerine diyeceğimiz bir çift sözümüz vardır: Genellikle farklı dini inançları olan toplumlarda yaşayan azınlıkların en çok

dikkati çekenleri kadınlar olur. Çünkü kadın hareketleri ve kıyafetiyle taşıdığı inanç kültürünün en canlı örneği olarak dikkat çeker. Erkeğin sakallı veya sakalsız oluşu, takım elbise veya spor giyinmesi pek önemli değildir çünkü her toplumda erkek kıyafeti aşağı yukarı aynıdır. Güzelliğe, zerafete, estetizme, sadeliğe ve bunları bünyesinde toplayan kadına çok değer veren benim inanç kültürümün temsilciliğini (!) bu şekilde yapamıyorsunuz! Ve ey erkekler! Kadınlarınıza, onların giyim ve bakımına kendinizden daha fazla yatırım yapmalısınız! Bununla da yetmiyor, kapalı giyinmek demek - benzetmemi bağışlayın- bazen bir un çuvalını andıran bir giysinin içine kadını sokmak demek değildir. Hele hele sadelikten, zevkten ve ince bir ruhtan uzak, gökkuşağındaki bütün renkleri üzerindeki giysilerde toplamak hiç değildir. Biz böyle zevkten uzak bir kültürün temsilcisi değilizki. Çoğu zaman bizi maalesef dış görünümüşümüzle yargılıyorlar. Bilhassa kadının giysisi baştan aşağı bir şiirdeki ahenk gibi olmalıdır. Sizi, kendileri gibi giyinmediğiniz için "acaip" görenler bile, bir ahenk içerisindeki baş örtünüzden ayakkabınıza kadar olan kıyafetinize gıpta ve takdirle bakmalıdırlar. Ve göreceksinizki sizin zarif dış görünüşünüz hareketlerinize de yansıyacak, daha çok saygı görme ve kabul edilmenin yanı sıra iyi bir temsilci olmanın manevi zevkini tadacaksınız. 

 

Yazarın diğer yazıları:

Dünyanın gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11 eylül ve sonrası
Gönlünüz rahat mı?
Dibe Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar 
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU DOĞUM" VE İNSANLIK 
Dilimiz - Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına Özel"
Odak Noktamızdaki İnsan
Hasbihal - 2
Toplumun Aynası

Hasbihal
Okuyormusunuz?

   

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Editör'den

Selam

Mahmut Aşkar
Medeniyetler çatışması veya tekerrür eden tarih
Şefik Kantar
ABD Hamburg’ u bombalar mı?
Muhsin Ceylan
Eğitim mi dediniz, o da ne?
Ali Kılıçarslan
Uyum mu, Kıyım mı?
Ismail Tüysüz
Türkiye'nin orkideleri koruma altına alınmalı 
Euro Zerr
Fikirler Bayatlar mı?
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı
Abdullah Güler
Toprak Ana