|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|

Anti-Müslüman İdeoloji (2):
Toplumun Ortak Temayülleri
“Başkasına yapılan gayriinsanî muamele, bendeki insanlığı
tahrip eder.”
(İmmanuel Kant)
Türk göçmenlerin nüfusça yoğun oldukları Avrupa ülkelerinde
Anti-Müslüman akımın ideolojik bir özellik kazanmaya
başlamasının iki ana sebebi var: Türklerin kalıcı olmaları
ve ekonominin daralmasıyla işsizliğin artması... Buna
ilaveten daha önce belirttiğimiz gibi, dünyayı yeniden
şekillendirmeğe yeltenenlerin sahneledikleri “Medeniyetler
Çatışması” bağlamındaki dünya çaplı Anti-İslâm ve
Anti-Müslüman oluşum da, bu sürece lojistik destek
sağlamıştır.
“Feindbild Moslem” adlı kitabın yazarı Kay Sokolowsky,
“İslâm Düşmanlığı, ırkçılığın bir başka şeklidir” demesinin
ardından; müslüman aleyhtarı kışkırtıcılığı da, “çok
tehlikeli bir ideoloji” olarak tanımlaması, gün geçtikçe
kıta Avrupa’sında müslüman göçmenlere karşı gelişen
tehlikeye dikkat çekmek açısından önemlidir.
Toplumun ortak temayülleri bugünden sabaha oluşmuyor. İlk
başlarda alaycı, aşağılayıcı fıkralar ve birahnelerde
masabaşı sohbetleriyle başlayan Türk aleyhtarlığı zamanla
‘düşmanlaştırılan müslüman’ fenomenine dönüştü. Meselâ,
Almanya’da yazılı ve görüntülü medyadaki sağ ve sol eksenli
ideolojik tartışmaların yerini bu sefer İslâm’ı hedefleyen,
müslümanı da sağından ve solundan çekiştiren tartışmalar
aldı. Onun sadece dini değil; döneri, bakkalı, seyrettği tv
kanalı, tuttuğu takımı, sakalı, başörtüsü, minaresiz camisi
kadar minareli camisi, aile yapısı, namus telakkisi,
evliliği kadar sokaktaki yürüyüşü de tartışma konusu oldu.
Dünyanın başka köşelerinden gelen kötü görüntülerle kendi
içlerinde onyıllardan beri yaşayan müslümanlar arasında öyle
bir montajlama yapıldı ki, artık yerli vatandaş için bundan
sonra yanıbaşındaki müslüman “kötü”ydü ve her türlü
kötülüğün de müsebbibiydi.
Siz iyisiniz ama “Ötekiler”...
Şu veya bu sebepten dolayı sıkça ve samimi bir ortamda
görüştüğünüz Alman dostlarınızın bile satır aralarında size
hangi zaviyeden baktığını, biraz üstüne gidince de; “Canım
sen öteki Türkler gibi değilsin” türünden biraz şahsınızı
okşarken geri kalan, yani Alman dostunuzun ‘Öteki Türkler’
dediğini hangi kategoride değerlendirdiğini anlıyor ve
rahatsız oluyorsunuz.
Anti-Müslüman-Türk akımının ne derece kök saldığına ve Alman
toplumunun en aşağı katmanlarına nasıl empoze edildiğine,
tanık olduğum bir karşılaşmadan kesit: Eşimin hastane
ziyaretine gittiğimde, oda arkadaşı birazca yaşlı bir Alman
kadının da hâl-hatırını sormuş, sohbet etmiştim. Daha
sonraki ziyaretlerimde biraz daha dostane sohbetimizden
yaşlı kadının mutlu olması bizi de sevindirmişti. Birkaç gün
sonra yaşlı kadınla kısa sürede samimi olan bizim hastamız
da taburcu olduktan sonra, oda arkadaşı Alman’la aralarında
geçen sohbetlerden bazı anektodlar aktardı: Bizim aile
fertlerini ve aramızdaki bağları çok beğenmiş. Benim için;
senin kocan diğer Türklere benzemiyor, demiş. Alman bayan,
bizim ailenin dindarlığına karar verirken, muhtemelen
hanımın başörtüsünü ölçü olarak almış olmalı ki, biraz
hiddetlenerek; “...ama siz, biz Almanları da
müslümanlaştırmak istiyorsunuz” demiş.
Sonuç:
-Anadolu insanının sıcaklığı ve efendiliği karşısında
önyargıları ve soğukluğu eriyen Alman dostumuz bu sefer de;
siz ötekilere benzemiyorsunuz, diyor. O hâlde “ötekiler”in
de yerli halkla doğrudan sıcak temasa geçebilmelerinin
yolları aranmalıdır.
-Sizin adetlerinize, dinî değerlerinize olan hassasiyetinize
gıptayla bakan ve yakından tanıyınca takdir eden Alman,
önceden pompalanan Anti-Müslüman-Türk propagandanın
tesirinin tezahürü olarak hâlâ; “Siz Türkler bizi
müslümanlaştırmak istiyorsunuz” diyorsa, bu menfur
ideolojinin geniş halk yığınları üzerinde tesirinden ürkmek
ve derhal karşı tedbirini almak gerekir.
Şahsen beni en çok korkutan ve bir o kadar da ciddiye
aldığım kötü haber; burada yetişen çocuklarımız ve
gençlerimizin bire bir yaşadıklarıyla ilgili, günlük hayatın
içinden haberlerdir. Türk ve Müslüman kesime duyulan
antipatiyi, nefreti, kini, dışlamayı, aşağılamayı, çocuklar
ve gençlerin tavırlarından, yorumsuz aktardıkları
haberlerden, duydukları rahatsızlık ve dışlanmışlık
duygusundan çıkarabilirsiniz. Arkadan gelen eğitimli
nesillerin yerli topluma niçin mesafeli durduğu son
zamanlarda hep gündemdedir. Bu son derece tehlikeli bir
gelişmedir ve asıl sebebi; dışlanmaktır. Tarafların,
toplumun selameti, gelecek nesillerin huzuru ve Almanya’nın
yüce menfaatleri uğruna birlikte çözüm üretebilmeleri için,
Türkler nihayet saklandıkları siperlerinden çıkmalıdırlar!
Sen de mi Hâkim Bey?
Caminize minare yaptırmaya kalkışınca; “Bunlar bizi
İslâmlaştıracaklar!” vaveylasıyla hevesinizi daha
kursağınızdayken boğarlar. Yerli toplumla biraz yakınlaşma,
diyalog emareleri belirince, Almanya’nın en kalabalık Alman
ve göçmen (Türk) nüfusuna sahip olan Kuzey Ren Vestfalya
Eyaleti’nin Anayasa Mahkemesi Başkanı Hâkim Michael Bertrams
gibi birisi aslî görevini unutarak, hıristiyan yerli halkı
müslüman azınlığa karşı adeta kışkırtır.
Betrams, bir konferansta Protestan Kilisesi’ne mensup
Almanlara; İslâm’ın ilerlemesine karşı açıkca tavır almaları
tavsiyesinde bulunduğu konuşmasının devamında şu telkinlerde
bulunuyordu: “Sizden birkısmınız bundan 75 yıl önce Nazilere
ve devlete olan sadakatlarından dolayı onlarla işbirliği
yapan “Alman Hıristiyanlar”a karşı durduğu gibi, bugün de
Protestanlar, Almanya’da İslâm’a yakınlaşmalara (açılıma)
direnmelidirler.( 1) ”. Bir taraftan ırkçı Nazilerin hışmına
uğrayan Almanya müslüman azınlığı, diğer taraftan da,
adaleti sağlamakla yükümlü bir üst düzey devlet memuru,
ülkesindeki müslümanları, İkinci Dünya Savaşı’na sebep olan
ve milyonlarca insanın katili Naziler kadar tehlikeli
gördüğünü beyan ediyor.
Merve El-Şerbini’yi mahkeme salonunda bıçak darbeleriyle
katleden Alman Alex W.’nin avukatı Veikko Bartel diyor ki;
“Zanlının niçin öldürdüğünü sorgulamak için bu ülkenin
toplum koşulları dikkate alınmalıdır. Müvekkilim tek başına
fanatik bir yabancı düşmanı mıdır? Belki... Fakat bu aynı
zamanda İslâm’ın siyasette ve medyadaki görüntüsüdür.(3)”.
Fatura yine İslâm’a kesildi! Avukat Bartel; Almanya’nın
medyasına ve siyasî dünyasına yansıtılan İslâm, zaten
yamultulmuş, çarpıtılmış, deforma edilmiş, dinden ziyade bir
“canavar”a benzetildiğinden, siz de bizim canimize anlayış
gösterin, demek istiyor. Katilin avukatı kendi müvekkilinin
pozisyonuna haklılık kazandırmaya gayret sarfederken, hiç
uzaklara gitmesine gerek yok: Hâkim bey Protestanlara
hitabında, şu müslümanları durdurun, dememiş miydi?
Ve böylesi üst düzeyden gelen, en üst perdeden yapılan
kışkırtıcılık karşısında, bırakın yer yerinden oynamasını,
şu entelektüellerin cirit attığı ve ondan da beteri,
“Müslüman Üst Kuruluşlar”dan geçilmediği Almanya’da kimsenin
kılı bile kıpırdamıyor.
“Almanya’da salgın hastalık gibi yayılan müslüman
nefreti”
“Aslında minare inşasının yasaklanması üzerine oylama
yapılacak, fakat tartışma İsviçre’nin “İslâmileştirilmesi”
üzerine başladı.” ( 3) haberinden iki farklı netice
çıkarabilirsiniz:
a) Anti-Müslüman ideoloji toplumun kılcal damarlarından en
ücra noktalarına kadar ulaşmış ve kollektif şuuru ülkedeki
müslüman azınlığa karşı harekete geçirmiş. Minare yapımı
için müsaada girişimini bile, “Müslümanlar İsviçre’yi
İslâmlaştırıyor!” olarak çarpıtırken, yerli halkı da buna
inandırabilmişler.
b) Oturduğunuz koltukta önce biraz gerilir, kasılır, yani
gururlanırsınız. Minare inşası için girişimde bulunanlar
Türk olduklarından ve siz de kendinizi tarif ederken; “Önce
Türk sonra müslümanım” diyenlerden olduğunuzdan, Türklük
tarafınızın kabardığını hisseder, İsviçre’yi şehir şehir,
kasaba kasaba düşüren Fatih’in torunlarıyla iftihar eder,
değilse; siz, “Ben önce müslümanım sonra ...” cümlesiyle
kendini tanımlayanlardan olduğunuzdan; önce derinden bir
“Elhamdülillah” çeker, ardın da, “Demek Almanya’daki
müslüman kardeşlerimizin Almanya’yı fethettiklerini
kendilerine örnek alan İsviçre’deki din kardeşlerimiz de
İsviçre’yi ele geçirmek üzereler...” diyerek koltuğunuzda
biraz daha gerilirsiniz.
Yazık ki sizin bu gerilmeleriniz, böbürlenmeleriniz,
hadiselere bigâne kaldığınızdan, nadanlığınıza delâlettir!
Böylesi size sadece düşmanlarınız değil, kargalar bile
gülerken, dostlarınızın ağladıkları kesin...
Bir toplumun bazı örfî veya kültürel yönlerini eleştirmek
başka, o değerlerin tamamını karalamak ise bambaşkadır! Batı
Avrupa Türkleri veya Müslümanları o kadar karalandı ki,
neredeyse çamur atılmamış yer kalmadı.
Yazar Kay Sokolowsky’nin dediği gibi; “Bu korkunç olay,
Almanya’da salgın hastalık gibi yaygınlaşan bir nefretin
ifadesidir. Fakat bu husumetin kendisi ve giderek yayılması
üzerine en iyisi kimse konuşmak istemiyor.(4)”. Ama nihayet
biz konuşmalıyız! İçtimaî bünyenin kılcal damarlarına kadar
nüfuz edebilen bu nefret dalgasının önüne geçilmelidir. Batı
Avrupa Türkleri, “ağzı var ama dili yok” bir topluluk
olmaktan kurtulmalı ve kendisini yine kendisi ifade etmeli,
anlatmalı ve tanıtmalıdır. Hakkınızda yalan yanlış konuşan
sıradan vatandaşa engel olamazsınız... Gazetedeki her yanlış
ve uydurma habere tekzip gönderemezsiniz... Sizi
olduğunuzdan farklı gösteren, tarif eden yorumlar, resimler,
sayısız makaleler, cilt cilt kitaplar karşısında
yapılabilecek fazla birşeyiniz yoktur... Fakat kendinizi
ifade edebilir, sizi siz tanıtabilirsiniz... Bunun için de
savunma hatlarından artık çıkmanız şarttır! Sizin “bilir
kişi”niz, “uzman”nınız yine ya siz, ya da sizden olmalıdır!
0
Eğer şimdiden köklü ve uzun vadeli tedbirler alınmazsa,
ileride Anti-Müslüman ideolog ve demogoglarının
kışkırtmaları kıta Avrupa’sındaki Türk/Müslüman varlığını,
etno-kültürel çatışmalara varacak derecede tehdit edecektir.
1: Hermann Horstkotte, Die Zeit, 8.10.2009
2: Gisela Friedrichsen, Spiegelonline, 26.10.09
3:
Philippe Zweifel, Wo beginnt die Islamisierung?/ Tages
Anzeiger, 28.10.2009
4: “Feindbild Moslem (Düşman Müslüman)” kitabının yazarı Kay
Sokolowsky ile Eren Güvercin’in yaptığı söyleşi (internet:
grenzgängerbeatz), 2.11.09
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Anti-Müslüman
İdeoloji (2):
Toplumun Ortak Temayülleri
Anti-Müslüman
İdeoloji
Eğrisine
Doğrusuna Sarrazi
Müslümanı
İslâmîleştirmek
İslâmcı
Açılış, Milliyetçi Kapanış (3):
‘Armani Milliyetçileri’ ve ‘Cardin Müslümanları’
İslamcı
Açılış, Milliyetçi Kapanış (2)
İslâmcı
Açılış, Milliyetçi Kapanış (1)
SAYFA
BASI
|