|

Divan Sohbetleri
Her Pazar
Saat: 20.00
"türkshow'da"
Ülkemin Deve Kuşları
Küreselleşen dünyada ilmî-teknolojik
gelişmelerin başdöndürücü hızı kadar beşerî-iktisadî hayat
da o denli gelişerek değişiyor. Bu gelişmeler karşısında
beyhuda direnenler, ayak sürükleyenler ve ayak
uyduramayanlar, yani zamanında tedbirini alamayanlar,
kaybeden tarafdır. Ehliyeti olmadığından otomoboli gereksiz
gören veya bilgisayarda yazamadığı için el yazısını daha
muteber bilenlerin durumu, toplum olarak daha mekanik çağdan
makina çağına geçememişlerinkine benzer.
Dünyanın ücra köşesi kalmadı artık. Didik didik canlı ve
cansızıyla mercek altına alınmadık, inceleme-araştırma
yapılmadık köşe kalmadı dünyada. Bundan dolayıdır ki,
“bakire”liğine son verilen dünyanın cazibesi de kalmadı. Bu
manâda, dünyamızın ırzına geçildi dense yeridir. Onun için
insanoğlu yeni bakireler peşinde başka gezegenleri elde
etmeğe çalışıyor. Bazen Hindistan, bazen Banelgdeş, bazen
Hollanda, bazen de Amerika’dan yükselen sese dünya kulak
kabartıyor. İnsanı aydınlatan, ufkunu genişleten, çözüm
üreten her düşünce küreselleşen dünyada anında karşılık
buluyor, değer görüyor. Çağımızın okur-yazar insanı artık
dünya ölçekli; milletlerüstü düşünceler üreten aydınları
okuyor ve dinliyor.
Ezcümle; dahil olmak için başvurmadığımız yol, denemedğimiz
metot bırakmadığımız ama bir türlü de ulaşamadığımız, bizim
dışımızdaki dünya bunlarla meşgulken, bizim seçkinlerimiz ne
yazıyor, ne koşuyor ve nereye bakıyor? “Dost başa, düşman
ayağa bakar” diyen bir atasözümüz, bugünkü Ankara
manzarasını anlatmada işimizi kolaylaştırıyor: Siyaset,
bürokrat ve aydınlarımız birbirinin gözüne bakarak değil,
ayaklarına bakarak konuşuyorlar. Hatta kerhen/siyaseten
selâmlaşmaları bile bu türdendir. Elin siyasetçisi değil
ülkesine, dünyaya matuf siyasî projeleri sunarken, âlimi
yeni “Nobel”ler peşindeyken, bürokratı görevinin
başındayken, bizimkiler birbirlerinin ayaklarına bakıyor,
birbirlerine ayak bağı oluyor ve ayak basacakları zemine
karşılıklı tuzaklar kurarak devleti paylaşırken aslında
parçalıyorlar. Başlarını ayağa bakmaktan kaldırıp başa
baksa, gözgöze gelseler, kavgalı olmaktan utanıp
barışacaklar, ülke de onlarla birlikte barışacak.
Başlarını yukarıya kaldırsalar, Ankara’nın biraz ötesindeki
memleketi de görecekler. Ülkesini görebilenler dünyayı da
görmeğe başlayacak. Dünyayı görenler, bir onlara bir de
kendine bakacak ve yaptığından, bulunduğu daha doğrusu
durduğu yerden utanacak. Direnmeği maharet sayanlar, onlar
değişti ama bakın ben hiç değişmedim diyen (bizim)
durağanların bundan utanacaklarını sadece temenni ediyorum
ama ümitvar değilim. Su bile dura dura kokuşmaya başlar. Bu
fikrî durgunluk, zihnî durgunluğu da beraberinde getirdi ki,
ülkemizde fikir kokuşmasının özünde bu yatmaktadır.
Memleket manzarasına girerseniz, ruhunuz daralır, ufkunuz
kararır, oradakiler gibi siz de ya kendi ayak ucunuzu veya
en fazla karşıtınızın ayağını görürsünüz. Aşağılara
bakmaktan aşağılaşır, ayaklara bakmaktan ayaklanırsınız. Bu
“ayaklanma”, netice itibariyle ya isyana, başkaldırıya ya da
çiğnenmeğe, ezilmeğe dönüşür. Bugün ülkemizde dünden beri
devam eden kavganın özünde “ayak” ile “baş” meselesi
yatmaktadır. Bu bazen düşüncesiz başın cezasının ayağa
yüklenmesi, bazen de, baş’ın ayağa düşmesidir.
Kuşgillerin içinde en büyük kuş olması hasebiyle olsa gerek,
o dev gövdesini saklamak niyetine kafasını kuma sokan kuşa
“deve kuşu” deniliyor. Kenardan baktığınızda, milletler
tarihinden gelen ihtişamıyla birlikte, dünyanın en hassas ve
önemli bölgesinde dev bir ülke Türkiye’yi görürsünüz.
Kenardan baktığınızda birşey daha görürsünüz: O dev gibi
ülkenin başına, deve kuşu beyinli başlar musallat olalı
beri, kendi büyüklüğününden korkan ve onu gizlemğe çalışan
devekuşlarını...
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Ülkemin
Deve Kuşları
Batı’yı
Okuyup Doğu’yu Anlamak
Emin
Marketin Yahyası
Çarpıtılan,
Kirletilen Değerler
Ahlâk
Kirlenmesi
Göç
Sürecinde Kültürel Kimliğin Oluşumu
Türk
Olmasın da....
İslâm’ı
Avrupalılaştırmak ya da...
Seçkinler
ve Halk
Hüseyinleşmek
(3):
Haktan ve Halktan Yana Olmak
Hüseyinleşmek
(2):
Hayatın İki Tezatı
Hüseyinleşmek
Dinamiklerimizi
Dinamitlemek
Treni
Yine Kaçırdık
Görmemişin
Oğlu
Aşk
Medeniyeti
Türk
Olabilmek ve Türk Kalabilmek
Nasıl
Bir Türkiye?
Bölünen
Benim, Memleket Değil!
Yeni
Bir Dönem Başlarken
Savunma
Hattındaki Türkler
SAYFA
BASI
|