A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de



Divan Sohbetleri
Her Pazar
Saat: 20.00

"türkshow'da"




Ülkemin Deve Kuşları
                                                                                                

     Küreselleşen dünyada ilmî-teknolojik gelişmelerin başdöndürücü hızı kadar beşerî-iktisadî hayat da o denli gelişerek değişiyor. Bu gelişmeler karşısında beyhuda direnenler, ayak sürükleyenler ve ayak uyduramayanlar, yani zamanında tedbirini alamayanlar, kaybeden tarafdır.  Ehliyeti olmadığından otomoboli gereksiz gören veya bilgisayarda yazamadığı için el yazısını daha muteber bilenlerin durumu, toplum olarak daha mekanik çağdan makina çağına geçememişlerinkine benzer.

Dünyanın ücra köşesi kalmadı artık. Didik didik canlı ve cansızıyla mercek altına alınmadık, inceleme-araştırma yapılmadık köşe kalmadı dünyada. Bundan dolayıdır ki, “bakire”liğine son verilen dünyanın cazibesi de kalmadı. Bu manâda, dünyamızın ırzına geçildi dense yeridir. Onun için insanoğlu yeni bakireler peşinde başka gezegenleri elde etmeğe çalışıyor. Bazen Hindistan, bazen Banelgdeş, bazen Hollanda, bazen de Amerika’dan yükselen sese dünya kulak kabartıyor. İnsanı aydınlatan, ufkunu genişleten, çözüm üreten her düşünce küreselleşen dünyada anında karşılık buluyor, değer görüyor. Çağımızın okur-yazar insanı artık dünya ölçekli; milletlerüstü düşünceler üreten aydınları okuyor ve dinliyor.

Ezcümle; dahil olmak için başvurmadığımız yol, denemedğimiz metot bırakmadığımız ama bir türlü de ulaşamadığımız, bizim dışımızdaki dünya bunlarla meşgulken, bizim seçkinlerimiz ne yazıyor, ne koşuyor ve nereye bakıyor? “Dost başa, düşman ayağa bakar” diyen bir atasözümüz, bugünkü Ankara manzarasını anlatmada işimizi kolaylaştırıyor: Siyaset, bürokrat ve aydınlarımız birbirinin gözüne bakarak değil, ayaklarına bakarak konuşuyorlar. Hatta kerhen/siyaseten selâmlaşmaları bile bu türdendir. Elin siyasetçisi değil ülkesine, dünyaya matuf siyasî projeleri sunarken, âlimi yeni “Nobel”ler peşindeyken, bürokratı görevinin başındayken, bizimkiler birbirlerinin ayaklarına bakıyor, birbirlerine ayak bağı oluyor ve ayak basacakları zemine karşılıklı tuzaklar kurarak devleti paylaşırken aslında parçalıyorlar. Başlarını ayağa bakmaktan kaldırıp başa baksa, gözgöze gelseler, kavgalı olmaktan utanıp barışacaklar, ülke de onlarla birlikte barışacak.

Başlarını yukarıya kaldırsalar, Ankara’nın biraz ötesindeki memleketi de görecekler. Ülkesini görebilenler dünyayı da görmeğe başlayacak. Dünyayı görenler, bir onlara bir de kendine bakacak ve yaptığından, bulunduğu daha doğrusu durduğu yerden utanacak. Direnmeği maharet sayanlar, onlar değişti ama bakın ben hiç değişmedim diyen (bizim) durağanların bundan utanacaklarını sadece temenni ediyorum ama ümitvar değilim. Su bile dura dura kokuşmaya başlar. Bu fikrî durgunluk, zihnî durgunluğu da beraberinde getirdi ki, ülkemizde fikir kokuşmasının özünde bu yatmaktadır.

Memleket manzarasına girerseniz, ruhunuz daralır, ufkunuz kararır, oradakiler gibi siz de ya kendi ayak ucunuzu veya en fazla karşıtınızın ayağını görürsünüz. Aşağılara bakmaktan aşağılaşır, ayaklara bakmaktan ayaklanırsınız. Bu “ayaklanma”, netice itibariyle ya isyana, başkaldırıya ya da çiğnenmeğe, ezilmeğe dönüşür. Bugün ülkemizde dünden beri devam eden kavganın özünde “ayak” ile “baş” meselesi yatmaktadır. Bu bazen düşüncesiz başın cezasının ayağa yüklenmesi, bazen de, baş’ın ayağa düşmesidir.

Kuşgillerin içinde en büyük kuş olması hasebiyle olsa gerek, o dev gövdesini saklamak niyetine kafasını kuma sokan kuşa “deve kuşu” deniliyor. Kenardan baktığınızda, milletler tarihinden gelen ihtişamıyla birlikte, dünyanın en hassas ve önemli bölgesinde dev bir ülke Türkiye’yi görürsünüz. Kenardan baktığınızda birşey daha görürsünüz: O dev gibi ülkenin başına, deve kuşu beyinli başlar  musallat olalı beri, kendi büyüklüğününden korkan ve onu gizlemğe çalışan devekuşlarını...

 
 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Ülkemin Deve Kuşları
Batı’yı Okuyup Doğu’yu Anlamak
Emin Marketin Yahyası
Çarpıtılan, Kirletilen Değerler
Ahlâk Kirlenmesi
Göç Sürecinde Kültürel Kimliğin Oluşumu
Türk Olmasın da....
İslâm’ı Avrupalılaştırmak ya da...
Seçkinler ve Halk
Hüseyinleşmek (3):
Haktan ve Halktan Yana Olmak

Hüseyinleşmek (2):
Hayatın İki Tezatı

Hüseyinleşmek
Dinamiklerimizi Dinamitlemek
Treni Yine Kaçırdık
Görmemişin Oğlu
Aşk Medeniyeti
Türk Olabilmek ve Türk Kalabilmek
Nasıl Bir Türkiye?
Bölünen Benim, Memleket Değil!
Yeni Bir Dönem Başlarken
Savunma Hattındaki Türkler
 

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
Ülkemin Deve Kuşları
Yakup Yurt
SIK SIK SEÇİM, BELÇİKA’DA ZORLAŞTI GEÇİM…
İbrahim Selamet
İHH İnsani Yardım Vakfı
Muhsin Ceylan
Zirveden görünenler
 ve bir istifa
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç