UTANMAK
Bu yazımızı "Kadına
Özel"in devamı da kabul edebilirsiniz.
Bugünkü beyin cimnastiğimizi
başlıkta kullandığımız
kelimeden hareketle
bir yere oturtmak istiyoruz. Utanmak kelimesi, başka
dillerde başka kelime-
lerle ifade edilse bile,
taşıdığı mana itibariyle
aynı yere çıkar. Yanlız, bizim
kültürümüzde "ayıp" olan
şey başka kültürlerde pek de "ayıp"
olmayabiliyor.
Biz, ayıp olan şeyden utanırız
veya ayıp kategorisine dahil ettiğimiz bir
fiiliyatı
utanç vericiliğe de yorumluyabiliriz.
Toplumun meseleleri veya toplumu meydana getiren
fertlerin sosyal çıkmazla-
rına bir çıkış yolu ararken
veya gösterirken, o insanların ortak ahlaki
değerleri
mutlaka dikkate alınmalıdır. Aksi
takdirde siz de insanlığın ahlak
ölçülerini tah-
rip edenler kervanina dahil olursunuz.
Anam Almanya`ya henüz yeni gelmiştir. Babamla
beraber tren istasyonunda bek-
lemektedirler. Biraz ileride biri kız
diğeri erkek iki genç birbirlerine sarmaş
dolaş.
Anamın gözü birara onların olduğu
tarafa kayar ve mevcut manzarayı görür görmez
başını çevirirken babamı da
ikaz eder: Bey, gel bu tarafa gidelim. Gençler
utanmasın.
Aslında utanan onlar olamaz çünkü bu
fiiliyat o gençler için gayet normaldır. Gayri-
ihtiyari baktığından dolayı
utanan annemdir. Annemin ahlaki değerlerine göre
utanan,
toplumun ortasında bu fiiliyatı
işleyenler olmalıdır. Ayıp eden
utanmayınca, onun
yerine ayıpı gören utanmıştır.
Bazen okuduğunuz bir yazı, bazen gördüğünüz
bir resim onu yazan veya koyanları
utandırmaz ama siz bundan dolayı hicap
duyar, utanırsınız.
İşte bizim ahlak ölçülerimiz burada
kendini gösterir. Sınır burada başlar
veya yerine
göre burada biter.
Bazı konular vardır; Eğer konunun
ehli değilseniz , irdelediğiniz takdirde ya
altından
çıkamazsınız veya kaş
alırken göz çıkarırsınız.
Başka bir tabirle ağzınıza gözünüze
bulaş-
tırırsınız. Bazen de
hastasına teşhis koymadan yanlış
reçete veren doktorun durumuna
düşersiniz.
Karı-koca münasebetlerinde bizim toplumumuzun
büyük bir kesiminin aydınlatılmaya
ihtiyacı olduğuna biz de inanıyoruz.
Fakat bizim utandığımız, ayıp
dediğimiz şeyler
ekranlara, gazete-dergi sayfalarına
taşınmamalıdır. Edep ölçüleri
içinde bilgi verilmelidir.
Utanmadan okuyabileceğimiz,
seyredebileceğimiz seviyede olmalıdır.
Burada esas olan, bir ailenin iki temel
taşı olan karı-kocanın mutlu bir
yuva kurması ve bunu devam ettirmesidir. Bunun için
herşeyden önce o insanlarda alt yapının
oluşması şarttır.
Yani, gereken eğitimi almış
olması, evliliğe hazır olması,
birbirlerini sevmesi gibi.
Efendim, ben geçimini topraktan temin eden bir
aileden geliyorum. Toprağı, önce birkaç
kez evirir çevirirdik. Taşını-keseğini,
yaban otlarını temizlerdik. Sonra da
besmeleyle tohum
toprağa verilirdi. Belli bir zamana kadar da
zamanında çapasını yapar, suyunu
verirdik.
Ve zamanı gelince de mahsülü alırdık.
Bilmem anlatabildim mi?
askar@turkpartner.de
|